Sizce neden?


Tüm dünyayı esir alan Korana Virüs hastalığının tedavisi araştırılırken, nasıl ortaya çıktığı konusunda da farklı görüşler var.



Spora ara verildiği için ara ara dünya ve ülkemizin gündemindeki en önemli konuyla ilgili yazmaya devam ediyorum. 

Bilim adamları yoğun bir çaba ile Korana Virüsün tedavisini bulmaya çalışıyor.

Diğer yandan da 200’ü aşkın ülkede 7 milyar insan endişe içinde bekliyor.

Bu hastalığın nereden çıktığına dair çeşitli senaryolar, fikirler ve inançlar da var. Tedavi kadar o da tartışılıyor.

Bu konudaki ilk görüş ise nefes alabilen her türlü canlıyı yiyen bazı uzak doğuluların pis boğazlılığından kaynaklandığı yönünde.

Yarasa, fare ve her türlü börtü böceği yiyen, birçok hayvanı da canlı canlı pişirip işkence ederek midelerine indiren o insan müsvettelerinin virüsü yedikleri hayvanlardan alıp tüm dünyaya yaydıkları düşünülüyor.

Diğer bir görüş ise Korana’nın ticaret gücünü elinde tutmak isteyen süper güçlerin rakiplerine karşı ürettiği bir biyolojik silah olması, yani insan eliyle üretilmiş olduğu.

Bunun yanı sıra 5G teknolojisi için meydana getirilmiş bir proje olduğunu iddia edenler de var.

Çokça dillendirilen ‘Yeni Dünya Düzeni’ için ortaya çıkarıldığı da savunulan bir tez olarak karşımıza çıkıyor.

Dünya nüfusunu 500 milyona indirmek isteyen gizli teşkilatların ön hazırlığı şeklinde komplo teorilerini de dillendirenlere çok sık rastlıyoruz.

Tüm bunların yanında farklı iddialar da tabi ki var. 

Tek tek yazarsak çok uzayacak. O yüzden yukarıda saydıklarım gibi en çok dile getirilen sonuncusuyla devam etmek istiyorum.

O görüş de insanoğlunun çok azdığı bu nedenle de ALLAH tarafından zor bir sınavdan geçirildiği veya cezalandırıldığı şeklinde.

Bu görüşü savunanların dayanakları ise şu... 

"Tarih boyunca bilinen 20'ye yakın salgın oldu ve bunlarda toplam 400 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Yani yaşadığımız yeni ve hiç görülmedik bir şey değil" diyorlar.

-Toprak, petrol elde edebilmek veya silah satabilmek için insanların çıkardığı savaşlarda milyonlarca insanın ölmesi.

-Kendi menfaatlarını elde etmek için çeşitli coğrafyalarda terör odakları oluşturan bazı devletlerin sürekli kan dökülmesine neden olmaları.

-Doğu Türkistan'da, Arakan'da, Filistin'de, Afganistan'da ve yakın geçmişte Bosna'da masum insanların gördüğü zulumler.

-Kadınlara karşı her geçen gün artan şiddet eylemleri. Tecavüz edilenler, dayak yiyenler, işkence görenler, aşk cinayetine kurban gideneler, hasta ruhları tatmin etmek için öldürülen kadınlar, Gömülmüş olarak bulunan, çöp konteynırlarında parçalanmış halde bulunan, elleri ayakları kesilerek öldürülmüş halde bir minibüs içinde bulunan, ruh hastası bazı eski kocaların boğazlarını kestiği, cezaevinden çıkan tanımadığı katilince evinin girişinde katledilen kadınlarımız.

-Uyuşturucu kartelinin zenginleşmek için mahfettiği hayatlar

 -Tecavüz edilip öldürülen çocuklar. Gittikleri sözde eğitim yerlerinde oradaki kişilerin veya en yakınlarının dayaklarına, işkencelerine, tacizlerine tecavüzlerine uğrayan minik bedenler.

-Kürkleri için çivili sopalarla dövülerek öldürülen foklar, elleri ayakları kesilen, bıçaklanan, asılan, kaynar suya atılan kediler, tekmelenen, arabayla bilerek ezilen, üzerine benzin dökülüp canlı canlı yakılan köpekler, hiçbir insanın gerçekte ihtiyacının olmadığı, kürkleri, boynuzları, dişleri için katledilen gergedanlar, filler ve diğer hayvanlar

- Para için, miras için öldürülen yetişkinler, kenara koyduğu kefen parası için hunharca katledilen yaşlılar.

-Yemen’de, Afganistan'da, Afrika’da her gün binlerce çoluk, çocuk, yetişkin açlıktan ölürken,

Kuş sütü eksik soflara oturup envai çeşit eti, yemeği elleriyle yiyen, semirdikçe semiren, sonra da saraylarındaki, yatlarındaki altın kaplama tuvaletlerine def-i hacet eden sözde Müslümanlar zenginler.

-Dinleri “İhtiyacınızdan fazlasını dağıtın” diye emrettiği halde, cimrilik yapan, ihtiyaç sahibi birine para verecekken elleri titreyen diğer -aslında biz- Müslümanlar.

-Bir akşam yemeğine 5-10 bin lira ödeyen, New York, Paris, Roma, Venedik, Floransa, Cote d’Azur, Mykonos, İbiza, Maldivler’de cirit atan ama “Hacca umreye gitmeyin, kurban kesmeyin fakirlere yardım edin” diye ahkam kesen duyarlı (!) sosyetelerimiz.

-Din ile alakalı her şeyden nefret eden, dünyadaki her kötülüğü dine bağlamaya çalışan bir takım sözde çağdaşlar.

-Miras için birbiri ile bağlarını koparan, hatta birbirini öldüren akrabalar

-İnsanların rızkını, birikimlerini, emeklilerin tek geçim kaynağı maaşlarını çalacak kadar gözü dönen hırsızlar, dolandırıcılar.

-İş, özel hayat birbirine her alanda her türlü kötülüğü yapan insanlar

-İnsana, insanlığa her açıdan zararlı ne kadar kötü alışkanlık varsa içki, kumar başta olmak üzere dünya üzerinde olması. 

-Tefecilikle, faizle mahfolan hayatlar.

-Katledilen doğa, kesilen ağaçlar, yok edilen ormanlar, atıklarla kirletilen, atmosfer, denizler, göller, akarsular.

Evet insanoğlunun hatalarının hepsini yazmaya kalksak bitiremeyiz.

Peki ben siz değerli okuyucularıma sormak istiyorum.

Sizce bu Corana belasının nedeni ne olabilir?

Yazımın ilk bölümünde saydığım teoriler mi, yoksa genel hatlarıyla insanların birbirine, diğer canlılara ve doğaya yaptığı kötülüklerin geri dönüşü mü?

Bu son görüşü savunanlar ifade ettiğim gibi “İnsanlar tarih boyunca hatalar yaptılar, tarih boyunca da bu tarz salgın hastalıklar yaşandı. Bu da onlardan biri” deyip ekliyorlar “İnsanoğlu akıllanmadıkça daha çok şeyler başımıza gelecek” diyorlar.

-Tüm bunlar olurken “ALLAH’ım  kıyameti hak ettik bir an önce kopsun” diye dua edenler de hiç de az değildi. Onu da hatırlıyoruz. 

Hangi görüş, inanç veya komplo teorisi doğru olabilir diye ben de kendine soruyorum.

Yukarıda ifade ettiğim gibi Sizlere de sormak istiyorum.

Sizce dünyaca yaşadığımız sıkıntının sebebi hangisi olabilir?

Yorum Ekle