ŞİKE YAPTI (MI) YİNE PİKE?


Samsunspor Başkanının Bursaspor maçı sonrası yaptığı; ‘Rakiplerimize teşvik primi gidiyor, vereni biliyoruz ama ispat edemem’ mealindeki açıklamasında Tuzla, Balıkesir ve Menemen kulüplerini suçlaması gündeme bomba gibi düştü.



YILLARCA hemen hemen herkes 'Var' dedi ama bir türlü izine rastlanamadı! Türk futbolunun mühim adamları 'Belge yoksa yapacak bir şey yok' diye buyurdu hep...

Her yerde olan ama hiçbir yerde bulunmayan bu bilmece gibi 'şey' in adı 'ŞİKE'.

Fransızca sözlük anlamı ise 'Sahte, yalancıktan, numaradan...'

Türkiye 'şike' sözcüğünü televizyonlarda eski hakemler, yöneticiler ve de eski futbolcuların ifşaatlarından öğrendi. Bunları anlatanlar deli/meczup yakıştırmasıyla toplumdan tecrit edildiler.

Bu ülkede şike kapsamına giren olaylar sadece kişilerce, kulüplerce yapılmadı. Devletin, federasyonların, hatta hükümetlerin bile rızası alınarak, baskı kurarak uygulandı.

12 Eylül döneminde 1. Lig'e yükselme başarısı gösteremeyen Ankaragücü garip(!) hakem hatalarıyla dolu Boluspor finali sonunda Türkiye Kupası'nı kazanıyor, darbecilerin keyfi tutumuyla kupayı aldığı gerekçesiyle Birinci Lig'e çıkarılıyordu.

Tersi de var...

1987-88 sezonunda Bursaspor B takımı 2. Lig'de şampiyon olarak 1. Lig'e çıkıyor. Ancak Bursaspor A da Birinci Lig'de!

Federasyon, o dönem iş başındaki İbrahim Yazıcı yönetimine baskı yapıyor ve 1 Milyar TL gibi zamanına göre iyi sayılacak bir tazminat vererek, Bursaspor B takımı dağıttırılıyor.

Hepsi birer yıldız adayı olan o gençler, hak ettikleri halde 1. Lig'de oynayamadıkları gibi Aydın, Zeytinburnu, Bakırköy gibi alt küme takımlarına savrulup kaybolup gidiyorlardı.

Fanatik bir körlüğün içine düşmüş bir toplumda futbolun çürümüşlüğü artık gün ışığına çıktı.

Samsunspor Başkanı Yıldırım’ın iddiaları eğer doğruysa; demek oluyor kişike yaptı yine pike!

Yıllar önce katıldığım TSYD seminerinde bir gazeteciye 'Takımınızın şike yaptığını öğrenseniz ne hissedersiniz?' diye sordular, meslektaşımız şöyle cevap verdi:

'Ne demek! Cebimde para olsa ben yaparım'.

Bu soru birçok gazeteciye sorulmuştu ve en içten, en doğru cevaptı bu.

Çünkü yöneticisi, siyasetçisi, aşçısı, çöpçüsü, şoförü yani her meslek bireyi gibi biz gazeteciler de bu ülkede birer kulüp fanatiğiz.
İşte sorun da bu zaten...

 

Yorum Ekle