Dava türleri – Boşanma


Bilinen ilk evlilik sözleşmesi milattan bin yıl öncesine yani üç bin kadar yıla uzanıyor.



O gün bu gün de bu sözleşmelerin ortadan kaldırılması anlamına gelen “Boşanma” olayı, ferdi, sosyal ve hukuk yaşamımızın bir parçası. Boşanma hükümleri de nişanlılık, evlilik, velayet ve diğer özel medeni haklar, borçlar gibi, temel kanunlarımızdan olan 2000’li yılların başında yeni baştan ele alınıp yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununda düzenleniyor.Sanırım 30 yıl kadar evvel, önceki kanuna işlenen bir hükümle “her hangi bir boşanma davasının reddini takiben eşlerin üç yıl kadar bir araya gelememiş olması” hali, diğer sebeplere ilaveten boşanma için yeter sebep sayıldı. Yeni Borçlar Kanunu Kira hükümlerinde yer alan 10 yıllık kiralamanın sonunda kiraya verene sözleşmeyi sebep göstermeksizin fesih imkanı verilmesine benzer hüküm.
Boşanmaya getirilen bu ilave hükümle artık ömür boyu sürebilecek boşanma davaları da uzun süre önce bir yerde tarihe karışmış oldu. Durum böyle olsa da ülkemizde davalarda uygulanan içi geçmiş olarak adlandırdığım, adına da HMK dediğimiz hukuk yargılaması sisteminin hemen her tarafının arızalı olması nedeniyle çekişmeli bir boşanma davası yine de 5-6 seneler gibi uzun süreçler alabiliyor. Yerel Mahkemesiydi, yüksek istinaf, Yargıtay derken bozma kararlarıyla dosyanın geri dönüşü gibi bazı talihsiz hallerde 5-6 sene “kısa” bile sayılabilir. Bunun içindir ki, siz siz olun ruh sağlınızı her tür menfaatin önüne koyarak (zorlukları olduğunu bilsem de ) bu işi “anlaşmalı” olarak gerçekleştirin.
Geçenlerde okuduğum bir paragrafta “anlaşmalı olarak boşanabileceğiniz biriyle evlenin.” denmişti. Esasen o kadar nüans ve anlam içeriyor ki. !
Temel İnsan hakları bağlamında, hatta tanınmış evrensel insan hakları bildirgesinde yer alan otuz kadar ana hükmün ruhuna bakıldığında da esasen boşanma davalarının varlığını hâlen içselleştirebilmiş/ anlayabilmiş değilim. Velayet, tazminat, nafaka, mal bölüşümü gibi esas ve maddi hususlarda davanın gereği ve yürümesi anlaşılabilir olsa da, evlilik birliğinin sonlandırılmasının çoğu hallerde adına mahkeme/yargı dense de mevzulara yabancı üçüncü bir tarafın kararıyla gerçekleşmesi bence halen ilkel bir durum/kurum. Hayat sanıldığından çok daha kısa ve insan oğlu tek taraflı – önceden ihbar süreli bir bildirimle insanlar boşanabilmeli. Mahkemelerde çekişmeli boşanma davalarında yaşanan, tarafların ve çocuklarının, ebeveynlerinin ruhsal yaşamlarını hiçe sayan yok eden bin bir tür ilkel yargılama yöntemleri, şahitlerin – komşuların başkalarının özel yaşamına dair pek çoğu akıl dışı, olur olmaz olmaz sorularla sorguya çekilmesi, ve pek çokları; orada yaşanan havayı birazcık solumanızla bu davaların ilkelliği-anlamsızlığı fikrime en azından saygı duyacağınızdan eminim.
Temel kadın ve çocuk hakları savunucuları, pozitif ayrımcılığın gereklerini ileri sürse de, ülkemiz iç hukuk yargı sisteminin bu davalarda da iflas ettiğinde hemfikir olabiliriz. Bahsetmeden geçemeyeceğim. Ankara’da Yargıtay kurumunda 2.daire var. Beş üyeli. Bu beş üye, verdikleri kararlarla evlilikte nelerin faul, nelerin penaltı, nelerin mübah olduğuna dair temel içtihatlar belirliyor. Alt mahkemeler de boşanma davalarında bu içtihatları nazara alıyor. Pek çoğunuz izliyorsunuzdur evlilik kurumuna dair yayımlanan çarpıcı görüş ve canlı içtihatlar basında, sosyal medyada yer alıyor. İzlenimim daire başkanının yüksek vizyonuyla, diğer dairelerden daha şeffaf daha güçlü çalışıyor. Ama görüşlerim değişmiyor o ayrı mevzu. Evet, Evliliklerin yaşam boyu mutluluk içinde sürmesi genel dileğimiz olsa da Boşanma da yaşamın bir gerçeği. Ve kapatırken sayfayı, tekraren bir dostane öneri. Siz siz olun, “çekişerek” değil, anlaşarak” boşanın.
Kazanan siz olacaksınız.
Saygılarımla.

Yorum Ekle