Yassıada’da bir gün…


Artık Demokrasi ve Özgürlük Adası olarak anılan Yassıada müzesinde Tanzimat’tan Cumhuriyet’in kuruluşuna dek Türk siyasal hayatının özeti; darbeler ve darbe teşebbüsleri ile Menderes’in yaşamı, yargılandığı salon, odası gibi temsili mekanlar da yer alıyor.



Yassıada Cumhuriyet tarihimizin acılı bir dönemin simgesi.  Geçtiğimiz pazar günü Büyükşehir Belediyesi organizasyonuyla, belediye bürokratları ve meclis üyeleri aileleriyle birlikte Yassıada’ya gittiler. Ben de Yassıada ziyaretine katılanlar arasındaydım. (Normalde Bursa’dan ulaşım yok. BUDO ile gittik. Kadıköy’den sabah teknelerle geliniyor ve saat 16.00’da da dönülüyor. 
27 Mayıs darbesiyle birlikte dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakanı Adnan Menderes ile birlikte tutuklanan bakan ve Demokrat Parti milletvekilleri Yassıada’ya getirilerek burada hapsedildi.

Yargılanmalarına 14 Ekim 1960 tarihinde yani tam 61 yıl önce bugün başlandı… 1960 darbe sürecinde 395 milletvekilinin yanı sıra aralarında eski Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un da olduğu 592 kişi yargılandı.
Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Emin Kalafat, Agah Erozan, Ahmet Hamdi Sancar, Bahadır Dülger, Baha Akşit, İbrahim Kirazoğlu, Nusret Kirişçioğlu, Zeki Erataman, Osman Kavrakoğlu ve Rüştü Erdelhun olmak üzere 15 kişi hakkında idam kararı verildi.


Yargılama sürecinde Menderes’e çok eziyet edildiği, aylarca başına nöbetçi dikilerek uyutulmadığı, ailesiyle baş başa görüşmesine izin verilmediği, odasında sürekli ışık yakıldığı, intihara teşebbüs ettiği halde iyileşmeden “İyi olduğuna dair rapor” verilerek idam edildiği biliniyor.

Millî Birlik Komitesi 13 evet; 9 hayır oyu ile oy çokluğu ile 15 idam cezasından Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam edilerek infazına karar verdi.  Ancak Celâl Bayar'ın cezası, 65 yaşının üstünde bulunması sebebiyle müebbet hapis cezasına çevrildi.

Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de Yassıada’da; Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de İmralı Adası'na getirilerek orada idam edildi…

Velhasıl… Yassıada kanlı bir adadır.

Tarihinde acı, işkence, eziyet vardır. Yassıada'ya bu olumsuz duygularla gittim…
(Yassıada’yı gördüğümde olumsuz duygularıma yenileri eklendi… Drone ile çekilen fotoğraflarına baktığınızda ne demek istediğim tam anlaşılacak. Ada zaten küçücük bir şey; ama betonlaşmış; bazısı otel olmak üzere çok sayıda bina yapılmış…)

Eğer Menderes, Zorlu ve Polatkan asılmasalardı, birkaç yıl içerisinde serbest kalacaklardı.
İşte tam da bu ve bu gibi nedenlerle idam cezasının kaldırılmasına kesinlikle karşıyım. Zira idam cezasının telafisi yok! 

Rahmetli kayınpederimi çok severdim. Çok iyi bir insandı. 1960 darbesinden sonra orduda albay iken emekliliğini isteyip ayrılmıştı.

Ve hep Menderes, Polatkan ve Zorlu için “Asılmaları gerekmezdi. Hapis cezası verilseydi” derdi.  Üstelik de Demokrat Partili falan da değildi, ölene kadar da CHP’liydi.

İstanbul’dan adına bir şekilde ulaşıp kapısına gelen gazetecilere tek bir kelime etmedi, görüşmeyi reddetti. Yaşadığı sürece yıllarca hizmet verdiği orduyu zora düşürmemek için basına hiçbir açıklama yapmadı.

Ama benimle konuştuğunda “Bir ülkede Cumhurbaşkanlığı yapmış, Başbakanlık yapmış, ülkesini dünyada temsil etmiş, halkın seçtiği insanlara çok eziyet yapıldı... Kişiye saygın yoksa da makamına saygın olmalıydı” derdi…

Pek çok şeye tanık olmuştu; “Ahhh, ah, bu gözler neler gördü, bu kulaklar neler duydu! Ama elimden hiçbir şey gelmedi” diye hayıflanırdı.  Tanıklığını kendisiyle birlikte, öbür dünyaya götürdü.

Yassıada görülmesi gereken bir yerdi… Gittim, gördüm… “En kötü demokrasi bile darbeden bin kat iyidir” şeklindeki düşüncem bir kez daha pekişti…

MEDİCABİL’DEN ANLAMLI SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından bu yana meme kanserinde erken teşhisinin önemi ve meme kanseri farkındalığının vurgulanması amacıyla 1-31 Ekim tarihleri arası Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı olarak belirlendi…  Bu nedenle ekim ayına meme kanseri simgesi olan pembe kurdeleye binaen pembe ay da deniyor.

Aslında meme kanseri az da olsa erkeklerde de görülüyor.  Kirişçi Kızı Çıkmazı’nda komşu büyüğümüz olan rahmetli avukat İrfan Özdemir de eşi gibi  meme kanseri olmuştu ve her ikisi de  atlatmıştı.  Erkeklerde görülen tüm kanserlerin yüzde 1’ini meme kanseri oluşturuyor.  Kadın ve erkek arasındaki oran ise 150’ye 1!
Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık yüzde 25’i meme kanseri.

Çeşitli kaynaklara göre; Kovid salgınından kanser taramalarında ülkemizde yüzde 80 oranında azalma oldu; takip ve teşhisteki en büyük azalma ise yüzde 51,8 oranıyla meme kanserinde!
İşte bu nedenle, içinde bulunduğumuz Ekim ayında meme kanserine yönelik farkındalık çalışmalarının önemi daha bir öne çıkıyor.

Bursa Özel Medicabil Hastanesi Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyor.

 Bursa Kanserle Savaş Derneği iş birliğinde İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkılarıyla yürütülen çalışmada kadınların yoğun olarak bulunduğu fabrikalara, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına gidilerek bilgilendirme çalışması yapılıyor.
Ümit Ecemiş’in başkanlığını yürüttüğü Bursa Kanserle Savaş Derneğigönüllüsü, meme kanseri tedavisi gören kadınlar, hastalıkla mücadele deneyimlerini paylaşıyor.

 İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Hemşiresi Elif Pişkin de kadınlara kendilerini nasıl muayene edeceklerini öğretiyor.

Medicabil Hastanesi genel cerrahi uzmanlarından Op. Dr. Coşkun Özer meme kanseri teşhisi ile en son tedavi yöntemlerini anlatıyor.   Medicabil Hastanesi’nin sahadaki gülen yüzleri Nesrin Gülen ve Feray Bültesosyal sorumluluk projesinin takipçisi konumundalar.

Proje kapsamında Bursa Eczacı Odası ve Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin yanı sıra Harput Holding, Limon Catering, Bursa Eczacı Odası, Selsa Otomotiv, Ena Tekstil, Akwel, Demoplastik, gibi işyerlerinde kadınlara yönelik bilgilendirme, bilinçlendirme çalışması gerçekleştirildi. Özellikle fabrikalardaki kadınlar farkındalık etkinliğine büyük ilgi gösterdi. Farkındalık çalışması Ekim ayı sonuna kadar sürecek.

Halen Medicabil Hastanesi Müdürü olan Bursa eski İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan’ında farkını bu sosyal sorumluluk projesine yansıttığını düşünüyorum. Zira halkın sağlığı açısından bu sorunu en iyi bilen kişiler arasında yer alıyor. (Yeri gelmişken Dr. Özcan Akan’a da yeni görevinde başarılar diliyorum.)

Kadınlara yönelik koruyucu sağlık alanında Meme Kanseri Farkındalık ayına dair böyle anlamlı bir projeyi hayata geçirdikleri için Medicabil Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Ömer Faruk Bilgen ve diğer hastane yöneticilerini kutluyorum.

 

Yorum Ekle