Sessiz salgın!

Sessiz salgın!
- A +

 

Sessiz salgın: Antibiyotik direnci

 
Covid-19 bitecek ama o geleceği de tehdit ediyor, adına ‘sessiz salgın’ deniyor... Antibiyotik kullandığınızda iyileşmek yerine durumunuz daha da kötü hale gelirse? İşte tam da buna sebep olan bir hastalıktan bahsedeceğiz size.
 

Isabelle Carnell-Holdaway, 2017'de hayatı boyunca katlandığı kistik fibrozis onu akciğer nakli yaptırmaya zorladığında sadece 15 yaşındaydı.

Kistik fibrozis; doğumdan itibaren solunum, sindirim ve üreme sistemlerini etkileyen kalıtsal bir hastalık. Hastalar, akciğer dokularına zarar veren enfeksiyonları önlemek için her gün antibiyotik kullanmak durumunda. Isabelle de akciğer nakli sonrası doktorunun yönlendirmesi ile antibiyotiğe başladı.

Ancak bir şeyler ters gidiyordu. Kullandığı antibiyotikler Isabelle’e iyi geleceğine vücudunda enfeksiyona neden oldu. Ameliyat yarası kızardı, cildi yaralarla doldu. Kullandığı ilaçlar ise hiçbir şekilde işe yaramıyordu. Doktorlar işte o zaman anladı: Isabelle’de antibiyotik direnci vardı.

Son çare olarak bakterileri enfekte eden bir virüs olan bakteriyofaj tedavisi uygulanmasına karar verildi. Bakteriyofaj tedavisi uygulanmaya başlandıktan sonra haftalar içinde yaralar iyileşti ve Isabelle sonunda ayağa kalktı.

ÖNLEM ALINMAZSA YILDA 10 MİLYON KİŞİ ÖLECEK


Yaygın olarak uygulanması zor olsa da bugün faj tedavisi, antibiyotik direnci felaketiyle savaşmak için uygulanan birkaç stratejiden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Uzmanlar, dünya çapında her yıl antibiyotik direncinden 700 bin kişinin hayatını kaybettiğini tahmin ediyor. ‘Sessiz salgın’ olarak adlandırılan bu hastalık için hiçbir şey yapılmazsa, 2050 yılından itibaren yılda 10 milyon kişinin hayatını kaybedeceği anlamına geliyor. Bir başka deyişle, Covid-19 nedeniyle şu ana kadar yaşanan ölümlerin sayısının 2,6 milyon olduğu düşünüldüğünde, antibiyotik direncinin sonuçları yıllık bazda koronavirüsün dört katı olabilir.

Koronavirüse yakalanırım endişesi antibiyotik kullanımını arttırdı
Bu kadar çok can kaybına neden olan antibiyotik direncini daha yakından tanımak için Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Profesör Doktor İftahar Köksal’ın kapısını çaldık, hurriyet.com.tr’ye özel bilgiler aldık.

"Acil eylem planları oluşturulmazsa basit enfeksiyon ve yaralanmalar bile ölüme sebep olabilecek" diyen Köksal, antibiyotik ilaçların alımında dikkat edilmesi gereken noktalara dair de önemli uyarılarda bulundu.

Antibiyotik direnci ne demek?

Antibiyotik direnci, hastalık etkeni bakterilerin, tedavi amacı ile kullanılan antibiyotiklere karşı geliştirdikleri defanstır. Her canlıda olduğu gibi bakterilerin de yaşama ve türlerini devam ettirme iç güdüsü vardır. Kendilerini ortadan kaldıracak tehlikeyi fark ettikleri zaman hemen değişik mekanizmalarla kendilerini korumaya alırlar. Bu da karşımıza direnç ve tedavide başarısızlık olarak çıkar.

Antibiyotikler normalde vücutta nasıl çalışıyor? Direnç durumunda neler oluyor?

Deri, mukozalar, barsaklar, genital bölge gibi bölgelerde bulunan ve normal flora ya da mikrobiyota olarak adlandırılan bakteriler, sindirimin düzenlenmesinden, K vitamini sentezine ve derinin korunmasına kadar vücudun yararına olan pek çok işleve sahiptir. Ancak bu mikroorganizmalar yerleri değiştiğinde hastalık yapabilirler. Bir de vücutta bulunmayan ve dışarıdan alınan bakteriler vardır. Antibiyotik kullanırken en kritik nokta vücudun koruyucu bakterilerine zarar vermeden, hastalık etkeni bakterileri ortadan kaldırabilmektir.

Öte yandan şunu da belirtmekte fayda var ki, antibiyotikler dünyada ve ülkemizde en fazla tüketilen ilaçlar. Dünya genelinde antibiyotik tüketimi son 15-20 yılda yüzde 36’lık bir artış göstermiştir. Zira antibiyotikler pek çok ülkede reçetesiz satılabiliyor, tedavi ve profilaksi kılavuzlarına uyulmuyor.


Dünya çapında antibiyotik direnci sebebiyle her yıl 700 bin kişinin vefat ettiği tahmin ediliyor? Bu rakamlar bize neyi gösteriyor?

Dünyada her yıl yaklaşık 700 bin, ABD'de ise 30 bin kişi antibiyotik dirençli enfeksiyonlardan hayatını kaybediyor ve bunun yanında milyonlarca dolar harcama yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa için bu rakamları 25 bin kişi ve 1,5 milyon dolar olarak tahmin ediyor.

Acil eylem planları oluşturulmazsa antibiyotik sonrası çağa geçilecek, basit enfeksiyon ve yaralanmalar bile ölüme sebep olabilecek. Yeni antibiyotikleri keşfetmek çok yüksek maliyet gerektiren ve uzun zaman alan bir süreç. Oysa bakteriler 20 dakika gibi çok kısa bir sürede logaritmik olarak çoğalabiliyor ve direnç kazanabiliyor.

Antibiyotik direncinin önüne nasıl geçebiliriz?

Ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede antibiyotik kullanımının yüzde 30’dan fazlasının gereksiz olduğu kanıtlanmış durumda. Tüm dünyada antibiyotikler, en fazla üst solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları ve ishaller için kullanılıyor.

Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında ne yazık ki antibiyotik tüketiminde birinci sırada yer alıyor. Konunun bir de maddi boyutu var. Ülkemizde ilaç harcamaları içerisinde antibiyotikler ilk sırada yer alıyor. Eğitim seviyesi, sosyal ve kültürel etkenler ile ekonomik faktörler kullanımda belirleyici rol oynuyor.

Hem hastanede hem de ayakta hastalarda antibiyotik kullanımının kontrol altına alınması, toplumun bilinçlendirilmesi, hekimlerin eğitimi, kampanyalar gibi yöntemlerle kullanımın azaltılması, antibiyotik direncinin de önüne geçmemizi sağlayacaktır.

 

Antibiyotik direncinin önüne geçmek için alınabilecek bazı önlemleri şöyle sıralayabiliriz:

Antibiyotikler gerçekten ihtiyaç olduğunda reçetelenmeli ve sadece reçete ile kullanılabilmeli, reçetesiz alım yasaklanmalı,
Hastalar arasında ‘Bana iyi geldi sana da iyi gelir’ düşüncesi ile antibiyotik paylaşımı yapılmamalı,
Bakteriyel enfeksiyondan şüphelenildiğinde, uygun örneklerden kültürler yapılmalı ve tanı doğrulanmalı,
Ülkesel acil eylem planı uygulanmalı,
Antibiyotik dirençli enfeksiyonların izlemi yapılmalı,
Enfeksiyon kontrol önlemlerine uyum teşvik edilmeli,
Doğru antibiyotik kullanımı için uygulamalar ve yaptırımlar geliştirilmeli,
Mevcut direnç durumu hakkında geri bildirim yapılmalı,
Yeni ilaç, aşı ve tanı yöntemleri geliştirilmesi teşvik edilmelidir.
Antibiyotik direnci sadece insanları mı etkiliyor?

Hayır, sadece insanlarda değil, tarım ve hayvancılık sektöründe de antibiyotiklerin yoğun ve yanlış kullanımı sonucu ortaya çıkan antibiyotik direnci bugün dünya çapında en önemli sağlık tehditlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor.

Uygun olmayan antibiyotik kullanımı doğayı ve çevreyi de tehdit ediyor ve çevre kirliliğine neden oluyor. Dirençli bakteriler toprakta ve hayvanlarda da bulunuyor ve gıdalar yolu ile insanlara bulaşıyor.  Hayvan yemlerinde gereksiz antibiyotik kullanımı, et süt gibi hayvansal gıdalarda antibiyotik bulunmasına yol açıyor ve sağlığı tehdit ediyor.

Sonuç olarak bilinçsiz antibiyotik kullanımı sadece insanlar için tehlike oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda denizleri, akarsuları, toprağı, hayvanları yani tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Yani ciddi bir çevre kirlenmesi ve canlılar için tehdit oluşturuyor.

İnsanlar bilinçsiz antibiyotik kullanmasa bile tavuk gibi yediği gıdalardan gelen antibiyotikle direnç oluşturabilir mi?

Eğer o tavuğun yeminde antibiyotik varsa tavuğun bakterileri direnç geliştirebilir. Örneğin barsak enfeksiyonuna neden olan salmonella ve şigella bakterileri iyi pişirilmeden tüketilen tavuk etinden bulaşır. Eğer o tavukta bu bakteriler varsa insanlara da bulaşabilir. Bu bakteriler birçok antibiyotiğe dirençli olabilir ve bunun nedeni hayvan yemlerinde gelişi güzel antibiyotik kullanımıdır. Gıdalardan gelen antibiyotikler insanlarda koruyucu mikrobiyatanın bozulmasına neden olurlar.

Yorum Ekle

İlgili Haberler