Şehitleri soğukta anmak zor gelmiş


Şehitleri soğukta anmak zor gelmiş



Doğrusu kaç kişinin haberi vardı, kimler haberdardı bilmiyorum. Ama hafta içinde 15 Mayıs Hava Şehitlerini Anma Günü idi. 
Sadece takvim yapraklarında yazılan bugünün, laf olsun diye ihdas edilmiş diğer bazı günlerden çok farklı olduğunu bilip ona göre de hareket etmeliyiz diyorum. 
Tarihimize baktığımızda büyük yararlılık ve kahramanlık gösteren, gökyüzünden toprağa süzülen şehitlerimizi görürüz.  
Kayıtlara göre, Muavenet-i Milliye adlı uçağı ile Kahire-İstanbul uçuşu yapan Pilot Yzb. Fethi Bey ve Gözetleyicisi Kıd. Üsteğmen Sadık Bey'in uçağı 14 Şubat 1914'de Suriye'de Taberiye Gölü'nün yakınlarında düşer ve bu kahraman iki pilotumuz şehit olur. Nuri Bey de Fethi Bey'i aramaya giderken Toros Dağları üzerinde uçağı düşer ve şehit olur. 
Bu olayı anmak ve yaşatmak için İstanbul Fatih Parkı'nda yapılan hava anıtıyla Hava  Şehitlerini Anma Günü, 1916'dan itibaren 14 Şubat'larda kutlanmaya başlanır. 
İlk savaş pilotlarımızdan Fazıl Bey, Birinci Dünya Savaşı'nda İstanbul semalarında İngiliz uçakları ile tek başına savaşıp büyük başarı kazanır. Kurtuluş Savaşı başlayınca Anadolu'ya geçer. Havacılık konusunda çok büyük görevleri başarır. Ancak 27 Ocak 1923 günü yaptığı bir uçuşta uçağının motoru bozularak düşer ve o da şehit olur.
Kendisinin şehit olduğu bu tarih de bir anma günü olarak kabul edilir ve yıllarca aynı gün şehitler anılmaya devam edilir. Ne garip bir tecellidir ki, 14 Şubat ve 27 Ocak gibi soğuk kış günlerinde şehadet mertebesine ulaşan bu kahramanların ahfadı, Ocak ve Şubat aylarının çok soğuk oluşu ve katılım yetersizliği gibi bir bahaneye sığınarak anma gününü 15 Mayıs'a almış. Vay be diyesim geliyor. Vay ki ne vay. Bilememişler. Bilseydiler gelecek nesiller anma töreninde çok üşüyecek, onlar üşümesin diye daha sıcak bir ayda şehit olmaya gayret gösterirlerdi. 
Çöllerde cehennem sıcağında, Osmanlı coğrafyasının zemheri soğuğunda vatan savunması için şehit olanlara neredeyse,
"Yahu neden şehit oldunuz, bize iş çıkardınız" demeye getireceğiz de, bu kadarı da ayıp olur diye, diyemiyoruz. 
 Anma törenlerini soğuk olmayan Mayıs ayına aldık, ama ne yazık ki şehitlikler nedense hala dolup taşmıyor. Neden?
Neden, hava soğuk gibi komik ve saçma bir mazerete sığınıyoruz. Acaba dünyanın hangi devleti, hangi milleti şehitlerini anmak için, şehit oldukları günde değil de sıcak bir günde anma töreni yapıyor. Doğrusu zahmet oluyor, sabah sabah yollara düşecek insanlara!..
Yazık ki ne yazık. Sanırsınız ki üç gün üç gece süren matem törenleri yapılıyor. 
Yılda sadece bir kez, altı üstü iki saat bile sürmeyecek anma töreninden bir an önce kaçmak için çare arayan her mevkii ve rütbeden hayırsız ve kıymet bilmez bir nesle, mezardaki ecdad ne dese azdır. 
Elin Anzaklarının torunları, dedelerinin savaşarak can verdiği toprakları görmek için tam 15 saat yolculuk yapıp, 6 bin kilometre yol katedip taa Avustralya'dan Çanakkale'ye gelirken, bizim ekabir ve geçmişinden kopuk halkımız Florya'dan Edirnekapı'ya gitmeye üşeniyor, bin bir mazeret üretiyor. Sorulduğunda da en vatansever benim demekten de asla ve kat'a geri kalmıyor. Şehitler herhalde bu durumu görse "Bunlar için şehit olmaya değmezmiş" demezler de ne yapardı?
Sen, ben, biz, siz gitmedik ama "onlar" gitti. Onlar, dediğim şehit yakınları. Onlar dediğim şehitlere sahip çıkan bir avuç da olsa havacılık mensubu meslektaşları. 
Onlar, İstanbul Edirnekapı'daki Havacılık Şehitleri Mezarlığı'nın her yıl değişmez ziyaretçileri. Şehit yakınları ve ailelerinin yanı sıra, sektördeki meslek kuruluşları olarak Türkiye Havayolu Pilotları Derneği (TALPA), havayolları Kabin Memurları Derneği (TASSA), Emekli Kabin Memurları Derneği (ARFAA) ve THY Uçuş İşletme Başkanlığı yöneticileri şehitliği ziyaret edip, çelenk koyarak saygı duruşunda bulunuyorlar. THY'nın de orada bir anıtı ve şehitler mezarlığı var. Allah'tan ki onlar var. Ya onlar da olmasaydı, vatanı uğruna şehit olan bu insanları, yılda bir gün bile olsa kimler anacaktı? Böyle mi olmalıydı. Orada yatan şehitlerin kim olduğunu, neler yaptıklarını yeni nesillere anlatmamak en büyük ayıbımızdır. Öğrencileri sosyal faaliyet adı altında, saçma sapan işlerle meşgul eden yöneticilerin aklına senede bir gün dahi olsa Hava Şehitleri'ni ve diğer şehitlerin mezarlarını ziyaret ettirmek acaba neden gelmez. 
Gazetelerde bin bir türlü ipe sapa gelmez zırvayı haber diye bize kakalayan boyalı basındaki bazı müdür takımının aklına şehitler hakkında yazmak neden gelmez. Eften püften programlarla genç insanlara zehir aşılayan televizyonlardaki çok bilmiş amcalar bu konulardan neden hiç söz etmezler. Tarihi sevdirmek, dahası Türk Tarihini sevdirmek, adının başında Milli sözcüğü olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın görevi değil midir? Her konuda günler, haftalar ihdas eden sayın yöneticiler, yasak savmak kabilinden kutlanan günlerin hiç bir işe yaramadığını bilmiyorlar mı? Öğrencileri alıp, şehitliğe giderek bu kahramanların hayat hikayesini mezarları başında anlatsalar olmaz mı? Şehit kimdir, şehadet nedir, kimler, neden ve nasıl şehit olmuştur diye anlatılması gerekmez mi? Okullar bu işin başlangıç noktasıdır. Bu bilinç orada verilir. Başka türlü, zorlamayla şehitlik ziyareti hiç bir anlam taşımaz. İsteyerek ve gönüllü yapılan ziyaret en makbul olan ziyarettir.  Şehitler bizden sadece dua bekliyor. Dualarımızı onlardan esirgemeyelim. Ruhları şad olsun. 
İyi uçuşlar Türkiye'm...

venusbet betpas tempobet
görükle escort bursa masöz escort bursa yabancı escort çekirge eskort otele gelen escort görükle escort bursa evi olan escort
istanbul escorts escort istanbul istanbul kadıköy escort nişantaşı bayan escort maltepe bayan escort beylikdüzü escort
sakarya escort kocaeli escort escort bodrum bodrum escort