Paris Anlaşmasına Paralel Gelişmeler (1)


Her ne kadar Covid-19 dünya gündeminin ön sırasına oturmuşsa da, insanlığın önündeki doğa felaketi, İklim Değişikliği, gündemin kalın harflerle yazılmış maddesi olarak önemini koruyor.



 Dünya ülkeleri 2015 yılı sonunda imzaladıkları Paris Anlaşmasına uyma yolunda adımlar atıyorlar. Gelin bu konuda Batı Afrika’daki gelişmelere göz atalım.

Sahranın dışındaki Batı Afrika’daki ülkeler artan elektrik enerjisi talebiyle boğuşuyor. Aynı zamanda, çoğunlukla fosil yakıt kullanımın neden olduğu iklim değişikliği nedeniyle, bölgenin bozulan hava koşulları ve potansiyel tarımsal verimliliği üzerindeki negatif etkilerini yaşıyor. Yapılan araştırmalar, halen kısmen kullanılmakta olan hidroelektrik enerji santrallarının, rüzgar ve güneş enerjisi projeleriyle bütünleştirilmesi Batı Afrika için umut verici bir seçenek olarak görülüyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının planlanması ve geliştirilmesi, ülkelerin yerel kaynakları ve mevcut altyapıları göz önünde tutularak yapılıyor. Bu kaynaklara sahip ülkelerin, esnek,  güvenilir ve uygun fiyatlı enerji üretim sistemleri oluşturmaları, ülkeler ve bölgeler arasında farklı koşullar yaratmaktadır. 

Güneş ve rüzgar enerjisi üretimini destekleme esnekliğine sahip bir teknoloji de hidroelektrik santrallardır, bunlar sistem içinde sabit üretim kapasiteli bir enerji kaynağı olarak kullanılır, güneş ve rüzgardaki dalgalanmaları dengeler. Ancak sistemin sürdürülebilir olması için dikkatli bir şekilde planlanması ve yönetilmesi gerekmektedir. 

Ülkelerin enerji üretim altyapısı oluşumu 30 yılı aşan bir süreç gerektirdiği için, bugün alınan kararlar, ülke hükümetlerinin iklim değişikliğine bakış açılarının da köşe taşlarını oluşturacaktır. Ülke yönetimlerinin önündeki soru, aldıkları bu kararların, çoğunlukla fosil yakıt kullanmalarının doğurduğu iklim değişikliğini yavaşlatma hedefleriyle uyumlu sonuçlar yaratıp, yaratamayacağıdır.

Ülkelerin önündeki önemli soru, hızlı artan nüfus büyüklükleri, gelişen teknolojiler ve yaşam koşulları karşısında artan elektrik enerjisi üretim talebi, iklim değişikliği hedefleriyle uyumlu hale nasıl getirilir? 

<b>Araştırmalar, sürdürülebilir yönetilen hidroelektrik santrallerin rüzgar ve güneş enerjisi projeleriyle birleştirilmesini, özellikle Batı Afrika için umut verici bir seçenek olduğunu gösteriyor. </b>

Batı Afrika, Büyük Sahranın güney bölümünde güçlü bir yenilenebilir enerji potansiyeline sahiptir. Güneş enerjisi potansiyeli bölgenin neredeyse her noktasında var, rüzgar potansiyeli de kıyı bölgelerinde ve kuzeyde daha güçlüdür. Hidroelektrik potansiyeli de en çok yağış alan güney kesimde yoğunlaşır. 

Bu ülkelerden çoğu, Gana’nın Akosombo barajı gibi büyük hidroelektrik santralları kullanıyor ve birçok yeni baraj yapımı da planlanıyor. Yeni gelişmeler doğrultusunda rüzgar ve güneş enerji tesisleri de sisteme ekleniyor. Sınır ötesi elektrik enerjisi ticareti, rüzgar ve güneş enerji üretimleriyle güçlenen hidroelektrik enerjinin değerini artırmaktadır. Bu arada Batı Afrika Ülkelerinin ürettikleri enerjiyi bir havuzda toplayıp ortak kullanıma açılmasıyla, yenilenebilir enerji kaynaklarının kapasitesini %60 artıracağı hesaplanmaktadır. 

Batı Afrika ülkeleri elektrik enerjisi değiş/tokuşlarında iş birliği yapıyorlar, ancak çoğunluk ikili anlaşmalar yoluyla, bölgesel bir ajans olan <b>Batı Afrika Enerji Havuzu</b>, ulusal güç sistemlerini daha büyük ölçekte birleşik bir elektrik enerjisi piyasasına entegre etmeyi planlıyor.

Bu havuz modeli, enerji kaynaklarının birlikte nasıl yönetilebileceğini göstermektedir. Bölgenin rüzgar ve güneş gücünü artırırken şebeke güvenliğini sağlamak için doğalgaz santralları yerine hidroelektrik santralların kullanılabileceğini gösteriyor. Doğalgaz sürdürülebilir enerjiye geçişte genellikle bir köprü yakıtı olarak gösterilir. Ancak Paris Sözleşmesine göre küresel salınımların yüzyıl ortalarında sıfır civarında olması gerekiyor. Bu nedenle daha fazla gaz altyapısı inşa etmek iklim değişikliği hedeflerini tehlikeye atmaktadır. 

Fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri de iyi bilinmektedir, bunlar da yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak önlenebilir. Ayrıca yenilenebilir enerji sistemlerindeki gelişmeler, buradan üretilecek enerji maliyetlerinin fosil yakıtların çok altında olacağını göstermektedir. 

Batı Afrika modeline benzer çabalar, yenilenebilir elektrik enerjisi üretimini artırmak, maliyetleri aşağı çekmek ve de çevre uyumlu enerji üretebilmek için sınır ötesi iş birliğinin daha da önem kazanmasıyla, Avrupa Birliği gibi dünyanın diğer bölgelerinde de sürüyor.

Yorum Ekle