Osmanlı şeyhülislamı ve divan şairi

Asıl adı Abdulkadir Hamidi’dir. Isparta’da doğmuştur. Hamid sancağından olduğu için bu lakabı almıştır. Zeyrekzade Muid’in asistanı oldu. Öğrenimini gördükten sonra çeşitli devlet görevleri alan Hamidi Efendi, sonra uzun süre kadılık yaptı. İstanbul Kadılığı’na kadar yükseldi. Daha sonra Kazasker ve 1542 yılında da Şeyhülislam oldu. Daha sonra Bursa’ya yerleşen Hamidi Efendi, Musa Baba denilen mevkiide mescid ve medrese yaptırmıştır. Mevlevi tarikatından idi. Hayatının son yıllarını Bursa’da geçiren şair, 955/1548 yılında Bursa’da yaşamını yitirdi. Gömütü de, yaptırdığı medresesinin yanındadır. Bazı şiirlerinde Kadiri mahlasını da kullanmıştır. Kına kullandığı için, çocuklarına Kınalızade denilmiştir.

Sehi Bey, dönemin önemli bilginlerinden olan şairin Tevarih-i Al’i Osman adlı bir kitabı bulunduğunu yazar. Fıkıh ve bazı ahlak ile ilgili makaleleri olan Hamidi Efendi’nin şiirleri de vardır. Bunlardan bir ikilik şöyledir;

“Hançerin üzere düşüp vermediği can anı

  Canı andan sakunur sanma sakınır anı”

“Halka gibi kimsenin kapısına urma kulağa

  Bakma hem sayen sarayından yana revzan gibi”

(GÜLDESTE, s. 307-309; BURSALI TAHİR I, s. 257; KÜTÜK I., s. 14; KAMUSU’L-ALAM, s. 3086; Mecdi, İst. 1269, s. 441-443; Ataİ, İst. 1268, s. 186; SİCİLİ OSMANİ III, s. 345; SEHİ BEY, s. 74; LATİFİ, s. 255-257; HASAN ÇELEBİ II, s. 793-795; BEYANİ, s. 79; RİYAZİ, ?FAİZİ; İLMİYE SALNAMESİ, s. 364-367)