VENEZUELLA


Dünya’da faizlerin en yüksek olduğu ülke, %45.34 faiz veriyor. Venezuella, yaklaşık 40 ay hiperenflasyon koşullarında yaşamış.



 2019 yılını %9585 enflasyonla kapatmış. 2020 enflasyonu %3000. Merkez Bankası 2021 Ocak enflasyonunu %46,6 olarak açıklamış. Enflasyonun nedeni olarak kronik kur artışını gösteriyorlar. ABD Dolar kuru 2020 başında 53 bin iken, yıl sonunda 993 bin Bolivar ile kapanmış. Yüksek enflasyon alım gücüne ağır tahribat yapmış. 10 yıl önce 267 dolara denk asgari ücret, bugün yemek yardımı dahil ayda 4 dolara denk. Kamu çalışanlarının maaşları ise yaklaşık 20 dolara denk. Ülkede 1 dz yumurta fiyatı yaklaşık 1,5 dolar. Yapılan araştırmalar halkın yüzde 76’sının ayda 100 dolardan daha az kazandığını, yüzde 79,3’ünün ise zorunlu mutfak giderlerini bile karşılayamadığını gösteriyor. Halkın çoğu yurtdışına göçen akrabalarının yardımıyla ve/veya hükümetin ayda bir yaptığı bir poşet gıda yardımıyla geçinmeye çalışıyor. Uzmanlar ülkedeki hiperenflasyonun nedenleri arasında yerli üretimin düşmesi, hükümetin ekonomi politikaları, parasal genişleme, döviz piyasasındaki çarpıklıklar ve uluslararası yaptırımları gösteriyor. Venezuella 916.500 km2 yüzölçümüne, 31 milyon üzerinde nüfusa sahip bir Güney Amerika ülkesi. Ülke gelirlerinin %95’ini petrol ticaretinden sağlıyor. On yıl önce günlük 3,2 milyon varil petrol üretimi ile dünyada liderdi. Bugün 900 bin varil seviyesinde. Venezuella 300 milyar varil ile dünyanın en yüksek petrol rezervine sahip ülkesi. En büyük alıcısı da yılardır ve halen Amerika. Venezuella 1960-70’lerde Latin Amerika’nın en zengin ülkesi. Milli geliri, İspanya, İsrail, Yunanistan gibi ülkelerden daha yüksek. 1980’lerde petrol fiyatları aniden düşünce durum tersine dönüyor. Batı medyası çöküşü şöyle tanımlıyor. “Venezuela ekonomisi, 2013’de ölen Hugo Chavez’in ve onun yetiştirmesi Maduro’nun kötü yönetimi, yolsuzluklar ve ülkenin belini kıran borç yük altında giderek kontrolden çıktı.” Bu iki lider petrol gelirleri ile yatırımları çeşitlendirmeyi, farklı alanlarda üretim yatırımları yapılmasını desteklemek yerine, ithalatı desteklemeyi, halka yardım yapmayı tercih etmiş. Kamu harcamaları da süratle artmış. Petrol gelirleri düşünce de ciddi ekonomik krizlerle karşı karşıya kalmış. İkinci önemli neden ise Amerikan yaptırımları. Kimileri “Venezuella’yı Amerika batırdı” demekte. Yaşananlar özetle şöyle. 1980’lerde petrol fiyatları süratle düşüyor. Venezuella’da ekonomik büyüme düşüşe, giderek negatife dönüyor. Faiz ve enflasyon artmaya başlıyor. 1988’lerde yüzde 80’lere çıkıyor. Dönemin devlet başkanı neo-liberal politikalarla ülkeyi yabancı sermayeye açıyor. Büyüme 1989’da %-8,93 iken, 1991’ de %9’lara ulaşıyor. Ancak çalışanlar bu toparlanmadan yararlanamıyor. Ücretler düşük kalmaya, İşsizlik ise artmaya başlıyor. Reformların ilk etkileri kısa sürede tükeniyor, enflasyon yeniden artmaya başlıyor,1990’ların sonunda %100’leri geçiyor. Yoksulluk sınırı altında yaşayanların sayısı %36’dan %64’e ulaşıyor. 1999’da Chavez iktidara geliyor. O sıra petrol fiyatları hızla artışa geçiyor, varili 20 dolardan 120 dolara çıkıyor, kasalar hızla doluyor. Chavez parayı yoksullukla mücadelede, eğitim seferberliğinde, sağlık sistemini iyileştirme de, dost ülkelere yardımda kullanıyor. Ve bir darbe girişimini halkın sokaklara çıkması ile atlatıyor. Girdiği tüm seçimleri de kazanıyor. Ancak petrol gelirlerini ihracatı arttıracak, sanayi üretimini arttıracak, ekonominin alt yapısını güçlendirecek, petrol endüstrisinde verimliliği arttıracak yönde projeler hayata geçiremiyor. Gerekli yatırımlar yapılmadığından petrol üretim kapasitesi de düşüyor. Sosyal harcamaları sürdürebilmek için para basma hızlandıkça değeri düşüyor. Chavez 2013’ te ölüp yerine Maduro geçtiğinde petrol fiyatları hızla düşüyordu. Maduro dönemi Devalüasyon ve para basma ile devam etti. 2019’da enflasyonun hiper enflasyona dönüştüğü, yüzde bir milyon olduğu günler yaşandı. Yanlış kararlarla Maduro yönetiminde, ekonominin fon akımı denetimi tamamen kayboldu. Eski mesleği Belediye Otobüs Şoförü olan Maduro, ikinci 6 yıllık dönemine başlamak üzere yemin ederken, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğa sahip muhalefetin seçtiği meclis başkanı, 35 yaşındaki Juan Guaido, Maduro’yu “hakkı olmayan bir mevkii ele geçirmekle” suçlayarak, Devlet başkanlığını üstlendiğini açıkladı. ABD ve pek çok Latin Amerika ülkesi Guadio’nun devlet başkanlığını tanımış durumda. Buna karşılık Rusya, Çin Türkiye, Boliya, Küba gibi ülkeler Maduro’ya destek vermeye devam ediyor. Maduro ABD yaptırımları nedeniyle sıkıştığında Çin’den 50 milyar doların üstünde petrol karşılığı borç almıştı.

Yorum Ekle