sultanbet betbaba tempobet tempobet jeton


sultanbet betbaba tempobet tempobet jeton


İklim değişikliği zilleri çalıyor…


Geçen haftalarda biz de duyduk bu zilleri Giresun’da, bu hafta da ABD duydu, hem de çok daha şiddetli olarak.



 Oysa takvim hala Eylül ayının başlarını gösteriyor, ABD’nin orta kesimlerinde, bölgenin normal mevsim sıcaklıkları 30C derece ve üzerinde seyrediyor iken, birden kar yağışı ve soğuk hava, sanki Kasım ayı başlarına benzer tarzda hissedilmeye başlıyor. Geçen pazartesiden salıya kadar, gece boyunca batı Dakota’nın bazı kısımlarına 40cm kar yağdı ve yağış devam ediyor. Colorado’da Denver kentinde çok keskin bir değişim yaşandı, kentte normal mevsim sıcaklığı olan 30C derece yaşanırken ısı gün içinde birden 3C dereceye düştü, kar yağışı başladı ve iki gün boyu devam etti. Bölgede yaşayan 6 milyon insan bu şaşırtıcı değişimi yaşarken bölge 30-40cm karla kaplandı.    

Peki ne değişti de bunlar yaşanıyor? Gelin bu sorunun cevabını İklim bilimcilerinden dinleyelim;

Onlar, yıllardır ABD’de yaşanan aşırı hava koşullarını, doğrudan insan kaynaklı küresel ısınmaya dayandırmaktan çekiniyorlardı, ancak yukarda aktardığım mevsim değişimlerinin de çok ötesinde, alışılmadık derecede güçlü, kasırga gücünde fırtınaların, ABD kıtasının batıdan doğuya doğru 1200 km hat boyunca, tüm yerleşim ve tarım alanlarını yerle bir etmesi, 250 km/saat hızındaki rüzgarların sahillere çarpması, aşırı sıcaklıkların neden olduğu yangınların çok geniş orman alanlarını yok etmesi gerçekleri, Bilim İnsanlarını İklim Değişikliği olgusu üzerinde yoğunlaştırdı. 

Bu oluşumların nedenleri üzerinde yaptıkları araştırmalar sonucunda, en etkin nedenin üzerinde insan parmağının izi olduğunda, birleştiler.

Aslında onlar geleneksel olarak, bu sıra dışı atmosferik olaylarla iklim değişikliği arasında bağlantılar kurmaya direnirlerdi. 

Ancak hem yükselen sıcaklıklar, hem de yaşanan felaketler tutarlı ve yaygın hale geldiğinde, bu bağlantı gözleri önüne serilir. 

Yükselen okyanus  sıcaklıklarının alışılmadık nemli hava kasırgalarını doğurduğunu, karaya indiklerinde de bugüne dek görülmemiş büyüklükte yağmurların oluştuğunu, tespit ederler.

Bilim insanlarının bir önemli tespiti de, insanoğlunun atmosfere bıraktığı CO2’in önemli bölümünün okyanuslarca emilmesi, bu nedenle de okyanuslardaki suyun sıcaklıklarının yükselmesi, bu değişimin ise karada daha sıcak yazlara, daha soğuk kışlara, yoğun yağış modellerine ve yıkıcı fırtınalara neden olmasıdır. 

İklim Değişikliği artık teorik bir tehdit değil, yaşanan doğa felaketidir. Örneğin Kaliforniya’da ortalama sıcaklıkların yükselmesi, yağışların azalması büyük orman yangınlarına neden oldu, olmaya da devam ediyor. 

Bu arada Nisan ayındaki korana virüs kilitlenmesi, seyahatlerin büyük oranda kısıtlanması, dünya çapında günlük CO2 salınımlarını, 2006’dan buyana görülmeyen seviyede, tahminen 19milyon ton düşürdüğü tespit edildi. Azalan otomobil, otobüs ve kamyon trafiği, düşüşün %43’üne katkıda bulundu. Ancak binalardan bırakılan salınımlar %3 arttı. 

Ancak bilim insanları bu düşüşleri alkışlamıyor, bu yıl toplam karbon salınımlarında %7’lik bir düşüş olabileceğini düşünüyorlar. Bu durgunlukları ve dünya savaşları sonrasında salınımların aşırı arttığına dair tarihsel verileri de göz ardı etmiyorlar. 

Gene de imzalayan ülkelerce Paris Sözleşmesinin uygulanması sonucu benzer düşüşleri bekliyorlar… 

Yorum Ekle