Duygusal açlık yediriyor!


Sanki yemek için bir bahane gerekiyormuşçasına yersiniz.



Sevinip yersiniz, üzülür yersiniz, kimi zaman kaygılanır, kimi zaman öfkelenir yersiniz. Bazı zamanlarda ise duygularınız yoğun değilken bile yersiniz. Ben de sizlerden biriyim. Kendimi bildim bileli kiloluyum ve diyet yapıyorum. Her defasında başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerimi artık başlatmıyorum bile. Tabii ki yakınlarımdan kilolarım nedeniyle baskı görüyorum. Hatta eşim bu konuda beni tehdit ediyor. Bunu boşanma sebebi olarak gördüğünü söylüyor. Çocuklar da bana ve zayıflayacağıma dair inançlarını kaybetmiş durumdalar. Özellikle son birkaç aydır daha çok yediğimi söyleyebilirim. Sıradan geçen günlerimde yoğun iş temposu sonrası ev işleriyle uğraşıp çocukların ödevlerine yardım ettikten sonra, uyumadan önce bana kalan birkaç saati yiyerek geçirdiğimi fark ettim. Televizyonun karşısına geçer geçmez içimde oluşan boşluk hissini doldurmak ve biraz olsun bu yolla dinlenmek için yedikçe yiyorum. Saatim gece yarısına doğru yaklaşırken akşam yemeğinden kalanları bitirmiş, çocuklar için aldığım abur cuburları tırtıklamış, komşunun yolladığı ancak ev ahalisinin dokunmadığı tatlıyı çoktan yemiş oluyorum. Her defasında yaşadığım duygu hangisi mi: “Pişmanlık” … Devamında ise bir daha ki sefere daha dikkatli
olacağıma dair, tutamayacağımı bile bile, verdiğim sözler ve özgüven kaybı…
Fiziksel bir uyarı olan açlık hissi bizi yemeye iter. Duygularımızın da yeme davranışı ile oldukça alakalı olduğu inkâr edilemez. Bu nedenle fizyolojik açlık yanında duygusal açlık da yaşarız. Hem olumlu hem de olumsuz duygularımız sonucunda kendimizi yerken bulabiliriz. Mutlu bir haberi kutlarken, yoğun geçen bir günün sonunda yorgunluğumuzu atmaya çalışırken, huzursuzluk ve kaygı gibi olumsuz duygulardan uzaklaşıp onları yok sayabilmek için yemeyi seçeriz. Duygusal açlığın fiziksel açlıktan önemli bir farkı fiziksel açlık gibi midede hissedilmeyip, ağız boşluğunda ve göğüs hizasında hissedilmesidir. Fiziksel açlık normal bir öğünden yaklaşık dört saat sonra başlayıp giderek artarken duygusal açlık aniden ortaya çıkar. Duygusal açlık sırasında kişi etrafında bulabildiği, normal zamanda tadını beğenmeyeceği, yemek için tercih etmeyeceği ve enerji düzeyi yüksek gıdaları yiyebilir. Bu nedenle çoğu zaman ardında pişmanlık duygusu bırakır. Dürtüsel yeme davranışı tetiklenmiştir. Olumsuz duygular tarafından tetiklendiyse sıklıkla gizlice ve evde yeme davranışı gerçekleştirilir. Bu kişiler yaşamları boyunca kilo almaya meyilli, kilo kontrolü düşük kişilerdir. Olumsuz duygular üzüntü, hayal kırıklığı, yalnızlık, pişmanlık, suçluluk, utanç, gerginlik, huzursuzluk, kaygı gibi duygulardır. Hangi duyguların bireyin yeme davranışını tetiklediğini anlamak, bireyin karakteristik özelliklerini de anlamaktan geçer. Olumsuz yaşam deneyimleri ile baş etme yolları yeterince gelişmemiş, duygularını tanıma, ifade edebilme ve yönetme konusunda sıkıntı yaşayan bireyler yeme davranışı ile kaçış yoluna baş vurmayı tercih edebilir, tıkınırcasına yeme atakları meydana gelebilir. Dikkatini televizyon gibi başka bir uyarana vererek ne yediğinin ve ne kadar yediğinin farkına varmamayı seçebilir. Yeme davranışının farkına varmazsa yemeyi daha rahat sürdürebileceğini düşünür. Oysa ki duygusal yeme davranışı ile baş edebilmek için ihtiyaç duyduğumuz noktalardan biri farkında olmaktır. Özellikle yemeden önce aklımızdan geçenler ve ne hissettiğimiz bize açlığımızın sebeplerini sunacaktır. Düşüncelerimizin ve duygularımızın farkında olup onları birbirinden ayırmayı öğrendiğimizde fiziksel açlık sandığımız yeme dürtüsü ile başa çıkabiliriz. Zamanla açlığın bizden bir his olduğunu, ondan korkmamamız gerektiği ve ona tahammül edeceğimiz süreyi artırma gücümüzün içimizde olduğunu anlayabilirsiniz. Belki de ihtiyacınız olan bir dilim pasta yerine sevgi, bir tabak makarna yerine güvende hissetmek, bir paket cips yerine özgüvendir…

Yorum Ekle