Fatmanur Erdoğan ile  'Yeni Nesil İletişim'


Fatmanur Erdoğan ile  'Yeni Nesil İletişim'



Değişim, bireysel olarak, iş yaşantısı olarak, kullanıcı deneyimi olarak hayatın her alanına yansıyor.

Değişimin hızıyla olan bu mücadelemizde fark oluşturacak teknikleri bu haftanın konuğu Sevgili Fatmanur Erdoğan ile konuştuk. Kurum iletişimi ile Kurumsal iletişimin farklı olduğunu ilk defa konuğumla keşfettim. Bugünü konuştuğumuz, yarını değerlendirdiğimiz söyleşiden aklımda kalan çarpıcı notları ise sizler için derledim.

Keyifli okumalar...

2007 ile 2017 yılları arasında değişim çok hızlı. Yani 10 yıldaki süreç çok hızlı. Önümüzdeki yıllarda artacağı da söylenirken biz bu hıza nasıl adapte olacağız.

Öncelikle hepimizin daha fazla meraklı ve daha çok öğrenmesi ve daha çok araştırma yapması gerekli diyor Sevgili Fatmanur Erdoğan...

Robotlu yaşama doğru gidiyoruz diyorlar, ne olacak?

Robotlaşma hayatımıza artıları da, eksileri de getirecek. Tasarımsal düzeyde yeteneği olan kişiler için bir fırsat olacak. Çünkü, düşünmeye vakit ayırabilecekler. Şu anki işletme sistemlerinde o kadar fazla bürokratik ve gereksiz işlerle uğraşıyoruz ki... İnsanlar sürekli yoğunlar ve düşünmeye vakitleri yok...

Kurumlara baktığınızda ise, özelliklede kurumsal sosyal sorumluluklara... Bu alanda yapılan birçok çalışma var.  Yoğun harcanan paralar var ama planlama yok. Bir proje stratejisi yok. Sürdürülebilir proje değiller. İncelediğinizde de fazla etkisi olmayan projeler bunlar... Halbuki tüm bunları strateji bazlı yapsanız, planlasanız ve etkisi yüksek projeler haline getirseniz mutlaka harcadığınız paraya ve efora değecek işler ortaya çıkacaktır. Yani düşünmek önemli...

Strateji şart!

Türkiye'de özellikle iletişimde ve kurumsal marka anlamında strateji ikinci plana atılıyor. Hep fikir bazlı gidiyoruz. Fikir bazlı işlerden bir şeyler çıkmaz. Hangi fikrin  doğru olduğunu anlayabilmeniz için belli bir stratejiye bağlamamız gerekli.

İK gibi bir fonksiyon kurumlarda kalmayacak..

Böyle oldukça İK departmanların iletişime el atmaya başladıklarını görüyoruz. İletişim fonksiyonlarını kendileri yapma çabası içindeler. Aslında insan kaynakları uzmanlarının görevi bir kurumun içindeki insanların güçlü yanlarının neler olduğunu anlayıp, keşfetmek ve keşfettikleri gibi de o potansiyeli daha iyi kullanabilmelerine teşvik etmek olmalıdır.

Rutine binmiş bir sürü iş yapay zeka ile yer değiştirecek...

Üst düzey yönetsel, karar alması gereken işler kalacak, tasarımsal düşünceyi gerektiren işler hala insan odaklı olmaya devam edecek. Bunun için önce meraklı olmak, sonrasında ise aktif bir öğrenen olmak gerekli. Altını çizerek söylüyorum ki yapay zekaların gelmesi ile birlikte iş hayatında düşünmeye ayıracak vakitlerimiz olacak.

Kendini tanımak!

Bizim yavaş yavaş şu alana doğru evrimleşmemiz lazım. Ben gerçekten hangi alana ilgi duyuyorum. Hangi alanda yetenekliyim ve bu alanla ilgili neler yapabilirim.

Gelişirken de tek bir disiplinde değil, multi disiplinlerde büyümüz gerekli. Batı bize hep şunu teşvik etti. Bir alanda alın uzmanlaşın hep öyle gidin. Bu sistemin ne kadar faydasız olduğunu görmeye başlıyorlar. Antenleriniz ne kadar açıksa, ne kadar farklı konularda öğrenebiliyorsanız daha fazla fayda yaratabiliyorsunuz. O yüzden tek bir alanda uzmanlıktan biraz daha farklı alanlara açılmış perspektifliğe bir dönüş var.

Kariyer diye bir şeye inanmıyorum, dolayısıyla da kariyer planlamasına da inanmıyorum.

Ben hayatı, insanların kendi kontrolü altında tutabilmeleri için kendilerinin ne yapmak istediklerinin bulması gerektiğine inanıyorum. Yeteneğiniz nerede ise, siz o yeteneğinizi kullanarak bir şey yapma arzusuyla hareket ederseniz, o size zaten yapmak istediklerinizi verecektir.

Günümüzün en büyük problemi olan başarma motivasyonunu çocuklara ve insanlara nasıl kazandıracağız?

Her şeyin , bütün sistemlerin açık olduğu , teknolojinin bu kadar gelişmiş olduğu bir dönemde siz başarma azminizi nasıl ortaya çıkaracaksınız? Bence buna biraz kafa yormak lazım.

Benim öngörüm şudur!

Dönem, kurumların iletişimlerinin yapıldığı dönemdir. Dünyadaki bütün öncü şirketlere baktığınız zaman ürün iletişiminden çıkıp kurum iletişimine geçtiklerini görüyorsunuz. Yani kurumsal iletişim, kurumun kültürünü, kurumu kurum yapan dinamikleri ile iletişimin en önemli faktörüdür.

Bir üründen 50 tane aynı şekilde yapılmışı var. Sizi  burada rakiplerinizden  farklılaştıran  kurumun iletişimidir. Türkiye de kurumsal iletişim, geleceğin en önemli ve en güçlü fonksiyonları arasında yer alacak. Türkiye'deki tüm firmalara önerim, kurumsal iletişim fonksiyonlarını güçlendirmeli ve kurumunu nasıl anlatması ile ilgili daha keskin stratejileri alması gerektiğidir.

Bugün hayatımızda facebook, google gibi şirketler var. Bu şirketler bize neyi anlattı bir bakın lütfen! Parmak arası terliklerle ortada dolanan neredeyse insan üstü gençliğin dolaştığı bir şirket. Bakın anlattığına! Google size ürününü anlatmıyor. Kurumunu, kültürünü nasıl bir çalışma ortamı olduğunu, yeteneği nasıl tuttuğunu ifade ediyor. Size bir yaşam alanı resmi çiziyor. Bunlar hep stratejik adımlardır.

Bütün şirketler takım oyunundan bahsediyorlar.

Tasarım, inovasyon ve teknolojik dönüşüm  dediğimiz dönemlere giriyoruz. E peki bunlar nasıl  gelişecek? Tasarımsal dediğimiz şey bireyseldir. Bir insanın bazen günlerce, aylarca hatta bazen yıllarca opsesif şekilde bir fikir üzerinde çalışmasıyla ortaya çıkar. Siz çıkıp bu bireyi yok sayarsanız, yok edersiniz. Ondan sonra neden uyumlu ve uyuyan çalışanlarımız var diye düşünmeye başlarsınız. İnsanların bireyselliğini yok sayamazsınız. Bir insan bir fikri ortaya koyuyorsa, bir şeyler yapıyorsa, o insanı takdir etmek zorundasınız ve varlığını göstermesine izin vermek durumundasınız.

Tabii bir fikri bir işe dönüştürmeniz için bir takım oyununa ihtiyacınız var. Ne zaman bireyselliği ortaya çıkaracağımızı ne zaman takım oyununa teşvik edeceğinizin dengesini iyi kurmanız lazım. Ben sadece takım oyununa eğilen liderlerin popülüst  zafer arayışları içerisinde olduğu kanaatindeyim.

Samimiyet ile yaptığınız işlerde ancak başarı elde edebiliriz !

Samimiyeti bireylerde anlar, tüketicilerinizde anlar. Samimiyet olması içinde bir işi tutku ile yapmanız gerekli. Bunun öncesine merak etmeyi ve öğrenmeyi eklemeyi de unutmayın!

Her konuk, bir deneyim, farklı bir bakış açısı...

Değişik şeyler öğrenmeyi gerçekten seviyorum.

Yeniliklerle kalın...

Yorum Ekle