Savaş & Azerbaycan ve Ermenistan


Geçtiğimiz hafta Azerbaycan ve Ermenistan sınırı uzun yıllar sonra yine alevlendi. Kardeş Azerbaycan sınırındaki gelişmeleri endişe ile izledik. Savaş, adından belli.



Yıkar, yakar yok eder. Acıları nesiller boyu yaşanır.

Hele yaşanan modern dünyada savaşın yıkıcı etkileri eskisinden çok daha fazla olmalı.

Bir düşünelim;

Bırakınız başta can kayıplarını, insanı. Mekanlar, yollar, fabrika ve okulların yıkımını, yalnızca on dakika kadar internet kesildi diyelim; milyarlarca dünyalı hele yeni neslimiz için günlük yaşamın tüm dengeleri yerle bir olmaz mı? Ne devlet, ne kurumlar, ne de insanlar sadece internetsizliğin sonuçlarını hayal edelim!

Gözle görülmeyen bir Covid-19’un dahi hayatı karartan etkileri ortada iken, bir kıvılcımla arz edecek savaşın doğuracağı sonuçları tahmin ve tahayyül etmekten uzak olmamalıyız.

Peşinen söyleyeyim, milliyeti ne olursa olsun dünya gençliği salt internet sevdasına barışa sarılır.

Bu enteresan durum belki de barış için iyi bir şey.

Zaten eskisi gibi kılıç kalkanı iyi kullanan o mert insanların savaşı olmayacak. Teknolojiye sahip namerdin misal nükleer füzeleri denge ve kuralları koymayacak mı?

Savaşa dair her hal ve şartta kazananı olmaz fikrinde ısrarlı olmalı. Atatürk’ün dediği üzere “Yurtta ve dünyada barış “gibisi olmamalı.

Savaş “son çare” bile olmamalı.

Kabuldür, gerçektir, yarın savaşacakmış gibi hazır olmalı, tehdide hazır olmalı. Güçlü olup tehdide pabuç bırakmamalı.

Ama nihayetinde çağdaş dünyada artık “savaş” olmamalı. Bir düğmeye basıldığında, Hiroşima’ya düşen bir atom bombasının milyon kez daha tesirlisi bir kıtayı bile yok edebiliyor:

Hepimiz için, söylemleri oluştururken akıl yürütürken bu kadarlarını anımsamak ve anımsatmak gerekli ki bu yazının fikri de bu.

Allah muhafaza.

Gelelim kardeş Azerbaycan’a.

Öncelikle tüm dünya ve seviyesi ne olursa olsun mutlak barış yanlısı biz entelektüeller de dahi çok iyi bilmeli ki bizim iki ülke arasında başta Karadağ ve işgal edilen Azerbaycan toprakları meselesinde kenarda beklememiz, tamamen tarafsız olmamız doğal biçimde beklenemez.

İşin siyasi boyutuna fazlaca girmeyeceğim.

Sadece meselelerin tarafsız, adil, katılımcı, tarafların ortak çıkarlarına uygun şekilde uluslararası hukuk prensiplerince çözülmesi ve kalıcı barış elbette ki aklıselim temennim. Azerbaycan’la halklarımızın ortak dili, tarihi geçmişi, bağları, pek çok manevi değer ve duygular, son yıllarda artarak devam eden ekonomik bağlar, dolayısıyla arada kardeşlikten de öte bir hal var. Yanı sıra Azerbaycan, doğup büyüdüğüm şehir Kars’la ilintili olan benim gibi her birey için fazladan bir anlam.

Azeri ezgilerle büyüdük, lehçesi, tadı, hâlâ damağımızda.

Evet.

Can Azerbaycan. Seninle birlikteyiz.

Savaşın savaşımız. Ama nihai söz ve dileğim.

“SONUNA KADAR BARIŞ.”

Sağlıcakla ve Barış, huzur içinde kalınız.

Yorum Ekle