evden eve nakliyat çeviri şehirler arası nakliyat ofis taşıma evden eve nakliyat







Hakemler hakemlerimiz


Yıllardır tartışılırlar. Aynı şekilde yıllardır da değişen bir şey olmaz.



Yazacaklarımdan harici çok az da olsa istisnai durumlar olabiliyor.

Arada tek tük iyi niyetle işini yapmak isteyen çıkabiliyor. 

Onları tenzih ediyorum. Ama onlar maalesef ki dediğim gibi istisna olarak kalıyor.

O istisnalar da kaideyi yıllardır maalesef bozamıyor.

Hakemlerimizin genel mentalitelerinden bahsedeceğim.

Evet işte hakemlerimiz…

-Hemen hepsi Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş taraftarıdır.

-Bu üç kulüpten birini tutarlar; ama o kulüplerden biri Anadolu takımıyla maç yapıyorsa kendi tuttukları kulüp olmasa bile hemen o büyük (!) kulübün renkleriyle görmeye başlarlar. Çünkü direkt olmasa bile amirlerinden ve futbol atmosferinden aldıkları talimat ve mesaj böyledir.

-Üç İstanbul kulübünü kızdırırlarsa o kulübün maçına uzun süre verilmeyeceklerini, birkaç hafta dinlendirileceklerini hatta çok kızdırırlarsa düdüklerinin astırılacağını endişesiyle o düdüklerine üflerler.

 “Aman şunları kızdırmadan, başıma iş almadan şu maçı sağ salim bitireyim” kafasındadırlar.

-Üç önemli (!) kulüpten en az ikisinin yarışta tutulması gerektiğinden (!) maçlarda kararları ona göre şekillenir. Zaten ona göre atanırlar. Daha anlaşılır bir şekilde anlatacak olursak maçlara iki görevle gelirler de diyebiliriz. Maçı yönetmek ve istendiği gibi (!) yönetmek.

-Maçlarda kaleye yakın kritik noktalarda kararları büyük bir çoğunlukla İstanbul’un o ayrıcalıklı kulüplerinin lehine olur.

-Kaleye uzak noktalarda falan da Anadolu takımlarının lehine ‘dekor yapmak’ için düdükler çalarlar.

-İstanbul kulüplerinin oyuncularına karşı vücut dilleri, mimikleri farklıdır, Anadolu kulüplerinin oyuncularına karşı farklı.

-Kulübüne göre yeri gelir kaş çatarlar, delici ve sert bakışlarla racon keserler, yeri gelir göz süzer, cilveli cilveli gerdan kırıp başlarını sallarlar.

-Büyüklerden (!) biri farkı açıp maçı garantilediyse tüm takdir haklarını Anadolu kulübünün lehine kullanmaya başlarlar. Bu hareket tarzına da futbolseverlerin dilinde “Eyyamın kralı” denmektedir.

-Büyük (!) kulüplerimizin oyuncuları hakemleri itip, azarlayabilir. Hakem koşarken arkasından her türlü küfrü edebilir; ama hakem bey duymaz nedense ! Anadolu kulüplerinden bir oyuncu bunu yapmaya kalkarsa kırmızı kartı anında yiyeceği gibi yazılacak raporla ilaveten 5-6 maç ceza alır.

-Üç kulübün taraftarları koro halinde sinkaflar ederken pek duyulmaz; ama Anadolu tribünlerinden yükselen en ufak bir küfrü affetmezler.

-Maçların uzatma süreleri ayrıcalıklı üç kulübümüzün maçtaki durumuna göre belirlenir. Anadolu takımı tek farkla falan öndeyse veya maç berabereyse maç don lastiği gibi uzatılır. Yok büyük (!) kulüp öndeyse fazladan tek bir saniye bile uzatmazlar.

-Maçların başlarında Anadolu kulüplerinin lehine penaltı çaldıkları olur; ama öyle son dakikalara girilirken hele de skor da kritikse ayak falan kırılması lazım penaltı çalabilmeleri için.

-En çok derbilerde zorlanırlar. Çünkü aşağı tükürseler sakal yukarı tükürseler bıyık durumu vardır. 

Zira gözbebekleri sahadadır. Ne yapsalar yaranamazlar. O yüzden de her derbi sonrası mağlup takım tarafından fatura onlara kesilir.

Tribünlerce adlarının önüne malum sıfatlar konur adlarına besteler yapılır.

-Avrupa’da görev aldıklarında ise iyi maç yönetirler. Zira orada özgürdürler. Ne büyük (!) takım baskısı vardır ne de başka bir şey.

-Hakemlik hayatlarından yukarıda yazdığım şekilde davranırlarken, düdüğü asıp yorumcu-yazar falan olduklarında ise adaletten, eşitlikten, iş ahlakından falan dem vurup ahkamlar keserler.

Velhasıl-ı kelam 100 yıldır yerinde sayan Türk Futbolunun 100 yıldır yerinde sayan hakemleri böyledir işte.

Bu zihniyet aslında federasyonundan, kurullarına, gözlemcilerine medyasına kadar hepsinde mevcuttur.

Bu yazdıklarım sadece sahadaki tezahürüdür.

Bu yüzden de Premier Lig ile Süper Lig arasındaki kalite farkının belki de fazlası hakemler arasında vardır. Avrupa liglerindeki maçları izlerken bizler bu yüzden aynı zamanda hayran hayran hakemleri de izleriz.

Çünkü ifade ettiğim gibi hakemler bizde baskılanır, korkutulur, aba altından sopa gösterilip özgür olmamaları sağlanır.

Büyük (!) takıntılı Türk futbolunun ‘küçük’ kalmasının en büyük nedenlerinden biridir bu.

Ama o baştaki ‘Büyükseverler’ bir türlü anlamazlar ya da anlamak istemezler.

Yorum Ekle

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Ersin Yolsal 27 Şubat 2020 06:14 Avrupa’da oynanan liglerde de hakemler büyük takımları kayırırlar.Özellikle İspanya Ligi’nde.

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Halil korkmaz 26 Şubat 2020 09:25 Federasyonda lobimiz olmadığı sürece bizi hep ezerler çünkü Bursaspor bunların başına en büyük tehlike onlarda biliyor bunu ezmek için ellerinden ne gelirse yapıyorlar bence mustafa cağların hiç fonksiyonu yok bu işin ustası rahmetli ibrahim yazıcıdan sonra levent kızıl gelir başka tanimam