İnternet sitesinde yayımlanan haber nedeniyle tazminat istemi


İnternet sitelerinde yayımlanan haberler nedeniyle, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle manevi tazminat davaları açılmaktadır



. Bu davaların açılmadan önce, hukuki değerlendirmesinin kapsamlı bir şekilde incelenmesi önemli bulunmaktadır.

Basın ve yayın yoluyla ya da internet gazeteciliği yapan haber sitelerinde haberler yayımlanmaktadır. Bunlardan günümüzde internet sitelerinde yayımlanan haberler nedeniyle haber sitesi sahibi ve bu sitelerde yazarlık yapan kişiler hakkında tazminat davalarından sıkça söz edilmeye başlanmıştır.

İster basın ve yayım yoluyla ister internet haber sitelerinde yapılan haberlerden dolayı açılacak tazminat davalarının, aynı hukuki gerekçe altında inceleneceğini öncelikle belirtmekte yarar vardır.

Tazminata ilişkin hukuki dayanak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “İlke” kenar başlıklı 24 üncü maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesidir. 

Kişilik hakkına saldırıya karşı Türk Medeni Kanununun 24 üncü maddesine göre; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

Açılacak tazminat davasında somut olayın değerlendirilmesinde, basın özgürlüğü (Any. m.13, 26, 28) ile kişilik haklarının korunması hakkı arasında adil bir dengenin sağlanması gerekir. Yapılacak inceleme sonucunda, her iki çatışan haklardan, kişilik haklarına saldırı olgusunun gerçekleştiğinin tespiti halinde tazminat davasının açılması düşünülebilir.

Çatışan haklar arasında dengeleme yapıldığında, somut olayın niteliği yanında aşağıdaki ölçütlerin de nazara alınması gerekmektedir:

i. Haber ve makalede yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği,

ii. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgili kişinin önceki davranışları, basının sıkı denetiminde olup olmadığı, katlanması gereken, kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade bir vatandaş ile karşılaştırıldığında daha geniş olup olmadığı,

iii. Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan ifadelerin türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları,

iv. Haber ve makalenin yayımlanma şartları,

v. Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı,

vi. Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı

vii. Haber veya makalede yer alan ifadelerin olgusal temele dayalı olup olmadığı, ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip desteklenmediği,

viii. Başkalarının şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu durumlarda başta meslek ahlakına saygı gösterme, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde, iyi niyetli olarak hareket etme ödevi olmak üzere basın mensuplarının kendiliğinden uymaları gereken zorunlu sınırlara, ödev ve sorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları,

ix. Haber ve makalede dile getirilen düşüncelere cevap verme olanağının bulunup bulunmadığı,

x. Haber veya makalenin hedef aldığı kişilerin hayatı üzerindeki etkileri kriterlerini elindeki somut olaya uyduğu ölçüde uygulaması gerekir.(1)

Esenlik ve mutluluk dileklerimizle, 

en içten saygılarımızı sunarız.

 (1) Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm’ün 1/07/2020 tarih 

      ve 2017/30756 sayılı Kararı

Yorum Ekle