EFSANENİN ARDINDAN(1)


Aşağıda okuyacağınız yazı Osmangazi Belediyesi’nin katkılarıyla kentimizin futbol tarihini en ince ayrıntılarıyla anlatan ‘Bursa’da Futbol Zamanı’ isimli ansiklopedik eser için 2007’de kaleme alınmıştır…



Kitabın yayın koordinatörü sevgili dostum İsmail Kemankaş, gelecek kuşakların tanıması amacıyla Bursa Futbol Tarihi’nde a iz bırakan ’11 Yıldız 11 Kalem’ başlıklı bölümde Mesut Şen’in benim hisseme düştüğünü, bütün ayrıntılarıyla onu anlatmamı istediğinde çok duygulanmıştım…

Kaderde o yaşarken kağıda kaleme döktüğüm bu yazıyı efsaneyi ebediyete uğurladıktan sonra bir kez daha yayınlamak varmış. İşte ‘Bir Çalım Virtüözü’ başlıklı yazının ilk bölümü…

ONUN futbol olarak şahikaya çıktığı dönemlerde, yeni doğan çok sayıda isim babası olmuştur Mesut.

Bursaspor tarihine istatistiksel pencereden bakarsanız onu göremezsiniz. Öyle krallık yarışına girecek kadar müthiş bir golcü değildir.  222 maçta 44 kez rakip ağları sarsabilmiş, milli formayı sadece 8 kez giyebilmiştir…                           

Çok ustaca kullandığı sağ ayağı ile top sürerken, sol işaret parmağını kaldırıp hınzır bakışlarla rakibini üzerine çeker, hamle etmesini beklerdi. İşte tam o anda ayakları sabitken vücudunu sağa-sola yatırıp, akıl almaz o müthiş çalımını atıp topu kaçırırdı. Ardından üstüne gelenleri ipe dizer gibi geçip giderdi…

Ve aniden topla dururdu! Kafasını kaldırmadan kale önünde bekleyen arkadaşlarına yaptığı isabetli ortalarla adresi tam bulurdu. Ne yazık ki; o dönemlerde golle sonuçlanan paslara ‘asist’ denilmediği için bu özellikleri kişisel envanterlere dahil edilemedi.                                 

Atatürk Stadı’nda kapalı tribünün baktığı çizgi üstüdür şov alanı. İki ayağının arasına sıkıştırdığı meşin yuvarlağı bir makas hareketi ile üzerine hışımla gelen rakibinin üzerinden aşırtır, arkasında kalan oyuncunun şaşkın bakışları arasında yoluna devam ederdi. Bu hareketi tribünleri ayağa kaldırır, alkışlardan stat adeta yıkılırdı…

Tribün jargonunda ‘beşlik’ olarak nitelenen topu rakibinin bacaklarının arasından geçirmekte üstüne yoktu. Öyle ki; bazen geri dönüp, aynı rakibe ikinciye yaptığı bacak arasıyla adamı futbol oynadığına oynayacağına pişman ederdi! 

1974 yılında Beşiktaş’a transfer oldu. Mesut Şen futbol oynamayı seviyordu, idman yapmayı değil!

O dönem henüz yeni bir kavram olan ‘Pres’ sözcüğü yoktu lugatında. Bu nedenle de ‘takım oyununa’ ayak uyduramadı bir türlü. Ayrıca futbol dışında hayatını geçirdiği Setbaşı’nı ve özellikle Mahfel’deki arkadaşlarını özlüyor, Bursa’daki ağız tadını bulamıyordu. Geri döndükten sonra 1977’da bir jübileyle veda etti sahalara.

NOT: Mesut Şen’in çok özelini içeren ikinci bölümle devam edecek…

 

Yorum Ekle

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Zeki Subay 04 Ağustos 2020 13:23 Teşekkürler