Yeni ekonomik tedbirler yeterli mi?


Değerli okurlarım, bir çoğunuzun bildiği gibi bu sütunlarda mesleki konularda yazıyorum. Özellikle yılda bir defa ekonomik konuda ve ülkenin durumu ile ilgili yazı yazıyorum. Ama bu defa bir istisna yapacağım.



Yazıyı yazdığım şu anda $=11,4866 TL. Euro=13.0337 TL. bandına inmiş durumda. Bundan birkaç gün önce dolar 20 lira sınırına varmış, euro ise bu sınırları geçmişti. Bütün ülke varsa yoksa dolar ve euro ile yatıp kalkıyordu. 43 yıldır aynı kahveye gider, tavla oynarım. Burada özellikle siyasi konuda görüşme yapmamaya çalışıyorum. Arkadaşlarım da bilirler. Ama son günlerde herkes ne olacak bu dövizin hali, ne olacak bu ekonomi diye etrafımda dolaşmaya başladılar. 
Ekim ayında bir şeyler yazmıştım desem de korkunç bir baskı altında kalıyordum. Hatta, çok sevdiğim halde tavla oynamayı bile bıraktım ve kahveye gitmeyi aksatmaya başladım. Her ne kadar bizim kahve Burhan Felek’in kahvesi gibi olmasa da çok güzel insanlarla dolu. 
Çok şükür hükümet bir takım tedbirler aldı da şimdilik rahatladım. Ama hala kahveye gitmedim. Cumartesi günü gitmeye niyetliyim, bakalım ne gibi tepkilerle karşılaşacağım, çok merak ediyorum. İnsanlar alınan bu kararlara inanmış mı inanmamış mı göreceğiz. Eğer inanmamışlarsa spekülasyonlar yakında yine başlar diye düşünüyorum. 
Hele hele bürokratlar, kararların uygulanmasında, faiz ve kur düzenlemelerinde bir tembellik yapar da uygulamaları geciktirirse kıyamet kopar.
Bu ülkede ben birçok krizler yaşadım. Yazımda biraz onlardan bahsedeceğim ama, önce en son bir olayı anlatmak isterim. 
2020 yılı içinde idi zannediyorum, alınan birtakım tedbirlerden sonra yurt dışından spekülasyon yapanlar, özellikle ödemelerin Türk parası ile yapılması kararı karşısında Londra’da %1000 gecelik faiz uygulanmış ve Türkiye büyük ölçüde kara geçmiş, yabancılar belki ilk defa zarar etmişti. 
Fakat bankacı arkadaşlarımdan ne olduğunu, yapılanları nasıl bulduklarını sorduğumda hiç ummadığım tepkiler almıştım. 
Hiç iyi olmadı Cevdet bey, hiç iyi olmadı abi. Bu adamlar bunun intikamını alırlar. Eyvah yandık, yandık da yandık diye konuşmalar, büyük bir üzüntü. 
Sonuçta gördük ki, önce bir şekilde Merkez Bankası başkanları görevlerini o günkü gibi cesurca yapamadılar veya yapmadılar, görevden alındılar, gelenler de başarılı olamadı. Oysa Merkez Bankası’nın elinde birçok silahlar vardı. Bu arada Türkiye de hem sıcak hem soğuk savaşın içinde idi. Çok şükür ki bu alınan kararlar şimdilik tutmuş gibi görünüyor. 
Ancak aklıma gelenleri de söyleyeyim

1. Erken öten horozun başı koparılır. Biz de Türkiye olarak erken ötmeyelim, Türkiye vatandaşları olarak erken konuşmayalım, sonucu görelim ve tedbirlere uyalım. 
2. Kurbağa gibi şişinip patlamayalım. 
3. İthalat ihracat dengesini gözetelim, özellikle yarı mamulü ülkemizde üretecek kapasiteye sahip olup da 3-5 kuruş kar için üretimden vazgeçip ithalatını yapan işadamları yaptıklarına dikkat etmelidir. Elbirliği ile çalışırsak vahşi karlar ve vahşi kapitalizmden vazgeçersek cari açık kesinlikle biter.
4. Tekrar gerek etrafımızdaki ülkelerle ve gerekse diğer ülkelerle iyi ilişkilerimizi artırmalıyız. 
5. Afrika ve Türk ülkeleri açılımını çok doğru buluyorum. 
6. Silah sanayiinin daha da gelişmesi için yapılan çalışmaların devamını diliyorum. 

Geçmişte, 1957 devalüasyonunu, 1960 darbesini, 1971 darbesini, 1980 darbesini, 28 Şubat örtülü darbesini ve gezi olayları darbe kalkışmasını yaşadım, aradaki devalüasyonları yaşadım. 1994-2001-2008 krizlerini yaşadım ve Türkiye de yaşadı ama ülkemiz bütün bu olumsuzlukları aştı. Yaşadıklarımı bir şekilde paylaşacağım her halde. 
Ülkemiz, benim yaşadığım süre içindeki krizleri insanlarımızın çalışkanlığı ile nasıl atlattı ise bu krizi de aşacaktır, aşmalıdır. 
Merkez Bankası ve devletin ekonomik kurumları içten ve dıştan gelecek her türlü olumsuz davranışlara karşı tetikte olur ve hemen karşı tedbirleri alırsa, şimdi alınmış olan yeni ekonomik tedbirler inşallah ülkeyi düze çıkaracaktır. 

Yorum Ekle