TARAFTAR NE İSTER?


Başkan Emin Adanur sosyal medyayı sıkça kullanarak bugüne kadar camianın hiç alışık olmadığı bir yöntemle Bursaspor’da olup bitenleri duyuruyor. Televizyonların ‘Hava Tahmin’ programları gibi neredeyse saat başı yapılan bu yayınlar taraftarı ne denli doyuruyor kestirmek zor...



Son yıllarda iş başı yapan yönetimlerin vaat yağmuruna tutulan ancak sezon sonları hep hayal kırıklığı yaşayan Bursaspor taraftarının artık ‘Sözde değil, özde icraat’ beklediği bir gerçek...

Elbette yeni yönetimin olumlu girişimlerini izlemek yarınlar adına umut verici. Tahtanın açılması adına çözüm bekleyen dosyaların azaltılma çabaları, Sözleşmesi biten futbolcularla yeniden el sıkışılması, elektrik borcunun ödemelerinin zamana yayılması kulüp adına güzel girişimler...

İkinci meşrutiyet döneminde Türk dili jargonuna giren ‘devr-i sabık’ kavramını yani kendinden önceki dönemlerdeki yönetimlerin yanlışlarını araştıran/soruşturan ‘Yolsuzluk Komisyonunu’ kurma kararı geçmişe yönelik hesap sorma girişimi bugüne kadar düşünülmemiş bir uygulama olacak.

Ancak bütün bunlar Bursaspor taraftarını ne kadar keser, bilemeyiz...

Mesela; Yeşil Beyaz renklere sevdalanmış o taraftar, 'koşu mesafesi' veya 'isabetli şut' oranı ile ilgilenmez...

O; topun üç direğin arasından geçip geçmediğiyle ilgilidir...

Kat edilen kilometre sayısı onun işi değildir. Onun işi; tabelada bir fazla gol atıp atmadığıyla ilgilidir...

Onlar sadece başkana bakar, yönetimde kim var kim yok aldırmaz...

Takımı kaybettiğinde ise kayıp bir bavul gibidir havaalanında.

Ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda...

Hele hele yıllardır olduğu gibi kandırıldığı inancıyla gelecekten umudunu kesmişse...

Ona göre; oyuncu maç biter ve gider, oysa kendisi için bir sonraki haftaya kadar, mahallede, iş yerinde, komşusuyla, bir durakta hep yaşayacağı bir şeydir tabelanın sunduğu gerçek...

Geçmişin muhasebesini yapar.

Keşke hoca olarak o değil şu getirilseydi, bu başkan gidip 'paralı bir başkan' gelseydi.

Keşke onun yerine şu transfer edilseydi gibisinden bir yığın olasılığı beyin süzgecinden geçirip, bugünü değil asla geri gelmeyecek geçmişi yaşar.

‘'Kurşun yarasıyla yıkılmayan bedenim, sen düşünce bitti sevdiğim...' gibisinden kamyon arkası yazıları onun kederidir artık.

İşte bunun için bugünlerde Bursamın insanı bezgin, bitkin, bedbin, yılmış ve de yıkılmış...

Kestirmeden söylersek onlar tahtanın açılmasını ardından da transfer çalışmalarını bekliyor...

Sözün özü onlar Hatice’ye değil neticeye bakar...

 

 

 

 

 

 

Yorum Ekle