Kadına şiddet kendiliğinden durmaz!


25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında Kadının Statüsü Derneği BAOB’ta öldürülen kadın fotoğraflarından sergi açtı. Dernek Başkanı Nisa Ören yaptığı açıklamada kadının korunmasının devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu söyledi.



H.Gül Kolaylı

Kadının Statüsü Derneği 2004 yılında kuruldu. . O yıllarda Aileden Sorumlu Bakanlık bünyesinde Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü vardı.

Tüm il ve ilçelerde, tüm kamu kurumlarında Kadının Statüsü birim koordinatörü görevlendirilmesi için ilgili Bakanlık’tan yazı gitmişti…

Bugünkü gibi 6284 sayılı yasa yoktu. Şiddet mağduru kadınlara doğru dürüst sahip çıkılmıyordu. Karakollardan kadınların ‘kocandır, döver de, sever de” diyerek gönderildiği, sığınma evlerinin ‘sığınmama/ sığdırmama evleri’ olduğu yıllardı.
2004 yılında Valilik Bünyesinde oluşturulan Kadının Statüsü Birimi’nin faaliyetlerini desteklemek amacıyla dönemin Valisi’nin çağrısıyla, Bursa’daki çeşitli STK temsilcilerinin yönetiminde görev aldığı Kadının Statüsü Derneği kuruldu.

Sonraki yıllarda Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü işlevsizleşti. Bakanlığın adı değişti. Valilik ve kaymakamlıklardaki Kadının Statüsü birimleri kapatıldı.

Öyle olunca da derneğin de çalışma alanı, yönetim biçimlenmesi değişti, değişmeyen tek şey amacıydı. Uzun yıllar başkanlığını Avukat İlknur Kutucu üstlendi.
Pandemi nedeniyle ertelenen ve ancak Mart ayında kongresini yapabilen Kadının Statüsü Derneği’nde yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:

“Nisa Ören, Türkan Elçim, Melek Dinç, Dilek Aydeniz, Aysel şimşek…”
Dernek Başkanlığını Avukat Nisa Ören üstlendi…

HUZUREVİ SAKİNLERİNİ AĞIRLADILAR

Kadının Statüsü Derneği, geçtiğimiz hafta içerisinde Bursa Büyükşehir Belediyesi Fethiye Dörtçelik Huzurevi sakinlerini Yalova Yolu’ndaki Özdilek tesislerinde ağırladı.
Pandemi süreci boyunca dışarıda vakit geçiremeyen, büyüklerimiz açık havada bir nebze olsun sosyalleşmiş oldular… Etkinlikte huzurevi sakinlerine önceden çeşitli hediyeler takdim edildi.
Kadının Statüsü Derneği 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında Bursa Akademik Odalar Yerleşkesi’nde bir farkındalık sergisi açtı. Sergide öldürülen kadınların fotoğrafları ile yaşamlarına hangi gerekçelerle son verildiği yer aldı.

Başkan Nisa Ören Kadının Statüsü Derneği olarak kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına yapacakları faaliyetleri şöyle özetledi:

“Her kademeden okul kitaplarındaki toplumsal cinsiyet rolünü kadına fazlasıyla yükleyen ve ekonomik hayattaki rolünü öteleyen metin ve görsellerin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde eğitimin önemi büyük. Medyanın da dili sorunlu.

Kadın cinayetlerinde, kadına yönelik şiddette, kadınlarla ilgili haberlerin cinsiyetçi olmayan bir dille ele alınması gerekiyor. Önümüzdeki süreçte hem okul kitaplarındaki hem de medyada şiddeti meşrulaştıran dilin normalleşmesine yönelik çalışmalar yapacağız…”

KADIN OLDUĞU İÇİN!
Kadının Statüsü Derneği Başkanı Nisa Ören’in BAOB’taki sergi açılışında 25 Kasım Kadına yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında yaptığı basın açıklamasında önce kadına yönelik şiddeti tanımladı:

“Kadına Yönelik Şiddet; kadının fiziksel bütünlüğüne, bireysel özgürlüğüne, temel haklarına yönelen fiziksel, duygusal, cinsel, psikolojik her türlü şiddeti kapsar.

Kadının yalnızca kadın olmasından dolayı uğradığı şiddettir. Toplumumuzda erkek sadece erkek olduğu için hiçbir zaman şiddete uğramadı.

Cinsiyetin kadınlar aleyhine değerlendirilmesi, kadının güçsüz bırakılması, savunmasız olduğunun düşünülmesi bu şiddetin temelini oluşturuyor aslında. İtiraz ettiğimiz, katlanamadığımız nokta da budur.”

HER KADIN BİR HAYAT!
Geçtiğimiz yıl 410 bu yıl ise 345 kadın cinayeti gerçekleştiğine dikkat çeken Nisa Ören bu sayının her gün birden fazla kadının öldürüldüğü anlamına geldiğine değindi:

“Kadın cinayetleri göz ardı edebileceğimiz, sineye çekebileceğimiz bir şey değil. Bugün sokakta yürürken arkamızı kontrol etmek zorunda kaldığımız, gece eve geç gitmemeye çalıştığımız, arabamıza bindiğimiz an kapılarımızı kilitlediğimiz bir yaşamı hiçbirimiz hak etmiyoruz.”

Ören Kadının Statüsü Derneği olarak bu acı durumu daha somut göstermek adına öldürülen kadınların fotoğraflarından oluşan bir sergi açtıklarına vurgu yaptı:

“Öldürülen kadınların fotoğraflarını toplayıp sergileme ve durumun vehametine dikkat çekmek istedik. Sergilediklerimiz yalnızca birer fotoğraf, istatistiklerde bir sayı değil. Her kadın bir hayat, bambaşka bir hikaye”

“Bizler, kadının cinsel-fiziksel-psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğunu, kadının insan haklarının temel insan hakkı olduğunu bir kez daha yineliyoruz” diyen Nisa Ören sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kadına Yönelik ve aile içi şiddet devam ettiği sürece, şiddetle mücadeleye sonuna kadar devam edilmelidir.

Asıl mücadele zihniyetledir. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet; rastlantısal ve tekil olaylardan ibaret değildir.

Yerleşmiş toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı bir sorundur. Bu sorunun ortadan kaldırılması için gerekli mücadelenin öncelikle toplumun her ferdini korumakla yükümlü olan devlet eliyle verilmesi gerekmektedir.

Bu bağlamdaki mücadelenin sonuç verebilmesi ise ancak çıkarılacak kanunlar ve bu kanunların etkin şekilde uygulanması ile mümkündür.

 Devlet; şiddeti engelleyecek önlemleri almalı, failleri etkin biçimde cezalandırmalı, şiddete maruz bırakılanlar için destek sistemleri oluşturmalı, hem de bütüncül politikalarla toplumsal cinsiyet eşitliğini kurumsal ve toplumsal olarak yerleştirmelidir…”

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE 6284 SAYILI YASA

İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı Yasayı da gündeme getiren Nisa Ören sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstanbul Sözleşmesi bu noktada oldukça önem arz etmektedir. Aynı zamanda 6284 sayılı Kanun’un etkili şekilde uygulanmasına da güvencedir. Bu bağlamda sözleşmeden çıkılması yönünde alınan kararın eleştirilmemesi mümkün değildir. Kadını güvencesiz, korumasız bırakacak bu kararın yerinde olmadığı kanaatindeyiz.”

KADININ KORUNMASI DEVLETİN POZİTİF YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Kadının korunmasında devletin yükümlülüğüne dikkat çekti:

Kadının korunması devletin pozitif yükümlülüğü arasındadır. Yalnızca kanun çıkarmakla bu yükümlülük yerine getirilmiş sayılmayacaktır.

Asıl önemli olan kanunların etkin şekilde uygulanabilir olmasıdır. Yine bu kanunların hazırlık sürecinde hukukçuların yanı sıra sivil toplum örgütlerinden de öneri/görüş alınmasını son derece gereklidir.”
Kadının Statüsü Derneği Başkanı Nisa Ören’in okul kitaplarında cinsiyetçi dilin önlenmesini savundu:

“Eril toplum yapısında kültürün etkileri ile kadına dayatılan statünün değişmesi, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği"nin sağlanması için ciddi bir eğitim seferberliği başlatılmalı ve müfredat konusu olan kitaplardaki dil ve görseller de buna uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Kadını eve hapseden, ev içi işleri yalnızca kadına görev olarak yükleyen görsellerin kullanılmaması, toplumsal cinsiyet rollerinin kadına dayatılmadığı bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır.

Şiddeti olumlayan dilin, şiddete onay gösterecek yahut gerekçe bulacak ifadelerin mutlaka önüne geçilmesi gerekmektedir…”

MEDYANIN CİNSİYETÇİ DİLİ

Nisa Ören medyanın cinsiyetçi dilini de gündeme getirdi:

“Şiddetin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağı gerçeğinden yola çıkarak kadının giyim tarzı, dışarda olduğu saat, makyajı gibi sebeplerle, adeta şiddeti ve cinayeti onaylayan yazarların yazıları, tweetler, diğer sosyal medya paylaşımları hedef gösterme ve suça teşvik kabul edilerek yasa ile müeyyideye bağlanması gerekmektedir.

Koruma talepleri mutlaka ciddiye alınmalı, karakola başvuran kadına barıştırma teşebbüsleri olmamalı, kadın çaresizce, şiddet göreceği, hatta şikayet ettiği için şiddetin artacağı, belki de öldürüleceği eve gönderilmemelidir.

Bütün makamları kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi amacıyla gerekli sosyal ve hukuksal reformları düzenlemeye, önlemleri gözden geçirerek daha etkin politikalar oluşturmaya davet ediyoruz. Bu konuda, elimizden geleni fazlasıyla yapmaya ve çözüm getirecek girişimlere destek olmaya sonuna kadar açık olduğumuzu belirtmek isteriz.”

 

Yorum Ekle