Şirketlerin kendi hisselerini iktisabının kvk açısından durumu


7256 Sayılı bazı alacakların yeniden yapılandırılması hakkındaki kanunun 17. Maddesi hükümleri önceki yazımızda açıklanmış ve muhasebeleşme konusu da ele alınmıştı.



 “Tam mükellef sermaye şirketlerinin iktisap ettikleri kendi hisse senetlerini veya ortaklık paylarını,
Sermaye azaltımı yoluyla itfa etmeleri hâlinde iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutar sermaye azaltımına ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil edildiği tarih,
iktisap bedelinin altında bir bedel karşılığında elden çıkarmaları hâlinde iktisap bedeli ile elden çıkarma bedeli arasındaki fark tutar elden çıkarma tarihi,
İktisap ettikleri tarihten itibaren iki tam yıl içerisinde, sermaye azaltımı yoluyla itfa etmemeleri veya elden çıkarmamaları hâlinde, iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutar iktisap tarihinden itibaren iki tam yıllık sürenin son günü,
itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılır ve bu tutarlar üzerinden %15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında tevkif edilen vergiler herhangi bir vergiden mahsup edilemez.
Bu madde yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Yazımız yayımlandıktan sonra gelen sorular karşısında konunun Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu açısından da incelenmesi şart olmuştur.
Türk Ticaret Kanununun aşağıdaki maddeleri esas alınarak şirketler kendi hisselerini iktisap edebilecektir.
MADDE 382- (1) Bir şirket, 379 uncu madde hükümleri ile bağlı olmaksızın;
a———b——–c———-d————
e) Şirket, ……., kendi paylarını iktisap edebilir.
MADDE 383-
(1) Bir şirket, bedellerinin tamamı ödenmiş olmak şartıyla, kendi paylarını ivazsız iktisap edebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, yavru şirket, ana şirketin paylarını ivazsız iktisap ettiği takdirde de kıyas yoluyla uygulanır.
MADDE 384-
382’nci maddenin (b) ilâ (d) bentleri ve 383 üncü madde hükümlerine göre, iktisap edilen paylar, şirket için herhangi bir kayba yol açmadan devirleri mümkün olur olmaz ve her hâlde iktisaplarından itibaren üç yıl içinde elden çıkarılırlar; meğer ki, şirketin ve yavru şirketin sahip oldukları bu payların toplamı şirketin esas veya çıkarılmış sermayesinin yüzde onunu aşmasın.
MADDE 385- (1) 379 ilâ 381 inci maddelere aykırı bir şekilde iktisap edilen veya rehin olarak alınan paylar, iktisapları veya rehin olarak kabulleri tarihinden itibaren en geç altı ay içinde elden çıkarılır ya da üzerlerindeki rehin kaldırılır.
MADDE 386- (1) 384 ve 385 inci maddeler uyarınca elden çıkarılamayan paylar, sermayenin azaltılması yoluyla hemen yok edilir.
Türk Ticaret Kanununun yukarıdaki 384 üncü maddesinde belirtildiği gibi, iktisap edilen paylar şirket için herhangi bir kayba yol açmadan devirleri mümkün olur olmaz ve her halde iktisaplarından İTİBAREN ÜÇ YIL İÇİNDE ELDEN ÇIKARILIRLAR.
7256 sayılı kanunun 17 inci maddesinde ise iktisap tarihinden itibaren 2 tam yıllık sürenin son günü elden çıkarılmaz ise aradaki farkın %15’i oranında tevkifat yapılacağı hükmü getirilmiştir.
Bu hüküm yayımı tarihinden itibaren geçerlidir.
TTK hükümlerinden sonra bir de Kurumlar Vergisi Kanununun istisnalar ile ilgili 5 inci maddesinin e fıkrasını da aşağıya almak gerekli oldu.
Madde 5
Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:
e) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmı denmektedir.
İlgili kanunlardaki bu hükümleri incelediğimizde
7256 sayılı kanundaki süre kanunun yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girmiş olup yayım tarihinden itibaren uygulanacaktır. Bu hüküm, yasaların geriye yürümezliği ilkesine uygundur.
TTK’nundaki elden çıkarma veya sermaye azaltma süresi 3 yıl olduğu halde 7256 sayılı kanunda bu süre neden 2 yıldır?
Bu sorunun arkasından Kurumlar Vergisi kanunundaki 5-e maddesindeki istisna akla gelmektedir.
TTK’nundaki 3 senelik istisna hükmü, 7256 sayılı kanunla gelir vergisi kanunundaki değişiklik yapılmasa idi, mükelleflerin kurumlar vergisindeki 2 yıllık İstisna hükmü devreye girebilecektir, yani kurumlar iştirak hissesi satış kazancı istisnasını kullanabileceklerdi.
Yapılan değişiklik bu sebeple iki yıllık sürenin son günü sonuna kadar sermaye azaltımı veya hisse satış hükmünü getirmiştir.
Bu hükümle, kendi hissesini iktisap eden şirket, kendi hissesini iki yıldan fazla elde bulundursa da istisna hükmünden yararlanamayacak ve %15 tevkifatı yapıp ödemek zorunda kalacaktır.

SONUÇ OLARAK:
Bana göre yapılan değişiklik özellikle kendi hisselerini iktisap eden mükelleflerin bu hisseleri bir an önce satması veya sermaye azaltmasını sağlamak üzere yapılmıştır.

Yorum Ekle