Dil ithalatı !


Geçen hafta ulusal bir gazetenin ekonomi sayfasında şöyle bir haber vardı…



“Türkiye’nin ilk unicorn’ unu yaratan Şahin, Boğaziçi’nde yalı satın aldı.”
Hani haberin altında İstanbul Boğazı’nın en güzel yalılarından birinin fotoğrafı olmasa öylesine bakar geçerim.
Ama bir taraftan da inatçıyım. Bilgi edinme duyguma hep yenilirim ve bu yüzden de çok zaman harcarım.
Açıkçası haberi de okudum ama ne olduğunu yine anlamadım.
Tamam Boğaziçi’nde bir yalı satılmış biri de almış ama kim, neyi yaratmış, Sidar Şahin kim ve haberin altında benim için bilinmez daha bir sürü kelime.
“Eyvaaaahhhh… Cehaletime yanayım kaçırmışız treni” gibisinden bende bir telaş.
Hemen Z kuşağından başlayarak gençlere danışıyorum.
“Unicorn ne demek, ayrıca bu Sidar Şahin kim ve neyi yaratmış. Startup, Peak Games ne demek ve bundan insanlar nasıl para kazanır, anlat lütfen.”
Birkaçı bilemese de konu genel itibariyle biliniyor, yani ben çok cahil kalmışım.
Maalesef İngilizce dilimizi istila etmiş işte sorun da burada.
Oysa ki o haberi gazeteye aktaran muhabir şöyle yazsa…
‘1.8 milyar dolara satışı gerçekleştirilen Peak Games’in kurucusu, Türkiye’nin gururu genç girişimci Sidar Şahin Boğaziçi’nde yalı satın aldı... Genç girişimci yazılım şirketi ile harikalar yaratıyor’ şeklinde yazsalar hem haber ilgi çeker hem de her kuşağa hitap etmiş olmaz mı?
Bu yabancı terimlerin ülkemize ve Türkçemize yerli yersiz monte edilmesi kuşak farkını derinleştiriyor diye düşünüyorum.
Yabancı dil öğrenmek ayrı ama teknoloji ile birlikte dilini de ithal etmek niye?
Saygılarımla.

Yorum Ekle