TOP SİZDE SAYIN ADANUR


Kongrenin üstünde tam 7 yedi gün geçti. Genel kurulun stresini üzerinden atan camia sessiz bir şekilde yeni yönetimin icraatlarını bekliyor...



Bundan sonra top Emin Adanur destekli Hayrettin Gülgüler başkanlığındaki ekipte...

Hemen belirtmekte yarar var; yakın geçmişteki her seçim öncesi taraftara pompalanan pembe hayallerin, verilen sözlerin, yüksek perdeden sunulan vaatlerin bir türlü gerçekleşmemesi nedeniyle camiada beklenti öyle çok yüksek değil.

Böyle düşünenler hani haksızda değil!

Çünkü doğup büyüdüğü topraklardan ehliyetsiz kişilerin basiretsiz yönetimleri sayesinde koparılan bir kulübün canı yanmış sevdalıları onlar...

Kulüpler de insanlardan oluşur ve insani tepkiler verirler sonunda…

Bunca zaman stres altında tutulup, bu kadar travma yaşayan bir kulüpte “bu tür olumsuz ön yargılar, şüpheci yaklaşımlar’ onaylanmasa da doğal gibi geliyor bana...

Şimdi bu patlamaya doğru giden yüksek basınç nasıl azaltılır, bu olumsuz tablo nasıl ortadan kaldırılır onu düşünmek lazımdır.

Yeşil Beyazlı şanlı armadaya özel ve örneği olmayan durumunda, sıra dışı jestler şarttır.

Yani çözüm Sayın Emin Adanur’dadır...

Çiçeği burnundaki yönetimin bir haftalık süreçte sergilediği performansa bakarak geleceğe yönelik olumlu ya da olumsuz kestirmelerde bulunmak doğru olmaz. Geciken personel ve futbolcu alacaklarını ödemesi, elektrik borcu ile ilgili yaptığı girişimler, teknik bazda yaptığı değişiklikler olağanüstü işler değil, beklenen gelişmeler...

Ancak seçim sonrası aldıkları bir radikal karar var ki son derece isabetli ve yerinde...

Kongre bitimindeki teşekkür konuşmasında; protokolden, kent dinamiklerinden, taraftar derneklerinden, sivil toplum kuruluşlarından, tüm camiadan tebrik ziyaretleri için 10 günlüğüne müsaade isteyen Adanur’un seçim önü konuya iyi çalıştığı bir acil eylem planı hazırladığı anlaşılıyor...

Özellikle geride kalan son 3 yönetimi hatırlıyorum da; Ali Ay, Mesut Mestan ve Erkan Kamat düğünden çıkmış damat babaları gibiydiler...

Tebrikleri kabul etmekten, federasyon başta olmak üzere futbol dinamiklerini ziyaret etmekten, iade-i ziyaretlerde 16 numaralı formayı hediye etmekten uzun bir süre görev dağılımı yapmaya bile fırsat bulamadılar.

Şu bir gerçek ki o dönemlerde olduğu gibi şimdilerde de saatlerde  akrep yelkovanı kovalıyor zaman su gibi akıp gidiyor.

Oysa Bursaspor’un kaybedecek bir dakikası bile yok. Tahtanın açılması ile iş bitse iyi de; çözüm bekleyen devasa bir sorun var önlerinde.                 

Alacakları nedeniyle UEFA’ya,  FIFA’ya giden yabancılarla bizim futbol federasyonuna başvurmuş yerli futbolcular başa bela.

UEFA’nın sopası her an tepemize inmek üzere havada!

Cezaların gelmesi durumunda zaten oksijen çadırında olan Bursaspor’un yoğun bakıma girmesi sürpriz olmaz. Allah esirgesin ama malum yoğun bakıma alınanın genelde oradan nasıl ve neyle çıktığı biliniyor, örnek çok!

Unutulmasın ki; para bulunur ama bir Bursaspor daha bulunamaz!

 

Yorum Ekle