HUKUK & ÜRETİM & İNSAN ve EKONOMİ


Bir yandan mesleğimiz gereği gıdadan tekstile, makinadan otomotive, İnşaattan iletişime pek çok sanayi ve hizmet sektörünün yapılarının içinde bulunuyoruz



İşletmeler arasında giden gelen pek çok meslektaşımız gibi esasen ekonomiye, sınai ve hizmet sektörlerine geniş perspektiften doğru pencerelerden bakma imkanıyla beraber mikro ve makro ölçekler arasında azımsanamayacak önemli bilgi ve tecrübeleri edinme şansımız da oluyor.    

Diğer yandan da sınai yaşam oldum olası fazlasıyla ilgimi çeker. Her hangi bir üretim tesisine girdiğimde, dönen çarklar, üretim süreci bana bir başka tatlı heyecan verir. Üç yaş çocuklar misali “bu nedir bu ne yapar “ misali sorularından çekinmem , olmadık sorularla da bazen bunaltırım. Hatta bazen haddimi aşar, o malın dünya mukayeseleri, satış pazarlama stratejileri, fiyat mekanizmaları, geçmişi geleceği, inovasyon, arge, ürge, Allah ne verdiyse sorar, hafıza defterime kaydederim. 

Yani bir gün beni işletmenize davet edecekseniz iki kere düşünün.:)

Eski zamanlarda “ayıp” değildi çalışmak. ! ne acıdır ki. Yaşıtlarımızın bir çoğu gibi İlk orta lise Üniversite sıralarında rençberlik sokak satıcılığı, fabrika işçiliği , pek çok şey yaptık.

Her zaman gururla ve gerçeklikle söylerim Bu durum bizim dönem insanların yaşamları için gerçekten özel bir “şans”. İçinde olduğumuz zamanlarda da erken şekilde çalışma hayatı içine giren çocukların, ileride iş dünyasında avantajlarının olacağı kaçınılmaz gerçeklik. 

Tüm araştırmalar gösteriyor ki bilinçli Ebeveynler bu gerçeklikle davrandıklarında o çocuklar hayatın her alanında daha üretken ve olumlu öz güvenli oluyor, kötü alışkanlıklarda da bir o kadar uzak.  

Hemen İki aydır eve kapandığımız için bizim familyada çocuklarla bolca tartışma imkanımız oluyor. Büyük oğlum Amerikan ekonomisi hakkında azımsanmayacak araştırma, çalışmalarıyla kariyer yaptı ve tesbitleri üzerinde bilgi alışverişlerimiz, tartışma imkanımız oluyor keza Üniversitede uluslar arası Ekonomi eğitimi alan küçük oğlum ve endüstriyel tasarım okuyan kızım da bize katıldığında sanayi, ekonomi, digital devrim, Blockchain, yazılım ekonımisi, faiz, döviz, tahvil, bono, cari açık, makro ve mikroda ekonomi savaşları derken,, tartışma ortamı her açıdan zenginleşiyor. ,

Yanı sıra dünya ekonomisi hakkında yazılan önemli kaynaklara teknoloji sayesinde erişebiliyorum. Yazılı makaleler, Poascastler, Sosyal medya programları ile fan’ı olduğumuz ünlü ekonomistler, stratejistler, fütüristlerin yayınlarına katılıp “bilgi” okyanusunda “nefes” alma hazzını yaşıyorum. İndirdiğim aplikasyonlarla son zamanlarda yabancı dilime günde dört saatten fazlasını ayırıp zayıflamaya yüz tutan ikinci dili zenginleştirip kaynaklara doğrudan ulaşma amacıma bir adım daha yaklaşmanın hazzı da cabası. 

32 yıllık Pandemi sonrası dünya piyasaları malumumuz. Trump’ın tüm çılgınlıklarına rağmen Başta Amerika hemen tüm dünya insanlarından bilgi teknolojileri sayesinde “vergi” türü kaynaklarını aldıkça “onlara bir şey olmaz” kısa zamanda düzeltirler görüşüm ağırlığını sürdürmekte. 

Avrupa’nın ortası Almanya da disiplin, çalışma, İnovasyon ve insan faktörüyle daha uzunca zaman sarsılmaz.

Geri kalan Avrupa dan Hollanda, İsviçre, Fransa ve devamı, her birinin İNSAN kaynaklı zenginlikleri var, bu zenginlik Tarım, gıda, otomotiv aklınıza ne gelirse ÜRETİM demek. Zengin üretimleriyle onlara da bir şey olmaz.

Gelelim Çin ‘e, ortalama insanı şimdilik demokrasiyle insan haklarıyla fazla uzun tanışmadı, çalışır, üretir uzunca zaman da satmaya devam ederler zira bırakın Çin’in sahip olduğu ucuz ve tekno eğitimli iş gücünü, onunla rekabet ortamı yaratabilecek ve ekonomik olabilecek alternatif paralel sınai teknolojik yapıların kurulması bile onlarca yılı alabilir.   

İçeriye yani aynaya bakalım. Dolar yükseldi mi ? tabii ki hayır. 

Türk Lirası hemen tüm para birimlerine karşı değer kaybetti.

Neden ? çünkü içerde ve dışarıda piyasalarda dahası halkta kendi parasına, ekonomik geleceğe karşı güven ! problemi had safhada ve kaynaklarımız şimdi çok daha fazla sınırlı. Hatta bazı yazar çizerlere göre deniz bitti. ( ki ben katılmıyorum, en zor zaman ve şartlarda bile muhakkak ki doğru adımlarla potansyelimiz biz, çok daha iyi günlere götürmeye yeterlidir.) Evet soru ve sorunlar çok. 

Peki ne yapılmalı. ? 

sorusunun cevabına gelince , bilgi birikim tecrübelerimiz ve doğru tarafsız kalemlerin mutabık olduğu noktalar aşağı yukarı kesişiyor. Aşağıdaki üç şifreyle başlarsak gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.  

1. HUKUK ; Hukuk devleti ilkeleri belli, bu ilkelere ne kadar yakın olursak ekonomimiz bir o kadar ileri gidecek çünkü hukuk devleti ilkelerinden sapıp ekonomik zenginliğe erişen bir coğrafya yok. ( petrol ve doğal kaynaklara sahip ülkeler ve Çin gibi totaliter yönetimler hariç ) Hukuk başlığı çok geniş. Demokratik, laik sosyal hukuk devleti. Tıpkı Anayasamızın başlangıç fıkralarında emrettiği gibi. 

2. ÜRETİM, Üretim için ülkemizin kaynaklarının daha fazlasını, en fazlasını ayırmayı deneyeceğiz. ( Üretim derken de misalen alternatif rüzgar, güneş vb. gibi enerji kaynaklarına, tarım ve hayvancılıkta teknoloji-makinalaşmaya, digital dönüşüme, arge, ürge çalışma ve teşviklerine ne yatırırsan yatır, karşılıksız paranın basılacağı yegane alan , bas ancak karşılığını onlarca misli üretimle verecek alanlara yatır. )  

3. İNSAN ; Zamanın ve geleceğin ihtiyaçlarını da esas alan doğru Eğitim öğretimle İNSAN kaynaklarımızı kısa, orta, uzun vadede geliştirmek.

HUKUK OLMADAN NE EKONOMİ NE İNSAN MODELLEMESİ MÜMKÜN DEĞİL.   

Yapmayacaklarımız ise belli. Yönetim anlayışında komple Yolsuzluk, Liyakatsizlik, keyfilik gibi virüslerden mümkün mertebe temizlenip ülke ve dünya gerçekleri ile vizyonuna sahip Cumhuriyetin kuruluş amaç ve ilklerine bağlı bir anlayış hakimiyeti, 

Yan, mantıktaki sebep sonuç ilişkileri noktası şifrelerle dolu.

Daha sağlıklı bir haftada buluşmak dileklerimle.

Yorum Ekle