Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi


Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi, yani kişinin bir sendikaya girme veya girmeme, sendikal faaliyete katılıp katılmama iradesi; anayasa’nın 51 inci, siyasal ve medeni haklar uluslararası sözleşmesi’nin 22 nci, 87 no.lu sendika özgürlüğü ve sendikalaşma hakkının korunması sözleşmesi’nin 2 nci, 98 no.lu örgütlenme ve toplu pazarlık ha



Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle hukuki güvence altına alınan bu hak, aynı anlayışla, cebir veya tehdit kullanılarak engellenmesi eylemi iç hukukumuzda yeni bir suç tipi olarak kabul edilmiştir (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 118). Bu düzenleme ile, hem bireysel sendika özgürlüğü hem de kolektif sendika özgürlüğü koruma altına alınmıştır. Ancak unsurları farklı olmakla beraber her iki suçun da sendikal özgürlüğe ilişkin aynı hukuksal değeri koruduğu kabul edilmelidir.

Konunun, Türkiye’nin ulusal ve uluslararası taahhütnameleri çerçevesinde ulusal mahkemeler önünde sendikal hakların ihlal edildiği ileri sürdüğünde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi uyarınca şikâyete açık bulunmaktadır.

Temel hak ve hürriyetler kapsamında değerlendirilen sendikal haklar yukarıda belirtilen birçok uluslararası sözleşmenin yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda da bazı hükümler içermektedir. Nitekim, Anayasamızın “Sendika kurma hakkı” başlıklı 51. maddesinde; “Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.”

Bu kural çerçevesinde, sendika hakkının kullanımına ilişkin şekil, şart ve usulleri belirlemek üzere 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev Ve Lokavt Kanunu ve 6356 sayılı Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu yürürlüğe girmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlıklı 118. maddesi ile; sendikal hakların kullanılmasını engelleme fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. 

Bu suçun tamamlanmış şekline göre cezaya hükmedilebilmesi için, cebir veya tehdide maruz kalan kişinin sendikaya üye olması veya olmaktan vazgeçmesi, sendikanın faaliyetlerine katılması veya katılmaktan vazgeçmesi ya da sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılması gerekmemektedir. Bu amaçlarla, kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılması, söz konusu suç tamamlanmış gibi cezalandırılabilmek için yeterlidir. Bu bakımdan söz konusu suç, bir teşebbüs suçu niteliği taşımaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. 

Böylece anılan madde hükümleri ile korunan hukuki yarar; sendikaya üye olup olmama, sendikanın faaliyetlerine katılıp katılmama, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevden serbestçe ayrılabilme gibi bir takım bireysel sendika hakkına ilişkin haklar ile kolektif sendika hakkı kapsamında sendikanın yasal faaliyetleri koruma kapsamındadır.

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu fail bakımından bir özellik arz etmeyip herkes tarafından işlenebilir. Dolayısıyla salt işverenler değil işçinin sendikal haklarını engelleme amacıyla hareket eden diğer işçiler de bu suçun faili olabilir. Suçun mağduru sendika üyesi olabilecek işçi, işveren ya da kamu görevlileri olup suçun zarar göreni ise sendikalardır.1

Esenlik ve başarı dileklerimizle, en içten saygılarımızı sunarız.

Yorum Ekle