HASTA ADAM (X) BURSASPOR


BURSASPOR’un yaklaşan kongre öncesi yönetime talip olduğunu açıklayan tek bir başkan adayı var şimdilik. Tahminim odur ki; bu sayı giderek artacaktır...



Maddi ve manevi açıdan devasa sorunlar yumağı haline gelmiş Bursaspor gibi bir kulübün yönetimini yüklenmek bağışlayın ama geçtik ‘ateşten gömlek giymeyi’, karlı buzlu havada ‘iç çamaşırı giymeden’ sokağa çıkmak gibi!

Üşütüp yatağa düşmeniz çok muhtemel!

Şöyle yakın geçmişe dönüp, ya da günümüze bakıp göreve gelen başkanlar ile ekipleri sadece kendi sağlıklarını tehlikeye atmakla kalmayıp, koskoca bir camiayı da hasta ettiklerini görüyoruz.

O başkanlar ki; geleni de gideni de ve de gidecek olanı da hemen hepsi yoğun bakımda makinelere bağlı yaşam savaşı veren bir Bursaspor bıraktılar.

Söylemlerinden anlıyoruz ki; kulübün kasası öyle bir açılmış ki; o açığı yamayacak iğne iplik henüz icat edilmemiş!

Peki, koskoca Bursaspor geçmişte örnekleri olduğu gibi yarınlar da sorunlarını çözemez mi?                                                                                     

Mevcut tabloya göre çok zor ama imkânsız değil. Yeter ki doğru teşhis konsun, pansuman değil, gerçek bir tedavi olsun.                                         

Ne var ki; genel olarak konuşursak kulüplerde iş başı yapan yöneticileri toplum olarak ‘âlem-i cihan’ sanıyoruz!

Bize göre, her şeyi bilir yönetici...

Her zorluğu çözer, hepimizden farklıdır!

Sorunlara baktığında her görüşünde haklıdır. İşin kötüsü nedir biliyor musunuz? Bir süre sonra yöneticinin kendisi de öyle sanır! Çok basit bir çözüm önünde dururken, olmadık işlere kalkışır, her şey birbirine karışır.

Nitekim Bursaspor çok bildiğini sanan ama hiçbir şey bilmeyen o başkanlar ile yöneticiler yüzünden bugünlere geldi.Bir hikâye ile noktalayalım.

Günün birinde bir fizikçi, bir kimyacı, bir jeolog ve bir matematikçi bir araya gelmiş ve bir araştırma için araziye çıkmışlar. Birden yağmur bastırır. Hemen yakında bir arazi evi görürler ve oraya sığınırlar. Ev sahibi bu değerli ekibe bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır.                                             

Hepsinin dikkati odada bulunan soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 metre kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

Fizikçi; ‘Sobayı yükselterek konveksiyon açısından daha kısa sürede ısınmayı bağlamış.’ 

Kimyacı; ‘Adam aktivasyon enerjisini düşürüp sobayı daha kolay yakmayı amaçlamış.’ 

Jeolog; ‘Burası tektonik hareketlilik bölgesi... Bir deprem durumunda sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmış.

Matematikçi; ‘Sobayı odanın geometrik merkezine kurup, her yeri eşit şekilde ısınmasını sağlamış.’

Tam bu sırada ev sahibi içeri girmiş. Tabii hemen sormuşlar ve bekledikleri cevaptan her biri haklı çıkmayı umuyormuş.
‘Üstat, bu soba neden taşların üzerinde, ve zeminden yukarıda..’
Ev sahibi orman köylüsünün cevabı kısa ve basit olur:

- ‘Boru yetmedi!’

(x)‘Hasta Adam’ ifadesini tarihte ilk kez Rus Çarı I. Nikolay, art arda gelen savaşlar nedeni ile toprak kaybeden ve ekonomik olarak müthiş bir çöküşe giren Osmanlı İmparatorluğu için kullanmıştır 

Yorum Ekle