Sesleniş...


30 senedir bu işin içindeyim. Bu süreci gazetelerde yazarak, ekranlarda konuşarak ve de radyolarda maç anlatarak geçirdim. Hafızamın bir köşesine yerleştirdiğim bir kara kutu var… Biriktirdiklerimi bu sezonun ilk yarısı için dosyaladım…



Sezon başında acabalarım vardı! Olacakları yakın-uzak dile getirmiştim.

Sıralayayım; çok aceleye gelmiş, oldu-bitti ile geçiştirilmiş tek adaylı bir kongre…

Neye göre, neden ve de nasıl seçildiklerini uzun süre kavrayamayan/anlayamayan bir yönetim…

Maddiyat başta olmak üzere kendilerini bekleyen alacak-verecek-gidecek-gelecek türü yığınla çözüm bekleyen dağ gibi sorun yumağı…

Yasaklar ve cezalar nedeniyle eli-ayağı bağlı transfer günleri kısıtlı bir başkanın birbirini iyi tanımayan hatta hiç tanımayanlardan alel acele oluşturduğu bir yönetim…

Bursa’ya kariyer yapmaya geldiğini her ortamda söyleyen Bursaspor gibi dev bir camianın elektriğini hiç bilmeyen bir teknik direktör...

Transferin bitimine kısa bir süreç kala açılan tahta ve telaşla alınan yığınla adam…

Ben de diyordum ki, antrenör yeni, futbolcu kadrosu kalabalık ki, atlamadan şunu da söyleyeyim. Alınan oyuncuların birçoğu birbirlerine yakın sıklette. Gelen adam bunları tanıyana kadar, hem zaman, hem puanlar sokağa atılır.

Öyle de oldu!
Yakından tanıyanlar bilir. Ben Bursasporlu insanlara yakın dostum gibi bakarım. Tribünde oturan Yeşil Beyaz sevdalılarına seslenmek istiyorum:

Takım tutma sevgisi körlük hali olmamalı. Timsah’ın aldığı cezalardan siz dostlarım maçsız, takım da seyircisiz kaldı.

Maddi kayıp da cabası!

Siz, tribündeki dostlar hem büyük bir kalabalık, hem de büyük gürültüsünüz. Çirkin tezahürat anarşisine son noktayı koyacak kadar sağduyulu olacağınıza da yürekten inanıyorum.
Futbolcu kardeşlerime de seslenerek bağlayalım. Beni ismen bileniniz vardır da cismen tanıyanınız pek yoktur. Geçelim gazeteciliği yarım asırlık bir zamanı statlarda dolaşarak biri olarak söylüyorum; öncelikle yüreği eksik olan oyuncu asla Bursaspor’un futbolcusu olamaz. Bu geçilen ilk yarıda, sizlerin oynadığı iki maç aklımdan hiç çıkmadı;

Adana ve Hatay maçları…

Sahanın içinde cennet inşa ettiniz. O son düdüğe kadar oynama iştahını, o birbirinize saha içi yardımını ikinci yarı oynanacak maçlara taşırsanız, hem sizler mutlu, hem de tribündeki insanlar mutlu olacaklar.

Bunu hak etmek sizlerin elinde…

Bu bir temenni değil, benim beklentim...

Hadi bakalım kolay gelsin.

Yorum Ekle