GİT HOCAM GEL HOCAM!


Şöyle bir bakıyorum da; geride kalan son 6 sezonda Bursaspor’dan teknik direktör olarak kimler gelmiş kimler geçmiş?



Hamza Hamzaoğlu, Mutlu Topçu, Paul Le Guen, Samet Aybaba, Mesut Bakkal, Yalçın Koşukavak, İbrahim Üzülmez, İrfan Buz, Fatih Tekke ve Özcan Bizati...

Yedekçisi, nöbetçisi, emanetçisi bizim çocukları saymıyorum; onları da envantere eklersek sezon başına 3 hoca düşer!

Garip meslektir teknik direktörlük. Bu sezon başı Bursaspor’da olduğu gibi bir takımı 17 yeni transferle borç batağına gömüp, 5 maçta anca bir galibiyet alıp valizini toplayan hocaya bir ay sonra başkaları “Gel bizde başla” der... Sadece başkaları değil; Yeşil Beyazlı temsilcimizde aynı yöntemi çok kez denemiş, kulübünden ayrılan teknik adamı ayağının tozuyla Özlüce’ye davet etmiştir...

Türkiye'de futbol sadece Süper Lig ile sınırlı değil ve bu ligde yabancı sayısını düşürünce yüzlerce yetenekli Türk genci bir anda futbolcu olmayacak çünkü bizim problemimiz futbol eğitmenlerinin ve teknik adamlarının yetersizlikleri, kendilerini yenilememeleri, kulüplerin altyapılarda çalışan teknik kadrolara sağlayamadığı ekonomik imkanlardır...

Avrupa'da teknik direktörlük diplomaları kadar liyakat da bu mesleğin olmazsa olmazı... Real Madrid'in efsane futbolcusu olabilirsiniz ama teknik adam olacaksınız size önce 13-14 yaş grubunu verirler. Bizde ise futbolculuk yıllarındaki şöhretini yitirmek istemeyenler, sürekli kameralar önünde olmak isteyenler dün bir bugün iki, teknik adam olup öncelikle Süper Lig'de takım ararlar. Çoğunun da işi zordur, çünkü takım sayısı 19, havuzdaki hoca sayısı 25-28’dir. Bizde üst seviye liglerde 30'larının başında olan teknik adam yok. Futbolcuların 35'inde kramponlarını asıp, UEFA Pro Lisansı almalarını bekliyoruz, ona da gerek yok aslında, yardımcı antrenörün lisansıyla görev yapıp, eşofman giyemeyenler var...

Çok eskiye gitmeyeceğim, son 15 yılda Süper Lig'de kaç Türk teknik adam oyuncu yetiştirmeyi bırakın geliştirmek için çaba gösterdi?

Bir elin parmakları kadarlar değil mi? 30 yılını eğitime adamış biri olarak öğretmenlik damarım kabardı; meslekten bir örnekle bitirelim...

Bir an için öğretmen olduğunuzu hayal edin, karşınızda okuma yazma öğreteceğiniz 25 çocuk var. Okul yönetimi eğitim yılı başladıktan bir ay sonra işinize son veriyor ya da siz daha iyi teklif var diye istifa ediyorsunuz. Bırakın karakterlerini keşfetmeyi, adlarını ezberleyemediğiniz çocukları ardınızda bırakıp gidiyorsunuz ya da gitmek zorunda kalıyorsunuz..

Bu kadar kolay mı diyebilirsiniz? Öğretmenlikte olmasa bile teknik direktörlükte evet bu kadar kolay.

Bilmem anlatabildim mi?

 

Yorum Ekle