Tüketim seviyesinin azalması gerekiyor


ABD seçim sonuçları aslında sürpriz değil. Uzun dönemli yükseliş sonrasında toplumlarda görülen ayrışmanın en net örneklerinden birini görüyoruz. Bizde de benzer bir durum olduğu aşikar.





 
Tarihte hep döngü böyle olmuştur, belirli bir süre risk iştahı artmış, varlık etkisi yaşanmış sonunda zenginleşme daha fazla yukarıya gidemediği için toplumlarda sıkıntılar kendisini göstermiştir.
Böylesi durumlarda önemli fikir ayrılıkları yaşanırken toplumlar ortadan ikiye ayrılır. Bireylerin beklentileri karşılanmadığı için şiddete varan huzursuzluklara şahit olunur. Kafalar karışır, bir kaos ortamı oluşur.
Peki bu süreçler nasıl gelişir?
Gelişmenin bir noktadan sonra durağanlaşmadan düşüşe geçmesiyle, yıllarca alışılan refah seviyesinin tamamen geride kaldığı anlaşılır. Esas toplumsal depresyon bu periyotta kendisini gösterir. Refahın düşmesi tüketim seviyesinin düşmesini beraberinde getirir. İnsanları en üzen husus alıştığı şeylere ulaşamamasıdır.
Hayal kırıklığının getirdiği enerji düşüklüğünü ortadan kaldırmak kolay olmaz.
Düşüş bir spiral gibi hareket ederken zaman zaman ümitlendirse de her defasında daha aşağıya giderek umutsuzluğu pekiştirir.
Her trendde olduğu gibi kötümserlik bir aşırılığa ulaştıktan sonra hedefe varacaktır ki; döngü tamamlansın.
Önümüzde kısa vadede tüketim seviyemizin düşüşünün yaşanacağı dönem durmaktadır. Bunu ya biz kendi tercihimizle gerçekleştireceğiz ya da süreç bizi buna istemesek de zorlayacaktır.

Yorum Ekle