Ön sözleşme sorunu


Uygulamada, ön sözleşme kurulmadan doğrudan asıl sözleşme yapılması, adeta kural haline gelmiştir.



Oysa, yasal düzlemin aksi yönde olduğunu belirtmekte yarar görmekteyiz. Mevcut çoğunluk hukuka aykırı uygulama sonucunda azımsanmayacak zararlar doğduğunu önemle belirtmeliyiz.
Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir (TBK m.29/I Birinci cümle). Bu kural ile, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (Kısaca “TBK”) ön sözleşme yani, sözleşme yapma vaadi düzenlenmektedir. Ön sözleşme, niteliği itibariyle bir borç sözleşmesidir. Ön sözleşme ile ileride kurulması öngörülen borç sözleşmesine, asıl sözleşme denir.
Ön sözleşme, sadece borç sözleşmesi için kurulabilir. Aksine olarak, diğer sözleşmeler için ön sözleşmenin kurulması söz konusu olmaz. Örneğin; tasarruf işlemlerinden önce kurulan borç sözleşmeleri, asıl sözleşmeleri olarak kabul edilirler.
Ön sözleşmenin koşulları bulunmakta olup, şunlardır:
a) Ön sözleşmenin, borçlandırıcı bir işleme, bir borç sözleşmesine ilişkin olması,
b) Asıl sözleşmenin konusunun yeter derecede belirli veya belirlenebilir olması,     
c) Ön sözleşmenin şeklinin ileride kurulacak sözleşmenin şekline uygun olması,
d) Ön sözleşme ile alacaklıya, borçlunun edimini ifa yetkisinin verilmiş olması,     
e) Ön sözleşme konusunun kesin hükümsüzlük sebeplerine sahip olmaması.
Ön sözleşme kurulmasının hüküm ve sonuçları ise aşağıda gösterilmiştir:

a) Tarafların asıl sözleşmeyi kurma borcu  Taraflardan her biri, yaptıkları ön sözleşme ile, asıl sözleşmeyi kurma borcunu ifa etmekle yükümlü olurlar (TBK m.83/I).
Sözleşme kurma borcu, sözleşme tarafı borçlu tarafından hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde sözleşmenin diğer tarafı (alacaklı), borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya masrafı borçluya ait olmak üzere, edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini yani, yetkili kılınmasını mahkemeden isteyebilir (TBK m.113).     
Mahkemece alınacak karar, asıl sözleşmenin kurulmasını değil, böyle bir sözleşmenin sağlamayı amaçladığı hakkın alacaklıya geçirilmesini kapsar.
b) Zararın giderilmesi borcu Bir taraf asıl sözleşme kurma borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmezse, borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, diğer tarafın (alacaklının) bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m.112/I).  Bu durumda alacaklı; her türlü giderim istemini ayrıca borçludan talep edebilir. Dolayısıyla, sözleşme kurma borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür.  Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, sözleşme kurma borcunda öngörülen işin özel niteliğine göre belirlenir. Borca konu iş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir (TBK m.114).
Ailenizle birlikte esenlik ve mutluluklar diler, en içten saygılarımızı sunarız.

Yorum Ekle