VALLAHİ FIKRA GİBİ!


Timsah bitime 3 maç kala ligde dükkânı kapatıp koca bir sezonu çöpe attı ya, şimdi hocasından, sportif direktöründen futbolcusuna herkes “yaralı” Bursaspor’da...



Daha düne kadar ‘yokluktan’ varlık çıkardıkları için baş tacı ettiğimiz isimlerin bugün bilgisi, becerisi ve yeterliliği tartışılıyor...

Maalesef bu yaşananlar ne şaka ne de kâbus Timsah’ta...

Kimilerine göre beceriksizlik, kimilerine göre basiretsizlik, kimilerinin iddiasına göre de çok açık bir ihanet!

Sorumlusu kim?
Trump, Putin, Miçotakis ya da Nihat Özdemir değil her halde!

Ne yazık ki; konunun muhatapları susuyor.

Kongre kararı var, tarihi belirsiz. Yönetime adaylar var, kararsız.

Bursaspor'a artık bardağın boş tarafını görerek bakıyor Yeşil Beyaz sevdalıları.

Camia bıkkın, bitkin, umutsuz, karalar bağlamış durumda.

Çaresi nerede, ne zaman, kim ya da kimler? 

Bilinmiyor!

Bir “mucize” yaşanmazsa, bu gidişle gelecek sezon çok daha büyük bir “felaket” yaşanacaktır Bursaspor’da...

Bir hikâye vardır... 

Annesiyle ilgilenmek zorunda olan ve kedisinden de bir türlü ayrılamayan biri vardır ve hayatını bunlara adamıştır...

Yıllardır tatil yapmamıştır. Sonunda arkadaşları bastırır, ısrarla tepesine binerler ve tatile çıkmaya ikna ederler. En samimi arkadaşına kalanları emanet ederken de şu tembihleri yapar:

"Bak arkadaşım... Sana güveniyorum... Anneme günde iki kere telefon et, bir kere de uğra ve bir eksiği olup olmadığını sor. Kedimi de günde iki kere doyur ve 10 dakika sev, bana yeter..."

"Merak etme" sloganlarıyla uğurlanır ve bir hafta sonra yüzüne renk gelmiş, bronzlaşmış ve çok sıhhatli bir biçimde döner ve arkadaşı onu havaalanından alır...

Bizimki hemen sorar:

"Kedim nasıl?"

"Öldü" der arkadaşı!

Bizimki yıkılır ve başını sağa sola çarpar ağlayarak. Biraz sakinleşince de şöyle der:

"Yahu sen ne biçim adamsın, böyle mi söylenir bu?"

 "Eee nasıl söyleyecektim ki?"

"İnsan kedin yumakla oynuyordu, yumak koltuktan yuvarlandı. Kedi peşinden koşmaya başladı, balkon kapısı açıktı, yumak aşağıya düştü, kedi de onu yakalamak isterken aşağıya düştü, kurtaramadık falan der..."

Sonra ekler gözyaşları arasında:

"Peki, annem nasıl?"

Arkadaşı biraz durur, düşünür ve sonra başlar anlatmaya:

"Vallaaa, annen yumakla oynuyordu!.."

Bursaspor'un durumu da hikâyeden farklı değil...

Ne yapacağı, nasıl yapacağı, kimin yapacağı belli değil.

Hal ve gidiş böyle olunca da camiaya yumakla oynamak kalıyor!..

Yorum Ekle