Diyelim ki Haziran'da başladı!


Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’in liglerin haziranda başlayabileceği yolundaki açıklaması meşin yuvarlak sevdalılarının bekleyişine umut ışığı oldu.



Oldu olmasına da; bir kere adını koyalım!

Neye dayanarak böyle bir kehanette bulundu Sayın Özdemir?

Bilen var mı Covit-19’un yeryüzünden ne zaman kalkacağını, salgının nasıl duracağını veya aşısının, ilacının hangi yıl bulunacağını?
Hayır!

Sadece kıyasıya mücadele dua ve temenni...
Çin’de ligler başlıyor bile”!..
Valla siz Çin’e bakmayın; orası enteresan bir ülke…

Bir zamanlar atletizmdeki tüm dünya rekorlarını katlayan Çinli sporcu haberleri resmi devlet ajanslarından verilir ama Dünya gülüp geçerdi.
2020’nin ilk günlerinde Çin’de Covit-19 salgınını açıklayan doktorlar ortadan yok oldu! “Çin’de futbol bile başlıyor” haberi gelmişse, işin ekonomik ve siyasal boyutları vardır veya kuvvetle muhtemeldir. Büyük imajın “kendi küçük etkisi büyük” bir zerresidir futbol.
Çin kurtulduysa, onlara geçmiş olsun.                                                                                                      Tebrikler…

Lakin Avrupa ve biz tam göbeğindeyiz felaketin. Ve bu virüsün ilacı ya da aşısı bulunana kadar kâbusu iliklerimize kadar yaşayacağız virüs bulaşmazsa.
Bir gün atlatırız tabi… Fakat önemli nokta; bittikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Hepimizin bilmem kaçıncıya duyduğumuz gibi futbol da öyle, kulüplerimiz de…
Peki; Türk futbolunun lokomotifi denilen 3 İstanbullu ile fırsattan istifade ‘lig tescil edilsin, benim şampiyonluğum kesinleşsin’ uyanıklığına yatan Trabzonspor’un başkan ve yöneticileri ne yapıyor?

Tamamen ‘pasif’ durumdalar…

Tek yaptıkları “emir” bekleyip boyun eğmek…

Ne ufuk açıcı bir fikir çıkıyor bir tanesinden, ne öneri.
Çünkü bagajları “eski hesaplar” ile dolu ve bir araya gelemiyorlar.

Felakette rekabet olur mu?
“Bir araya gelmek” dediysek, illa fiziksel olmasına gerek yok şu salgın günlerinde. Geçerler bilgisayar başına, video konferans ile saatlerce hesap kitap yaparlar, salgın bittiğinde “nasıl ayakta kalabiliriz” diye.

Bursaspor gibi alt liglerdeki kulüplere de örnek model olurlar.

Toplarlar raporlarını yine elektronik ortamda gereken makamlara sunarlar. Halka açıklarlar. Yeni gelecekte ayakta durabilmek için ilk ve olmazsa olmaz şart “futbolsever” denilen ve kulüplerin hayat damarı olan kitlenin “ilgisini/sevgisini” yitirmemek.
Sözümüz o ki; bugünden haziran ve sonrasına bakarsak yönetilemeyen kriz yönetilemeyecek kriz sonrasının belgesi ortada kabak gibi duruyor.

Yorum Ekle