Türk Hava Kurumu mali krizde mi?


Kısa adı THK olan Türk Hava Kurumu, 1925 yılında genç cumhuriyetimizin havacılığının gelişmesi için askeri, sivil ve sportif havacılık alanlarında faaliyetlerde bulunmak için kuruldu.



Kuruluş emrini bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği o zamanki adıyla Türk Tayyare Cemiyeti (T.Ta.C.) bugünkü adını 1935’te aldı. Derneğin kurucu ve ilk başkanı da Cevat Abbas Gürer idi. Tek parti devri olduğu için yıllarca THK Başkanları ve yöneticileri taşra da dahil çoğunlukla CHP’lilerden veya askerlerden oluşurdu. 80’lerden sonra genel başkanlığa tekrar asker kökenliler getirildi. 2000’li yıllara geldiğimizde Emekli General İbrahim Büyükyumukoğlu, Erdoğan Karakuş, Rasim Aslan, Yusuf Güngör, Osman Yıldırım, Vacit Öktem, Kürşat Atılgan, Bertan Nogaylaroğlu gibi asker emeklisi generaller iş başına getirildi. Bazılarını tenzih ediyoruz, ama çoğu ben ne alırım düşüncesiyle kötü yöneticilik yaptılar. Osman Yıldırım döneminde yolsuzluk ve bazı akrabaların işe alınmasından sonra işler rayından çıktı ve THK çok büyük kan kaybetti, itibar erozyonuna uğradı. Ondan sonra gelen Kürşat Atılgan ve Bertan Nogaylaroğlu da (Her ikisi de emekli generaldi) beklenen atak ve performansı gösteremeyip ayrıldılar.
THK’da yönetici de kalmayınca talep üzerine mahkeme tarafından şu anda toplam 382 şubesi bulunan Türk Hava Kurumu’na Kayyum Heyeti Başkanı olarak, Ak Partili eski bakan Cenap Aşçı, Başkan Vekili Abdullah Kaya ve Üye olarak da Adnan Zengin atanmıştı.
Bu sıralarda şubelerle görüşmeler yapıp fiziksel alt yapının güçlendirilmesi ve de kurumsal kapasitenin yükseltilmesi, THK algısının tıpkı 96 yıl önce olduğu gibi daha yüksek seviyelere çıkarmak için çalıştıklarını belirten THK Kayyum Heyeti, “Türk Hava Kurumu’nun imajının yeniden en üst seviyeye çıkarılması en büyük hedeflerimizden. Bu kapsamda özellikle taşrada, THK şubelerinin etkinliklerinin yüksek standartlara kavuşturularak, vatandaşlarımızla daha yakın olmalarını istiyoruz.” demiş.
Demiş demesine de Kayyım Heyeti, 96 yıl önceki imajı sağlamak için başka şeyler de yapıyor. Asırlık bir Kurumun gayrimenkullerini satışa çıkarmak bunların başında geliyor. Buna ihtiyaç duyulması kurumun mali olarak zor durumda olmasından kaynaklanıyor.
Çünkü, THK’ın web sitesi fitre, zekat, kurban, gayrimenkul, nakit para ve ayni yardımlar isteyen çağrılarla dolu. İnönü, Selçuk, Karain, Erzincan’da Havacılık Eğitim Merkezleri ve diğer mal varlıkları ile bir de üniversitesi olan bu güzide kurumumuzun zor duruma düşmesinin nedeni elbette ki bu Kayyımlar değildir. Fakat, değerli malları satıp THK’yı düze çıkarmak isteyen bu Kayyım Heyeti. Bu satışlar kurumu kurtarır mı bilinmez.
Milletin bağışlarıyla alınan bu emlak ve arazileri nasıl ve kime satacaklar henüz o da belli değil. Bu iş için Kurumun Satın Alma ve Destek Hizmetleri Başkanlığı bir ihale açmış. 33 parça taşınmaz malın “kıymet takdir ekspertiz” ihalesiyle değeri saptanacak. Bu arada e- teklif verilebilmesi için de Winvestate adlı bir şirketle anlaşmışlar. Aracı şirketler de bu işten nasiplenecek. Oysa kurum bu satışı kendi yaparak tasarruf edebilirdi.
Hatırlatırım ki, Türk Hava Kurumu 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadığı için bu taşınmaların e-teklif yoluyla satışını yapıp yapmamakta veya dilediği biçimde yapmakta serbesttir. Yani istediğine, istediği fiyattan satış yapma hakkı da var demek ki.
THK, Balıkesir- Bandırma, Adana- Yüreğir, Aksaray- Merkez, Elazığ- Merkez, Eskişehir- Tepebaşı, Muş- Merkez, Ordu- Ünye ve Manisa- Turgutlu’da toplam 33 parça arsa, tarla ve meskeni satışa çıkardığını duyurdu.
Bu mesken ve gayrimenkuller için THK web sitesindeki ayrıntılar da şöyle:
“İstekliler, tekliflerini sistemde belirtilen süre bitmeden www.winvestate.com adlı şirketin internet adresindeki e-teklif sistemi üzerinden verebilceklermiş.
İhaleye girmek için araya yine bir şirketi neden sokmuşlar bilinmez. Asıl konuya gelirsek, bu kadar gayrimenkul neden satılacak bilmiyoruz. Kurumun 96 yıl önceki imajını tekrar kazanmak için böyle bir şey yapılıyorsa bence çok yanlış. Yapılacak şey, yıllardır kapanın elinde kalan yok denecek kadar düşük kiralarla adeta işgal edilen mülklerin sat kurtul yerine, yeniden kiralandırılması yönüne gidilmelidir. Kayyım Heyetinin iş başına gelmesi THK’nın düze çıkmasını sağlayabilecek mi henüz belli değil.
İşin doğrusu kayyım yerine demokratik bir seçimle daha sivil bir yönetimin iş başına gelmesi sağlanmalıdır. Zorunlu Kurban derileriyle bu günlere gelen, deri bağışının serbest bırakılmasından sonra zor durumda kalan, üstüne üstlük adeta yağmalanan Türk Hava Kurumu’nun o eski şaşaalı günlerine kavuşması için de toplumsal olarak gayret göstermeliyiz.
Kurumun, Üniversitesi, uçuş okulu ve de yarışta geri kaldığı diğer havacılık faaliyetleriyle yeniden başarılı bir döneme girmesini ümitle bekliyoruz. Ama çok zor. Korkumuz THK’nın mali krizi atlatamayıp, tarihe karışmasıdır.
Mutlu yarınlar Türkiyem.

Yorum Ekle