Nilüfer’in havası kirli, suyu temiz!


Nilüfer Belediyesi’nin 2021 yılı hava kalitesi ve içme suyu kaynaklarının analiz sonuçları kamuoyuna açıklandı. Buna göre Nilüfer’de endüstriyel gazlar ile egzoz gazlarından kaynaklı kirlilik söz konusu. Nilüfer’in kentsel suları temiz iken, kırsal mahallelerde ise yüzde 16,7 oranında kirlilik var.



Nilüfer Belediyesi Halk Evi’nde düzenlenen basın toplantısında Nilüfer Belediyesi tarafından hayata geçirilen 2021 yılı Nilüfer’de 2021 yılı hava kalitesi izleme çalışması ile su analizleri verilerini kamuoyu ile paylaştı.  

Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem “ Nilüfer’in hava ve su kalitesini uzun yıllardır takip altında tutuyoruz. Yıllardır hava kirliliği konusunda iyi bir durumda olmadığımızı söyleyebiliriz.”
Başkan Erdem, Nilüfer İstasyonu’nun artık Bakanlığın Ulusal Hava İzleme Ağı’nda yer aldığını söyleyerek süreç hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Kayıhan Pala Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne de teşekkür etti.

DSÖ:’HAVA KİRLİLİĞİ KANSER YAPIYOR!’
Prof. Dr. Kayıhan Pala hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisine değindi:

“Biz hava kirliliğinin kanser açısından büyük bir risk taşıdığını DSÖ’nün açıklamasından önce de gündeme getirmiştik. DSÖ 2013 yılında dış ortam hava kirliliğinin özellikle de partikül madde kirliliğini akciğer kanserinin nedeni olarak tanımladı.

Mesane kanseri görülme sıklığına neden olduğunu da açıkladı. Son 10 yıldır hava kirliliğinin çocukların ve bebeklerin sağlığını olumsuz etkilediği biliniyor.

Hava kirliliği sağlık açısından başta çocuklar, yaşlılar ve yoksullar olmak üzere herkesi etkileyen en önemli çevresel risklerden birini oluşturmaktadır…”

Prof. Dr. Kayıhan Pala, “200’e yakın hava kirleticisi var. En başta PM 10 ve PM 2,5 geliyor. En tehlikelisi ise PM 2,5… Türkiye’de genel olarak iki kirletici kükürt dioksit ve PM 10 ölçülüyor” derken…
AB değerlerinin DSÖ değerlerinin üstünde olduğunu, Türkiye Ulusal Değerlerinin ise AB değerlerine yakın olduğuna dikkat çekti.

NİLÜFER’DE HAVA KİRLİLİĞİ

Prof. Dr. Kayıhan Pala şunları söyledi:

“6 aylık PM10 ve PM2,5 değerlerinin DSÖ sınırlarının üzerinde. Ekim ve aralık aylarında ise PM 10’un ulusal sınır değerinin üzerinde. Nilüfer’de kükürt dioksit (SO2) hem ulusal sınır değerin hem de DSÖ rehber değerinin altında.

Kasım ayı dışındaki azot dioksit ise DSÖ sınır değerinin üzerinde. Ağustos ve Eylül aylarında azot dioksit (NO2) ise ulusal değerlerin de üzerinde.

Ölçüm yapılan 6 ay boyunca ozon (O3) ulusal sınır değerin ve DSÖ rehber değerinin altında.

Bu bulgular Nilüfer’de partikül madde ve azot oksitlerden kaynaklı hava kirliliğini açık olarak gösteriyor. Bunun nedeni de endüstriyel gazlar ile egzoz gazlarıdır.”

BURSA’DA HAVA KİRLİLİĞİ ÖLÜMLERİ: 2 BİN 822!
Kayıhan Pala, hava kirliliğinden ölümlere atıfta bulundu:

“DSÖ geliştirilen AirQ+ programı kullanılarak yürütülen araştırmada Türkiye'de 2018 yılında 72 ilde 44 bin 617 kişinin, PM2,5 kirliliği nedeniyle erken öldüğünün tahmin ediliyor.

Aynı araştırmanın bulgularına göre Bursa’da 2 bin 822 kişi uzun süreli PM2,5 kirliliğine bağlı olarak 2018 yılında hayatını erken kaybetmiştir. Eğer biz PM2,5 kirliliğini DSÖ’nün önerdiği sınır değeri altına çekebilirsek, yılda 2 bin 822 kişinin erken ölmesini önleyebiliriz.

Hava kirliliği Bursalıların sağlığını uzun yıllardır tehdit ediyor. Hastalanmalarına, erken ölümlerine yol açıyor.

Bursa’da hava kirliliği özellikle son yıllarda çok ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

Örneğin yasal düzenlemelere göre 24 saatlik ortalama PM10 ulusal sınır değeri yılda en çok 35 gün aşılabilir olmasına karşın, Bursa’da yüzlerce kez aşılmaktadır. Bu konu bilim insanları ve meslek odaları tarafından birçok kez gündeme getirilmiş olmasına karşın, halen etkin bir önlem alınmadığı anlaşılmaktadır. Bursa’da hava kirliliğine yol açan kirlilik kaynakları bilimsel yöntemlerle ortaya konulmalı ve kirliliği kaynakta yok etmek üzere bilimsel eylem planları hazırlanmalı, uygulamaya konulmalı, izlenmeli ve denetlenmelidir…”

KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRAL BURSA İÇİN KABUL EDİLEMEZ!

OSB’lerin şehir içinde olması, bacalarda online ölçüm yapılıp yapılmadığı yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı:

“Endüstriyel tesislerin bacaları online olarak inceleniyor. Ben bir bilim insanı olarak bir kentli olarak değerleri bilmek isterim. Orhaneli Termik Santrali’nin çevresinde yaşayanlara zarar verdiğini biliyoruz…”

OSB’lerde istasyon kurulmasına yönelik soruya ise “İstasyonlar 1,5 milyon liralık bir yatırım. Aslında OSB’lerde Çevre Bakanlığı’nın gözetiminde anında erişime açılacak istasyonların kurulması yararlı olur.”

Kayıhan Pala, dış ortam hava kirliliğinden korunmanın mümkün olmadığını ancak idari ve yerel yönetimlerin aldıkları tedbirlerle önlenebileceğini söyledi:

Enerji kesintilerinden sonra yeniden DOSAB termik santralinin ve OSB’lere termik santral kurulmasının gündeme geldiğine yönelik soruya ise şöyle yanıt verdi:

“Bu çağda Almanya gibi endüstri devi ülkeler bile enerjide kömürden, nükleer santralden çıkıyor. Türkiye’nin yenilenebilir rüzgar ve güneş enerjisine yönelmesi gerekiyor. Türkiye’de termik santrallerde yerli ve milli kömür kullanılmıyor. İthal kömür kullanılıyor. Bursa için kabul edilemez.  Hiçbir sanayici de ağzına alamsın. Buradan söz veriyorum. Ne kadar gücüm yeterse o kadar mücadele ederim.”

NİLÜFER KENT SUYU TEMİZ, KIRSAL MAHALLE YÜZDE  16,7 KİRLİ!

Nilüfer’deki su analizleri sonuçlarını açıklayan Prof. Dr. Kayıhan Pala, kişi başına en az 150 litre su verilmesi gerektiğine dikkat çekti:

“Bursa ilçelerinde baktığımızda günde kişi başına 150 litre ve üzeri su veren ilçeler , Nilüfer, Mudanya, Orhangazi, Kestel ve Yenişehir. Onun dışındakilerde 150 litreyi Bursa’da sağlayamıyoruz. 186 litre ile Nilüfer birinci sırada. Mudanya 181 litre ile ikinci sırada.”

‘BURSA’DA ÇEŞMEDEN SU İÇİLİR”

Nilüfer’deki su analiz raporlarını açıklayan Prof. Dr. Kayıhan Pala şöyle konuştu: “2021 yılında kentsel alandan 828 örnek aldık. Bu örneklerin tamamı temiz çıktı. Kırsal alanda yüzde 16,7’si kirli. Önceki yıllarda yüzde 30’du. BUSKİ’nin çalışmalarıyla bu oran daha aşağılara çekildi.

Elbette bunun sıfır olmasını istiyoruz. Kentsel alanda olduğu gibi kırsal mahallelerde yaşayan yurttaşların da temiz suya kolaylıkla erişebilmesini istiyoruz.

 BUSKİ, bu alanda önemli işler yapıyor. Ancak Nilüfer özelinde bu çabanın henüz tam olarak yetmediğini, daha fazla çabaya ihtiyaç olduğunu söylememiz gerekir.

Pala,Nilüfer’de kentsel mahallelerde suyun tamamının temiz, ancak yüzde 21’inde bakteri gibi zararlı organizmaları yok eden klor düzeyinin düşük olduğuna dikkat çekti.

Ve “Kırsal alanda ise yüzde 17’si kirli, yüzde 45’inde klor eksikliği var. Bir yandan su kirli bir yandan klor düşük. O mahallelerde yaşayanları riskle karşı karşıya bırakabilirsiniz” dedi. 

Toplantının soru cevap kısmında “Bursa’da çeşmeden su içilip içilmeyeceğine yönelik soruya Prof. Dr. Pala “Bursa’da çeşmeden su içilir. Bazı damacana sularda kirlilik çıktığını biliyoruz. ‘Ben çeşmeden su içmem, damacanadan içerim’ diyene de saygı gösteririm. Ama ben çeşme suyu içiyorum. Bazen küçük ambalajlı su gerekebiliyor” şeklinde yanıt verdi.

Yorum Ekle