Kültürsüzleşen kent Bursa


Her kentin kendine özgü kuralları ve yaşam tarzı vardır. Bu kurallar ve yaşam tarzları yazılı bir kanun değil, geçmişten günümüze gelen ve ileride de devam edecek kanunlardır.



Bursa yaklaşık üç milyon nüfusu ve ekonomisi ile dünyanın birçok ülkesinden büyük ve ülkemizin de dördüncü gelişmiş şehridir. Bursa’da yaşayan birisi öncelikle kentlilik bilincini kabullenmiş olması ve sadece Bursalı olmadığını unutmamalıdır. Çünkü bu kentte yaşayan bir kişi sırasıyla Bitinyalı, Prusyalı, Romalı, Bizanslı, Osmanlı ve Cumhuriyet Bursalısı’dır. Tüm bu ulusların güzel kentimize bıraktığı birçok tarihsel iz ve kültür vardır ki bunlar bilerek yaşanmalıdır.

Böylesine geniş bir tarihsel kentte yaşayıp ama gün geçtikçe kültürden yoksun kalan bir şehri gördükçe inanın insan üzülmeden duramıyor. Yazımın başında dediğim gibi her şehrin kendi kuralları vardır.

Bursa’ya hangi kentten veya hangi ülkeden gelip yerleştiyseniz, bu kentin yazılmamış kurallarına uymak zorundasınız. Ben bugün Diyarbakır’a gidip yaşamaya başlarsam o kentin kurallarına uymak zorundayım veya Makedonya’nın başkenti Üsküp’e gidersem Üsküp’ün kurallarına uymak zorundayım. Bunlar herkes için geçerlidir. Eğer Bursa’da yaşıyorsanız, iki kadının Arap Şükrü Sokağı’nda rakı içip karşılıklı sohbetine saygı göstermek zorundasınız. Eğer Bursa’da yaşıyorsanız Heykel’de karşıdan karşıya geçerken caddeyi değil altgeçitleri kullanmak zorundasınız. Eğer Bursa’da yaşıyorsanız toplu taşıma araçlarında cep telefonuyla yüksek sesle konuşamazsınız. Eğer Bursa’da yaşıyorsanız çöpünüzü belediyelerin her sokağa koymuş olduğu konteynırlara atmanız gerekmektedir.

Eğer Bursa’da yaşıyorsanız tiyatroya, senfoniye, Klasik Türk Musikisi konserleri ve gece hayatına alışık olmalısınız.

Kimin Bursa’ya hangi sebeple gelip yaşadığı önemli değildir. Eğer bu kentte yaşanacaksa bu kentin kuralları geçerlidir. Elbette insanlar öz kimliğini kaybetmeyecek ancak kentlilik kültürünü de benimsemek zorundadırlar.

Yorum Ekle