TV'de Ana Haber Kültürü ve Yayıncılık


Ülkede giderek ciddi güven kaybı yaşayan yazılı ve görsel iletişimin en önemli etkeni başta politize olmasıdır...



Hep söyledim...

80 milyonu aşkın nüfusa sahip Türkiye'de bir tirajlara bakın bir izlenme oranlarına, birde içeriklere...

Yayıncılık ya sağa kaymış, ya sola..

O yüzden hiç biri toplumun tamamını ikna edemiyor..

Ekranda herkes muhteşem, herkes Süleyman...

Hürrem'de oradan bıyık altından gülüyor...

Oysa çok basit...

İşin siyasetine bakacaksak...

Mecliste grubu bulunanları es geçmeden...

Herkese eşit mesafede..

Elbet ülkenin milli birlik beraberliğide esas alınarak...

Tüm Sivil Toplum örgütlerine...

Ve çarşı pazarda da halkın nabzını doğru ölçebilirsen tercih edilirsin...

Okunursun izlenirsin..

Yayınlarda sürekli bir tarafı desteklemenin kimseye yararı yok...

Olmuyorda...

Öyle bir hale geldik ki...

Ekranında Anıtkabir yerine 'Anırkabir' altyazısı yazabilecek kadar sözde cüretkar hata yapabilen her kesim medya saflarında yerini almış..

Tamam..

Mühür kimdeyse Süleyman odur'da...

Toplumsal bütünlüğü yakalayamamak ulusal'ı iyice küçültür, yerelide kendi içinde klasik taşralı yapar...Yaptıda...

Haaaa, şimdi diyeceksiniz ki?

'İyi de böyle bir süreçte nasıl yayıncılık yapılır ki?'

Yapılır, çok basit...

Düşünen, refleksleri olan akılcı bir editoryal bakış açısı..

Sorgulayan, analiz eden, araştırabilen, somut verilerle toplumun karşısına çıkabilen başarır..

Olanı verin.. Ve bırakın toplumsal yorumu da 'halk' yapsın..

Onun adına ahkam kesmeden, atmadadan, tutmadan...

Haber sunumlarında elbet minik ironiler, akılda kalıcı etik yorumlar dikkat çeker. Olmalı da.

Ama bu... 'eeyyy Erdoğan,, Ey Kılıçdaroğlu... Eyyyy bilmem ki'ye dönecekse o zaman bırak ekranı git siyaset yap. Yerin orası... Ya da bir gün enerji uzmanı, bir gün savunma uzmanı, bir gün deprem uzmanı, bir gün şehircilik uzmanı, bir gün siyaset, bir gün araştırma uzmanı olacaksan da aynı..

Ortalık sonradan olmayla doldu..


Bugün medya da yeni yapılanmaları, kulisleri takip ederken gülümsüyorum.

Hele ki bunca yıl bu işin içinden gelen biri olarak...

Şunu söyleyeyim..

Fox' un yapısal oluşumu, uluslararası çıkarlara odaklanmışken...

Amerika'da destek verdiği yapı ortadayken, Türkiye'de muhalifMİŞ gibi görünmesi sevimli gelebilir...

Yayın politikası gereği bunu yapıyor.. Ancak bir yayıncı olarak açık yorumumsa mutfakta ki yani haberde ki editoryal yazı dili, vtr'lerinin (yayın bantlarının) içi dolu. Sokakta muhabirleri Ankara'da temsilciğili sadece haberciliğini yapıyor...

Ve o yüzdendir di... 7 Eylül'de başlayacakları yeni yayın döneminde Fatih Portakal'sız ve İsmail Küçükkaya'sız da reytinglerde fox haber masterchef'in ardından ilk sırada..

Neden sizce? Her konuda ahkam kesen, sunucuları mı fox'u buraya taşıdı..

Hayır, dediğim gibi mutfak ve editoryal bakış.. Yeni süreçte de bu böyle olur..

Ki, Çağlar'ın elden çıkardığı Olay tv'nin yeni yapılanması ve kadrolaşmasına baktığınızda ekrana yansıyacak olanın aynen kabul görmeyeceği gibi..

Çünkü.. O 'da sadece tek bir tarafa hizmet ederse...

Sağın, a haberi, cnn'i, atv'si, solun Halk tv'si, Tele 1'i gibi olur..

Hepsi sadece kendi yandaş ve candaşına seslenirken hepsi birbirinin aynı olacak...

Hele ki birde ana haberinde Nevşin Mengü olacaksa.... Geçmiş olsun...

Hangi ekranda olursa olsun... Sürekli izleyen adına ahkam kesenler beni yoruyor...

O yüzdende Türk medyası olduğu yerde sayıyor...

Ütopik gibi görünse de tüm bu kargaşanın içerisinden sıyrılabilecek olan yinede yerel kanallardır..

Vatandaşına mahallesinden, sokağından, ulaşımından, elektrik, su kesintisine, deniz seferlerine Kapalıçarşı'sına kadar bilgi aktaran. Yerel yönetimlerini doğru takip edebilen akılcı ve yapıcı eleştiriler getirebilen.. Liseler arası maçlarından bilgiler veren, verebilen...Evrensel yayıncılık teknoloji ve normlarını yerel yayına entegre edebilen....

Şehrin tüm noktalarını konuşabilen, tartışabilen....

Yerelleşerek evrenselleşebilen bir gün kazanacaktır...

Bunun içinse sadece bakıp görebilmek yeterli...

Adı ulusal olanın ulusallaşamayıp, şehirlerde yapamadığını yapmak..

Şimdi bakıyorum... Ulusal'da her yeni yayına sarılıp dizayna başlayanın ana derdi ülkeyi yönetmek...

Bu kadar kolay mı ki bu? Her şey önce şehirleri yönetmekle başlamışken...

Yorum Ekle