Enflasyon ortamında bağımsız denetim


Bugün 19 Ekim 2021. Saat 12,55 internete aşağıdaki haber düştü.



Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesinin (B) fıkrasına istinaden yıllık olarak hesaplanan ve Bakanlığımızca ilan edilen yeniden değerleme oranına, vergi kanunlarından kaynaklanan nedenlerden dolayı geçici vergi dönemlerinde de ihtiyaç duyulduğu” hatırlatıldı.
Açıklamada, “2021 yılı üçüncü geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranı % 27,37 (yüzde yirmi yedi virgül otuz yedi) olarak tespit edilmiştir.” denildi.
Şu dakikaya kadar henüz tebliği göremedik. 
Aklımıza iki konu geldi. 
1.Enflasyon oranı nedir ki üçüncü geçici vergi döneminde yeniden değerleme oranı %27,37 olarak tespit edilmiştir. 
2.Bu durumda 6102 sayılı TTK ile getirilen Bağımsız Denetim konusunda yapılacak raporlarda bu konu nasıl işlenebilir?
Birinci konu, yazımızın konusu değil. O ayrı bir yazı konusu ve iktisatçıların düşünmesi gereken bir konu deyip geçiyoruz. 
Bilindiği gibi Bağımsız Denetim konusu KGK yani Kamu Gözetimi Kurumuna bağlanmıştır. Kamu gözetimi Kurumu da görevini en iyi şekilde yapmaya çalışmaktadır. Özellikle Türkiye Muhasebe Standartlarını düzenleyerek yayımlamaktadır. 
Söz konusu muhasebe standartları da bütün dünyada kullanılmakta olan muhasebe standartlarıdır. Birebir tercüme edilmekte ve başına TMS yani Türkiye Muhasebe Standartları ibaresi getirilip bir de numara eklenerek yayınlanıp kullanılmaktadır.
Bugün açıklanan %27,37 oranındaki yeniden değerleme oranı ancak yüksek enflasyonlu ekonomilerde olabilecek bir orandır. Maliye Bakanlığı’nın tespit ettiği bir orandır.  Bu oranla birlikte de hemen yine aklımıza iki konu gelmektedir. 
1.Acaba Türkiye muhasebe standartları arasında yüksek enflasyon dönemi ile ilgili başvuracağımız bir standart var mıdır?
2.Biz Türkiye olarak özellikle Özal ve sonrasında 2000 yıllarına kadar yüksek oranlı enflasyon yaşadık, bu konuyu en iyi Türkiye bilir diye düşünürüm. 
Şimdi bunları tek tek inceleyelim. 
1.Türkiye muhasebe standartlarında Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlamaya ilişkin Türkiye Muhasebe Standardı (TMS29) hakkında tebliğ sıra no. 6  no.lu tebliğ 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı resmi gazetede yayımlanmıştır. 
Söz konusu tebliğin ekinde Türkiye Muhasebe Standardı TMS 29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama adı altında standart yayımlanmıştır. Standart, kapsam, bilanço, gelir tablosu, net kardaki kazanç ve kayıp, cari maliyet esasına göre hazırlanmış finansal tablolar ve buna bağlı, bilanço, gelir tablosu, net kardaki kazanç veya kayıp, vergiler, nakit akış tablosu, karşılaştırmalı rakamlar, konsolide finansal tablolar, genel fiyat endeksinin seçimi ve kullanımı, yüksek enflasyonun sona ermesi ile açıklamalar olarak 40 maddeden ibarettir.
2.Standardı incelediğimde, ukalalığımı affedin, bizim ülkemize pek uymadığını düşündüm. Belki de bir peşin hüküm veya milliyetçilik düşüncesi diyelim. Ama bana göre Türkiye, Arjantin, Brezilya gibi ülkeler yüksek enflasyonu yaşamış ve o günleri görmüş ülkelerdir. 
Özellikle, Türkiye, 1980 – 2000 yıllarında hakikaten yüksek enflasyon yaşamış ve o günkü hükümet yetkililerinin aldığı tedbirlerle bu enflasyon dönemini zor da olsa atlatmıştır. 
Nispeten halkın ezilmesini önlemiştir. 
Bu sebeple TMS 29 un ülkemiz için yeniden veya özel olarak ülkemiz için uygulanmak üzere bizim tarafımızdan düzenlenmesi gerektiğini düşünmekteyim. 
Zaten söz konusu TMS 29 un özellikle 3-4-5-6-7-8-9-10 uncu maddeleri yüksek enflasyon döneminde yapılması gerekenler arasında tüm işletmelere bu standardın uygulanmasını, finansal tabloların düzeltilmesini tavsiye etmektedir. 
Malum, bağımsız denetimde maliye tebliğleri gibi emir yerine tavsiyelerde bulunulmakta, sonra da niye yapmadığınız konusunda sorgulamaya geçilmektedir. 
Benim düşünceme göre, Kamu Gözetimi Kurumu TMS 29 da yeni düzenlemeler yapmalı veya en azından TMS 29 ile ilgili bilgilendirme ve açıklamalar yapmalıdır. 

Yorum Ekle