Yol haritası geçmişte saklı!..


Her anıyla muhteşemdi 2009/2010 sezonu. Şehrin, tüm katmanlarıyla o eşsiz ruhu yaşadığına şahit olduk.



Başarıyı sürdürülebilir hale getirememiş olmanın nedenleri ayrı bir tartışma konusu.
Ancak o sürece baktığımızda, Bursaspor'un 7'den 70'e herkese bambaşka duygular yaşattığı bir gerçek.
Geçen 11 yıllık süreç, yapılan hatalar, alınan yanlış kararlar, asla göz ardı edemeyeceğimiz dış mihraklar ile geldiğimiz nokta tam anlamıyla felaket.
O dönemi hatırlıyorum da;
Ziyaretçi akınına uğrayan, gündemden düşmeyen, herkesin ama herkesin bir şekilde bu başarılı sürecin kıyısında köşesinde, yanında yamacında kendine bir yer edinmeye çalıştığı Bursaspor'a bugün bakıyoruz, yapayalnız kalmış.
3 sezondur içinde bulunduğu sancılı ortamdan kurtulma mücadelesi veren yeşil beyazlı takımın bugün formasında göğüs reklamı yok.
Meseleyi iki türlü ele almak istiyorum.
Birincisi, insanlar neden kulübe destek olsun ki düşüncesi?
İkincisi, insanlar kulübe neden destek olmuyor düşüncesi?
Birincisinden başlayacak olursak;
Yazıya şampiyonluk sezonu ile giriş yaptım ama biraz daha geçmişe götürmek istiyorum sizi.
Bursaspor Lig A'ya düştüğünde ilk senesinde çıkamamıştı biliyorsunuz.
Dördüncü olarak Süper Lig'in kıyısından dönmüştük.
Ardından yönetim değişikliği yaşanmış, göreve Levent Kızıl gelmişti.
Son derece başarılı bir süreç geçiren Kızıl, o dönem sadece saha içini değil saha dışını da çok başarılı bir şekilde yönetmişti.
Tecrübeli hoca Raşit Çetiner'i teknik direktör koltuğuna oturtmuş, kadroyu da ligin üstünde transferler ile kurmuştu.
Nitekim doğru hamlelerin yanı sıra, maya da tutmuş, şampiyon olarak Süper Lig'e yükselmiştik.
Levent başkan, aynı doğru hamleleri saha dışında da yapmıştı.
Bir gün kulüpte oturduğunu hatırlamam. Her kapıyı çaldı, herkesi ziyaret etti.
Belki amiyane tabir olacak ama ardına aldığı medya ordusu ile birlikte kalktı Bursaspor için herkesin ayağına gitti.
Forma hediye etti, rozet taktı, flama götürdü.
Bursaspor'un içinde bulunduğu durumu anlatırken diğer yandan gönül aldı.
Yani daha önce belki de hiç çalınmayan kapıları çaldı.
İnsanları onore etti.
İş insanı kimliği bir yana insanlar Bursaspor başkanını ağırlamanın, aynı zamanda medyaya konu olmanın da hazzını yaşadı.
Hatırlanmak mutlu etti insanları.
Çünkü kapılar hep bir takım istekler için çalınmıştı ya da telefonlar para için çalmıştı.
Bu durum çok sık tekrar ettiği için de insanlarda bir "Yine mi Bursaspor" algısı maalesef ki oluşmuştu.
İşte o dönemki bu nazik hamleler, saha içindeki başarı ile birleşince şehir tüm katmanlarıyla havaya girdi.
Yani özetle olay tek başına başarı ile de ilintili değil.
Temas son derece mühim...
İşte belki de insanları üst üste yapılan yönetim yanlışları, başarıdan uzak saha performansları, sürekli yardım talep edilen bir ortamın içine çekilme durumu yoruyor.
Bahsettiğim şey siyaset değil, lütfen öyle anlaşılmasın.
Atkılılardan da bahsedeceğiz günü gelecek tabii... Ama hangi atkılılardan gayet iyi anladınız.
O yüzden Bursa'ya "Ben Bursaspor'a vaktiyle çooook destek verdim, artık yeter" diyen 'bıkmışları' yeniden kazanmalı, yeniden bu çemberin etrafında toplamalıyız...
Ki örneği varken bunu güncelleyerek hayata geçirmek asla zor değil.
Şampiyonluk dönemi ve sonraki sezonda da şehri kucaklama adına mükemmel organizasyonlar yapıldı.
Bu konuda Ertuğrul Sağlam müthiş bir önderlik örneği göstermişti zira...
Misal her hafta ya da belli periyotlarla taraftara açılan idmanlar hem şehri hem futbolcuları motive eden etkinliklerdi.
Okul ziyaretleri, söyleşiler, imza günleri de cabası...
Okul demişken, bakın küçücük çocukları kaybediyoruz. Ailesi İstanbul takımını destekleyen Bursasporlu çocuklardan, annesi babası Bursasporlu olduğu halde rotasını malum takımlara çevirmiş çocuklar olduğuna çokça şahit oldum şu süreçte.
Çünkü çocuk başarıyla büyülenir, temasla etkilenir.
İşte o yüzden birinci şık için bu gibi atılımlar yapmak biraz mesai gerektirir ama güzel dönüşler verir.
Gelelim ikinci şıkka...
İnsanlar neden Bursaspor'a destek olmaz konusuna...
Bu şehir dağı ile denizi ile tarihi geçmişiyle kültürel mirasıyla ve sportif alandaki gözbebeği Bursaspor ile kocaman bir bütün.
Birini diğerinden ayrı tutmak mümkün değil.
Karşı çıkan elbet olacaktır; neticede bu benim görüşüm.
Ancak bu şehrin havasını soluyan her bireyinin şehrin değerlerine tümüyle sahip çıkması gerektiği gerçeğini savunurum hep.
Bunlardan biri de Bursaspor...
Bursaspor başarılı olursa şehir de olur. Bu şehrin takımı Süper Lig'de mücadele ederse sen de o seviyeye yükselirsin.
Bu şehrin takımı Avrupa arenasına çıkarsa bu nimetten sen de nasibini alırsın.
Bu şehrin takımı kazandıkça, maddi manevi (ki işin manevi boyutu başlı başına bir yazı konusu) sen de ihya olursun.
Yaşamadık mı o günleri?
Göğsümüzü gere gere gezdiğimiz, gururla yürüdüğümüz o unutulmaz günleri.
Her köşe başında yapılan o keyifli Bursaspor sohbetlerini...
O günlere yeniden dönmek hayal mi sanıyorsunuz?
Asla değil.
En kötü anda bile umudumu yitirmedim, inatla yitirmeyeceğim de...
İsteyen, iyi niyetten öleceğimi sansın.
Ama etraflıca düşünelim ve yeter ki büyük fotoğrafı birlikte görelim.
İsimlere takılı kalmadan, göğsümüzü gererek yürüdüğümüz günlere ulaşmak için önce kalpleri kazanalım sonra da bu takımın tam kalbine isabet eden o boşluğu dolduralım...

Yorum Ekle