Ekonomi ve İnşaat (Ülkemiz ve Dünya)


2020 yılı Ülkemiz ve Dünya için hiç de olumlu gelmedi. Üzüntüler, felaketler birbirini izledi. Önce Elazığ Sivrice'deki 6,8 şiddetindeki depremde Elazığ ve Malatya'da olmak üzere 41 vatandaşımız hayatını kaybetti.



 Binalar çöktü, hasar gördü. Kış koşullarında vatandaşlarımız çadırlarda ve zor koşullarda yaşamaya çalışıyor.

Van Bahçesaray yolunda düşen çığ nedeniyle önce 8 kişi, sonra 33 kişi olmak üzere 41 kişi hayatını kaybetti.
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında bir uçak iniş sırasında kazaya uğradı. Gövdesi üçe bölündü. Uçakta bulunan 180 kişiden 3'ü hayatını kaybetti. İncelemeler sürüyor.

Ülkemizde bu acıları yaşarken Çin'den tüm dünyayı etkileyebilecek bir virüs haberi geldi. Virüs'ün bulaştığı kişi ve ölüm sayıları artarak devam ediyor. En son ulaşan rakamlar; tamamına yakını Çin'de olan 1500'ü aşkın kişi. Sıkıntı Çin ile sınırlı kalmadı. Toplam 28 ülkeye hastalık yayıldı. Bereket şimdilik ülkemizde virüs görülmedi. Bu konu bir hastalık olarak algılanmamalı. Çin dünyanın en önemli ithalatçı ve ihracatçı ülkelerinden biri. Konunun facia boyutu ise; virüsün ilk görüldüğü Wuhan kentinde milyonlarca kişi eve hapsedilmiş. Bu ne kadar sürdürülebilir? Bu halkın beslenme ve diğer ihtiyaçları nasıl giderilecek?
Tüm bu gelişmelerin ötesinde ülkemizin Doğu bölgesindeki ağır kış koşullarından dolayı okullar tatil ediliyor. Bazı köylere ulaşılamıyor.
Ben genellikle teknik ve kısmen etkileyici diğer konularda sizlere bilgi vermeye çalışıyorum.
Biliyorsunuz son birkaç yıldır inşaat sektörü bir durgunluk yaşıyor. Son 50 yıldır Çimento ve Beton sektörünün içinde biri olarak, zaman zaman krizler yaşadım. Ama bu kadar uzun süren olmamıştı. Üstelik tüm destek ve önlemlere karşı sektör hala önünü göremiyor.
Elde normalin üzerinde yapı stoku var. Son rakam 2,7 milyon adet.
Kentsel dönüşüme bir destek var. Ancak nedense bu iş bir türlü hızlanamadı. Yerel Yönetimlerin ve Merkezi İdarenin daha etkili çalışması gerekiyor. Henüz bir hareket yok. Çimento ve Beton sektörü ülkemiz ihtiyacının tamamını karşılayacak düzeyde. Halen kişi başına yılda 800 kilogram çimento kullanıyoruz. Bunun 1400 kilograma kadar yükselmesi halinde bile tedarikte sıkıntı olmayacak.
Son deprem de gösterdi ki kaliteli malzeme sıkıntısı olmasa bile uygun kullanılmamaktan ötürü felaket azalarak da olsa geliyor. Ülkemizde yeterli sayıda ve tecrübede mimar ve mühendislerimiz var. Yapı Denetim Kanunu ve Yönetmeliği var. Yönetmelik günün koşullarına ve gelişmelere göre yenileniyor.
Bütün bunlara rağmen depremi büyük bir felaket olarak yaşamamız doğru değil. Deprem bölgesindeyiz ve etkilerini göreceğiz. Fakat bu boyutta olmaması için gerekli önlemleri alabiliriz.
Çığ felaketi ise ayrı bir trajedi. Kurtarma ekibinin gereken tedbirleri tam almadan çalışma yapması; planlama konusunda hala eğitilmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu arada; AFAD ve diğer destek kuruluşlarının çalışmaları için teşekkür ediyorum Yurdun dört bir tarafından felaket bölgesine koşanlar takdir edildiği sürece, biz yaraları daha erken sararız.

Yorum Ekle