Fatura ve alacağın ispatı


Faturaya bağlı alacağın ispat kuvveti, ticari işleyişte hâlâ oturtamadığımız pek çok hatalara müsait ve gerçekten titizlikle yaklaşılması gereken hayati bir alan.



Rahatlıkla söyleyebilirim ki bu işte -iyi- olan işletmeler, pek çok olasılıkta diğerlerinden 1-0 önde. 

Pek çok üretici, satıcı, hizmet erbabı, tacirin ticari işleyişinde, defter düzeninin hatalı olması nedeniyle sıkıntılar yaşandığını, pek çoğunun potansiyel anlamda -kötü- olduğunu gözlemliyoruz.

Öyle ki, özellikle ticaret mahkemelerini meşgul eden, İstinaf ve Yargıtay’da çuvallarda yıllarca incelenmeyi bekleyen dosyaların büyük oranı, fatura ve ticari defterlere kayıtlı olan, olmayan alacak iddiaları. 

İyi niyetli davacı- alacaklı açısından hiç de kolay ve anlaşılabilir bir süreç değil. 

Arabulucuya başvuru, icra takibi, itiraz üzerine itiraz iptal davası, istinaf süreci, yargıtay süreci, ardından yine icra müdürlüğünde tahsilat için işlem girişimleri.

Hem her aşaması devletin harçlar kanunuyla belirlediği harçlar, giderler, Avukatlık, arabulucu ücreti gibi ücretler, gibi çok ağır enerji ve masraflar gerektiren süreç.

Bir taraftan da uzun yıllar ve yollar alan yıpratıcı manevi kayıplar ve sisteme olan inancın sarsılmasından bahsediyoruz.

İçerde bizim vatandaş, şirketlerimiz durumu kısmen anlayabiliyor ve maalesef alışkın ama gelin görün ki ticari davalarda sistemce yaşatılan kaosu ecnebilere mantıklıca izah edebilmek gerçekten hayli zor.

Hukuk güvenliği, hukukun işlemesi ülkemizin yatırım alanı, yatırım güvenliği yani gelişmemiz için ön şartlardan biri. Bunu her zaman ve her yerde hatırlatıyoruz. 

Gelin görün ki yargı alanında ülkemiz için çözüm bekleyen ana meseleler, Barolara siyasi gerekçelerle dokunma güdüsünden daha önemli olamadı. 

‘Peki ne yapcağız arkadaş?’ derseniz, sistemi, Ankara’yı baştan aşağı disiplin ve düzene sokamayacağımıza göre ( ki büyüklerimizin adil ve hızlı yargılama ile pek içten ilgilenmedikleri malumumuz)  o zaman bize düşen ev ödevlerini kaliteli ve eksiksiz yapmaya çalışalım.

Geniş konu ama özetleyeyim; prensipte

İşi yazılı sözleşmeye bağlamalıyız elbette ödeme peşin olsa da belge düzeni iyi olmalı, vadeli işlerdeki riskler malum. Çek, senedinizi tabii ki almaya çalışacağız, yine de sözleşme yapamadık, maille vs sözleşmenin olduğunu kanıtlayacak şeyler yapıp saklayın, bu da mümkün değil, salt fatura kesip göndermiş olmak sizi, göndereni alacaklı kılmıyor. Alacaklı iken dava kaybedip bir de para ödersiniz. 

Faturanın karşı taraf defterlerine kaydedilmiş olması - artı bir avantaj ve İstisnalar hariç, sizi malı teslim ettiğinizi ispat yükünden kurtarıyor.  

Ama siz siz olun malı, karşı tarafa bizzat veya en kötüsü SGK’lı çalışanına teslim ettiğinizi yazılı olarak ispat edecek gibi işinizi titizliğe bağlayın. 

Dönemsel hesap mutabakatları BABS ler ve diğer gerekleri eksiksiz bırakın.

Sonuçta Ticaret kanunumuz bile -Basiretli tacir-‘i övüyor. Yani, risklere karşı pozisyonu sağlam alan, basireti bağlanmayan tacirden övgü ile bahsediyor.

Sağlık ve esenlik dileklerimle…

Yorum Ekle