Okullu yönetici neden yok?


Mesut Mestan başkanlığındaki yönetimde Bursaspor camiası yeni isimler ve yüzlerle tanıştı…



Tanınır/ bilinir isimlerin az oluşu hiç önemli değil, kısa bir süreçte medya aracılığıyla vitrine çıkacakları için her Bursasporlunun akrabası olacaklarından hiç şüphem yok…

Sözü getirmek istediğim nokta kişiler değil, yöneticilik profili…
Şu bir gerçek ki, ülke futbolunda karşılaştığımız her problemin altında yöneticiler yatıyor.

Kulüp yöneticiliği aslında öyle kolay bir şey değil. Sorumluluk ister, bilgi ister, birikim ve de sağduyu ister.

Özellikle 3 İstanbullunun yöneticilerinin her sezon tanık olduğumuz gibi 'adalet istiyoruz' çığlıklarının altında 'adaletsizlik pastasından en büyük dilimi yeme' arzuları gizli!

Sporcuların, teknik adamların hatta tribünlerin bile sakin oldukları ortamda onlar aniden tansiyonu yükseltip kitleleri gerebiliyorlar…

Bu yöneticiler gidiyor, başkaları geliyor lakin durum değişmiyor. 
Sözün özü, içinden çıkmanın zor olduğu bir paradoksla karşı karşıyayız. Çoğu eğitimliler, bazıları yurtdışından master dereceleriyle mezun olmuşlar. Görmüşler, geçirmişler, iyi ailelerde yetişmişler. Seçildikleri gün son derece nazik ve seviyeliler ama bir süre sonra hiçbirinin bir öncekinden, diğerinden farkı kalmıyor! Tamam; bunlar kulüp yöneticisi olmasın, onlar da olmasın, şunlarda… 
Peki kim yönetecek bu kulüpleri? İşte bu noktada duralım…
Ülke futbolumuzda her sezon yaşanan gerilimin sorumluları arasında sporcu ve teknik adamların en gerilerde olduğu inancındayım.

Sahada ter dökmüş, yeşil çimler üstünde her şeyini verdiği halde kaybetmeyi bilen insanların, şiddete neden olamayacağı kanısındayım.

Keşke onlardan bazıları, kendilerine hedef olarak teknik direktörlüğü/ menajerliği değil de kulüp yöneticiliğini seçseler…

Her futbolu bırakana antrenör olarak bir kulüp bulunamayacağına göre bu yol, daha akılcı olmaz mı? Futbolcuyken doğru yönetilmediğini farkına varan bir kişinin yönetmeye talip olması mantıklı değil mi? 
Bursaspor tarihinde bunun örneği var:
Orhan Özselek… 
Ruhu şad olsun, başkan ve yöneticilik dönemlerinde yaptıkları ortada. Hem de cep delik, cepken delikken…

Mesela bilgi birikimi ve donanımlarına inandığım Sinan Bür, Ahmet Suphi Evke, Kemal Batmaz, Beyhan Çalışkan, Erkan Öncel, Turan Şen, Yalçın Gündüz, Şenol Ulusavaş, Adnan Örnek, Mustafa Er ve diğerleri gibi…

Neden 'illa teknik direktörlük' ya da 'menajerlik' diye tuttururlar ki?
Yeri gelmişken söyleyelim; kulüp yöneticiliğine 'alaylılar'ın dışında 'okullular'ın da soyunma zamanı gelmedi mi? Bu ülkede 'spor yöneticiliği' diye bir fakülte var. Üniversite seçme sınavında iyi bir puan alıp, fiziksel yeterlik sınavlarını geçen nitelikli öğrencilerin girebildiği bir akademi burası.

Ama her ne hikmetse; 13-15 kişilik kulüp yönetimlerinde onca sanayici, işletmeci, hukukçu, turizmci, inşaatçı, doktor, eczacı, mimar, mühendis, öğretmen, kabzımal ve benzeri yani her kesimden/meslekten yönetici var da…

1 tane bile akademi mezunu 'spor yöneticisi' yok!
Peki neden? Cevap kesin ve net: İşin ucu dönüyor dolaşıyor paraya dayanıyor! 
İşte bunun için de kulüpler mevcut yöneticilerin ceplerindeki dolarlara bağımlı olmaktan kurtulamıyor. Oysa bir kulüp yönetimine '13-15 cebi dolu' adam yerine, gelirleri artırmanın yollarını üretecek '1 tane zihni dolu' okullu adam girse, fena mı olur? 

 

bursa escort bursa escort tempobet bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
istanbul eskort istanbul escort vip escort şişli escort kadıköy escort beylikdüzü escort
sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
illegal bahis
porno indir porno hd sex türkçe porno türbanlı porno