sultanbet betbaba tempobet tempobet jeton


sultanbet betbaba tempobet tempobet jeton


İnegazi, Çorakgazi olmasın!...


Bursa, gerçekten çok farklı bir şehir…



Özellikleri sıralanınca, "Yokun, yok olduğu" bir kent ortaya çıkıyor...

Mesela…

Uludağ'ın eteklerine kurulan tesislerle, sade Türkiye'nin değil, bir çok ülkenin su ihtiyacını karşılıyor....

Tarımıyla, ülkeyi doyuruyor…

İnciri, kraliçe sofralarının olmazsa olmazı oluyor…

Kestanesi, şeftalisi ve deveci armudu en fazla ihraç edilen meyveler arasında yer alıyor…

Sanayisi ile ülke ekonomisine lokomotif görevi yapıyor...

Tekstiliyle herkesi giydiriyor...

Kaplıcalarıyla şifa veriyor...

Uludağ'ı ile insanları dinlendiriyor…

Bursa, bu değerlerini paylaşırken rahatsızlık duymuyor…

Ülkenin ekonomisine yaptığı katkıdan dolayı, mutluluk duyuyor…

Verdiği hizmetin karşılığını tam olarak da almıyor...

Sürekli ihmal ediliyor...

Bunu da çok iyi biliyor...

Her zaman olduğu gibi, susmayı tercih ediyor...

Bursa sadece,  taş ocağı açılıp maden çıkartmasını istemiyor…

Nedeni, tek geçim kaynağı olan topraklarının zarar görmesi...

Bu konuda asla geri adım atmıyor…

Projenin yapılması konusunda ısrarcı davranılırsa, sessiz de kalmıyor…

Yasal olan tüm haklarını kullanıyor…

Yürüyüşler düzenleyip, basın açıklamaları yapıyor…

Mahkemelere davalar açıyor…

Kazanan taraf oluyor…

Benzer olaylardan biri, Nilüfer İlçesi'ne 15 kilometre uzaklıkta bulunan İnegazi Köyü'nde yaşanıyor...

Bilim insanlarının on yıl önce tarım ve turizm alanı ilan edilmesini istediği İnegazi Köyü’nün tek geçim kaynağı, tarım ve hayvancılık...

Aileler, yetiştirdikleri şeftali, çilek, fasulye ve hayvanlardan elde ettikleri sütleri satarak, yaşamlarını sürdürüyorlar…

Çocuklarını okutup evlendiriyorlar...

O yüzden topraklarına evlatları gibi bakıyorlar...

Bugünlerde, köyün yakınında bulunan 2 bin 300 dönüm arazi üzerine,  Kalker Ocakları, Kırma-Eleme ve Hazır Beton Tesisleri'nin yapılması düşünülüyor...

Buda, Ziraat Odası  Bursa Şubesi Çevre Komisyonu Başkanı  Ertuğrul Aksoy'un açıkladığı gibi, çıkartılması hedeflenen 2 milyon ton taş için, kullanılacak olan tonlarca patlayıcının, evlere zarar vermesi anlamına geliyor…

Proje yaşama geçerse,  sadece evler ve toprak zarar görmeyecek…

Kurulacak 140 ton kapasiteli çimento hazırlama tesisi ile taş ocağı için gerekli olan 100 bin metreküp su tüketilecek…

Bu su, Yaylacık Barajı'nı besleyen havzadan temin edilecek....

Daha da önemlisi, tesiste yılda bin 680 ton kimyasal madde kullanılacak...

Çökeltim havuzlarında birikecek kimyasal ve çamurların da, nerede kurutulacağı belli değil...

Yaşanacakları düşünebiliyor musunuz?

Sonuç olarak...

Güzelliklerini yukarıda sıraladığım Bursa, bunu hak etmiyor…

Taş çıkartıp çimento yapacaksanız, toprağı verimsiz olan yerlere gidin...

Güzelim İnegazi’yi, Çorakgazi yapmayın…

Aileleri, doğum büyüdükleri topraklardan göçe zorlamayın…

Yazıktır, ayıptır, günahtır...

 

Yorum Ekle