YENİ EKONOMİ MODELİ


“Düşük faiz, yüksek kur modeli” bitti. 20 Aralık 2021 akşamı sayın Cumhurbaşkanımız ekonomik kararları açıkladı.



Daha kararlar tam anlaşılamadan dolar, Euro, altın gibi bütün yatırım araçlarında ani kur ve fiyat düşüşleri yaşanmaya başlandı. Ve birkaç saat içinde TL dolar karşısında 6 lira değer kazandı. TCMB’ın 15 günde 5 müdahale ve 6 milyar 144 milyon dolar bozarak yapamadığı, bir gecede 4 saat içinde, bankalar ve piyasalar kapalı iken oldu.

Yıllar öncesinin bir uygulaması gündemimize giriyor. “Dövize endeksli mevduat.” Bu sistemde, TL ya da döviz olarak mevduatta duran paranızın getirisi değişmeyecek. Vadeli hesap açtığınız günkü döviz kuru ile vade sonu kuru arasındaki fark hesabınıza defaten ödenecek. Yani döviz kurunun getirisi kadar ilave Faiz alınacak. Bankanın verdiği faizi banka, döviz kuru farkını devlet yani halk ödeyecek. Sitemin benzeri daha önce 1970’lerde uygulanmış. O zamanki adı DÇM (Dövize Çevrilebilir Mevduat). Rahmetli Özal Milliyet Gazetesi'nin 17 Eylül 1989 tarihli haberinde uygulamayı 'bilgisizliğin vesikası' olarak nitelendirip şunları söylüyor: "İnşallah gençlerimiz bundan ders alır. Bir daha böyle hesapsız kitapsız hatalar yaparak, gelecek nesilleri zor taşınan yük altına sokmazlar. 84-89 arasında bu ödemeleri yapmasaydık aile başına herkese 1 milyon TL para ödeyebilirdik. 9 bin ilave okul, 900 orta boy fabrika, 500 hastane ve 4 bin km otoyol daha yapardık. 100 bin insan iş sahibi olabilirdi. İşte geçmişin hatalarının bir topluma ne kadara mal olduğunun basit bir bilançosu budur."

Önemli diğer karar, İhracatçının dövizlerine ileri vadeli bir kur uygulanacağı kararı. Bu kararın detayları henüz çok belli değilse de bir teşvik olduğu belli. Bilindiği üzere Dünya Ticaret Örgütü, serbest rekabetin korunması gerekçesi ile kendisine üye devletlerin İhracatçı firmalarına teşvik uygulamasını yasaklamıştır. Mesela Yunanistan’ın şikâyeti ile, soruşturma açılıp, ciddi cezalar uygulanabilir. Buna rağmen 1997 krizinde özellikle Asya ülkelerinin benzer teşvikler uyguladığı ve bu yolla kısa sürede İhracatlarını önemli oranda arttırdıklarını biliyoruz. Bizde de rahmetli Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde İhraç edilen ürünün kilosu üzerinden gizli bir teşvik uygulanmış, belirli bir fayda sağlanmış ancak ciddi istismarlara uğramış ve kaldırılmıştı. Hayali İhracatları hatırlarsınız. Bu yöntemle İhracatçının fark ödemeleri de devlet yani halk tarafından yapılacak.

Henüz ne olacağı bilinmese de sayın Cumhurbaşkanı yastık altında 5 bin ton altın bulunduğundan bunun değerinin 280 milyar doları bulduğundan, ekonomiye kazandırılması için yöntem çalışmaları yaptıklarından ve KDV’de yeni düzenlemeler düşündüklerinden söz etti ki gerçekten önemli konular. Eğer yapılırsa detayları önümüzdeki günlerde netleşecek.

Bu kararların ekonomideki güven sendromunun tedavisinde etkili olup olamayacağı kısa sürede görülecektir. Açıklamanın yapıldığı saatlerden hemen sonra ve birkaç saat içinde tam olarak anlaşılamamış kararların böylesine sert bir kur ve fiyat düşüşüne neden olması çok doğal görünmese de oldu. Çünkü bakıldığında bu tedbirler ekonomiye dönük yapısal bir reform içermiyor. Nasıl bir kaynakla finanse edileceği, getireceği riskler de belli değil. Hazine yani devlet ödeyecek deniyor ancak bütçede karşılığı yok. Ayrıca bütçe öngörülen 278 milyar 374 milyon lira bütçe açığı ile yeni onaylandı. Borçların azaltılmasına dönük bir çalışma değil tam aksine ilave borç gereksinimi getiriyor, borçlanma faizlerinde bir avantaj sağlamıyor, uluslararası finansörleri ikna etmekten uzak, Türkiye’nin uluslararası kredi risk primi (CDS) yükselmeye devam ediyor. 23 Aralık 2021 itibari ile 623,9. Bir istikrar ve hedef vaat etmiyor. Dövize endeksli mevduat uygulaması, yalnızca TL’de geçici bir rahatlama sağlayacak gibi görünüyor. Ancak bu örtülü ve ucu açık faiz uygulaması ve olmayan paradan yapılacak ödemeler yüksek enflasyon riski taşıyor. Bir konuda şu. Büyük çoğunluk insanımızın bir mevduat ya da birikim edinme şansı olamıyor. Ve ekmek alırken, temel gıda ürünlerini temin ederken, elektrik, su, doğalgaz faturalarını öderken dolaylı vergiler ödüyorlar. Yani devletin parası onların da parası. Ancak bu sistemle onların parası ile mevduat sahibine, ihracatçıya destek verilecek. Yani fakir daha fakir zengin daha zengin olacak. Rahmetli Özal’ın sözlerine bakınca devlette kaybedecek. Bu işin tek kazananı %14 ile mevduatını arttırıp ve %30 ile kredi veren bankalar olacak gibi görünüyor.

Eminiz ki sayın cumhurbaşkanımız bütün riskleri görmüş ve değerlendirmiştir. Umuyor ve diliyoruz ki daha refah ve huzur dolu vatandaşlar için hayırlı bir başlangıç olsun.

Yorum Ekle