Yerel Hukukun Yetersizliği ve Startuplar


Ülkemizin değerleme bakımından en büyük şirketi artık Trendyol. Son yılda, yalnızca birkaç sene önce kurulmuş pek çok teknoloji girişimi, yüz yıllık sanayi şirketlerinin büyük kısmını yine değerleme bakımından geride bırakmayı başardı.



En önemli ham maddeleri ise, yirmili-otuzlu yaşlarda ve çoğunlukla bu ülkenin vatandaşı olan insanlarımız. Ancak hukuki düzenin kendini yenilememesi, bazı sorunlara yol açıyor.

Bir girişimin ilk kuruluş zorluklarından belki de en önemlisi, para. Bu nedenle ki, girişimin daha ilk haftadan çalışan ve danışman ücretleri ile boğuşmaması adına, bu kişilere “hisse” sunması gerekiyor. Kilit çalışanlara hisse sunulması, ABD ve Avrupa girişim dünyasında sık başvurulan bir yöntem. Ancak ülkemizde doğrudan ve tartışmasız uygulanabilir, somut bir hukuki altyapısı mevcut değil. Doğrudan bir “hisse senedi opsiyonu (stock option)” düzenlemesi olmadığı için, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerine başvurarak yöntem aranıyor. Örneğin, belirli bir zamanda hisselerin çalışanca kazanılması için opsiyon sözleşmeleri yapılıyor.

Hisseler ile ilgili opsiyon düzenlemeleri ve diğer hak tanımlamaları, varlık sahibi gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde yasal kabul gören hususlar. Örneğin tag-along ve drag-along denilen (katılma ve katma hakkı) hukuki enstrümanlar, pay satışı işlemi esnasında diğer hissedarların hisselerinin de aynı koşullarla transfer edilmesini düzenleyebilmektedir. Bu sözleşmelerde hissedarlara daha baştan “hisseyi satma yükümlülüğü” getirirsiniz. Ancak ülkemizde hissedarı hissesini satmaya hukuken zorlayamadığınız için, bu sık uygulanan global hukuki düzenlemeler geçersiz olabilmektedir ve yalnızca tazminat sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.

Bu gibi yatırım sözleşmelerinde ve devamında, yabancı uyruklu kuruluşlar, yabancı hukukun sözleşmeye uygulanmasını (çoğunlukla İngiliz) ve yargılamanın mahkeme değil, tahkim yoluyla çözümlenmesini düzenliyorlar. Denk geldiğim, geçen sene verilmiş bir mahkeme kararımızda, çalışana maaş değil hisse opsiyonu verilen ve yabancı hukuk uygulanması yönünde sözleşme var olan olayda, iş mahkemesinin “sanki hiç böyle bir sözleşme yokmuş gibi” işçilik alacak ve tazminatlarına karar verdiğini gördüm. Ancak ne var ki istinaf mahkemesi bu kararı bozmuş ve aradaki sözleşmenin dikkate alınması gerektiğine karar vermiş.

Konu oldukça geniş. Ülkemizin girişim ekosistemi hiç olmadığı kadar güçlü ve kararlı. Son rakamlar da bunu açıkça gösteriyor. Bunu destekler nitelikte ve dünyayla paralel regülasyonlar, elbette ki girişimlerin önünü daha çok açacaktır.

Saygılarımla

Yorum Ekle