Daha fazla yetmeyenlere...


Sebebini bilmiyorum ama yaptıklarım bana yetmiyor. Aslında iyi bir işim var. Her geçen yıl daha da yükseliyorum.



Çok çalışmama rağmen iki çocuğumun her ihtiyacı ile ilgileniyorum. Okullarına, ev ödevlerine ve hafta sonu kurslarına mutlaka yardımcı oluyor, her gün onlarla vakit geçiriyorum. Birkaç saat oyun oynuyorum. Eşime özellikle bunlarla kendim ilgilenmek istediğimi söyledim. Maalesef bir süredir sık sık tartışıyoruz. Hak ettiğim saygıyı göstermediğini düşünüyorum. Çocuklara dersleri konusunda baskı uyguluyormuşum. Amacım daha iyi bir geleceğe sahip olmaları. “Neden daha iyisi olabilecekken ortalama ders başarısını kabul edelim ki? İşte tüm bunlara yetişmek isterken hemen her gün yorgun hissediyorum. Günler yirmi dört saatten uzun olsa ne iyi olurdu… Ayrıca düzenli olarak spora gittiğimi söylememe gerek var mı ama bu da beni mutlu etmiyor. Sürekli gerginim ve baskı altında hissediyorum. Omuzlarım, sırtım ağrıyor. Geceleri uykuya dalmakta zorlanıyorum. Pes
etmekte zorlanırken tek bildiğim içimde dolmayan bir boşluk olduğu…

Hep daha fazlası derken yorulanlardan ancak vazgeçemeyenlerdenseniz bu yazı sizden bir parça anlatıyor. Hayatınızı böylesi zorlaştırırken, sizi tetikleyen noktalardan biri de “yüksek standartlar” şeması…

Yaşama iyi uyum sağlayan yetişkinler olabilmemiz için çocukluğumuzun kusursuz geçmesi gerekmiyor ancak “yeteri kadar iyi” olduğunda olumlu etkilerin açığa çıktığını görüyoruz. Bir çocuğun gelişimi için neye ihtiyacı vardır sorusunun cevabında, aslında her insanın karşılanmasına muhtaç olduğu bir takım evrensel ihtiyaçlar yatıyor. Bir çocuğun öncelikle güvenden hissetmeye, özerkliğe, özsaygıya, kendini ifade etmeye, gerçekçi sınırlara ve başkaları ile bağlılık hissetmeye ihtiyacı vardır.

Eğer bunlar karşılanırsa çocuğun psikolojisi sağlıklı ilerler. Eğer eksik kalırsa; karşılanmamış bu ihtiyaçların zedeleyici etkisi ile oluşan erken dönem uyumsuz şemalar yaşam boyu gelişirler. Kendimizle ilgili değiştirilmesi zor çekirdek inançlarımızdır. Çocuklukta başlayan ve yaşam boyu tekrar eden özyıkıcı kalıplardır. İşte bunlardan biri de “yüksek standartlar” şeması…

Bu şemanın hissettirdiği öncelikli duygu baskıdır. Hedeflerinize ulaşmak isterken her hedefe vardığınızda başarının tadını çıkaramaz, yeni hedefler planlarsınız. Bu nedenle şema, baskı hissiyle beraber gerginlik ve huzursuzluk da getirir. Yaptığınız şeyler sizin için zaten olması gerekenlerdir, fazlası değildir. Hayatınızın hemen her alanında ilerlemek ve en iyisini yapmak istersiniz. Evinizde, iş yerinde, sporda, arkadaşlarınızın arasında, hobilerinizle uğraşırken bir sonraki adımı planlar, daha fazlasını istersiniz.
Başkalarının gözünden bakıldığında ise başarılı olduğunuz hatta tüm bunları nasıl düzenlediğiniz merak konusudur. Zamanın yetmediğinden yakınırsınız. Yorulsanız bile yavaşlamayı hak olarak görmez daha fazla sorumluluk alırsınız. Yüksek standartları olan bireyler mükemmeliyetçi yapıya sahiptir. Oysaki mükemmeli ararken elde var olan iyiyi kaçırırsınız. Yaptıklarınız sizi ne tatmin eder ne de mutlu…

İç huzurun bir gün geleceğine inanırsınız. Statü, başarı veya her şeyin düzenli olması sizin için o kadar önemlidir ki bu uğurda hareket etmediğinizde zaman kaybettiğinizi düşünürsünüz. Peki mutlu ve huzurlu olmak için yapılan onca aktivitenin ve planların amacına ulaşmamasının başlangıç noktası ne olabilir? Eğer ebeveyniniz tarafından koşullu olarak sevildiyseniz, yüksek standartlar şemasının oluşumuna zemin hazırlanmıştır. Yani ebeveyniniz sizi sadece başarılı olduğunuzda takdir etmiş olabilir. Bunun sonucunda “sevilmek için başarılı olmalıyım” kuralı ile hareket etmeye başlarsınız. Şemalarla başa çıkmak için bir takım baş etme yolları geliştiririz. Aşırı telefi etmek bunlardan biridir. Yüksek standartlar şemasının oluşum sebeplerinden biri de içsel olarak hissedilen kusurluluk, sosyal izolasyon ya da başarısızlık duygularınızı aşırı telafi etme çabanızdır. Değersizlik duygusundan kurtulabilmek için yüksek standartlar geliştirirsiniz. Şema ile mücadele ederken yüksek standartların size nelere mal olduğunu düşünün. Bunlar olmasaydı yaşamdan nasıl zevk alabileceğinizi ve mutlu olabileceğinizi keşfetmeye çalışın. Ne yazık ki yüksek standartları olan ebeveynler çocuklarına bunu aktarabilirler. Bu konuda dikkatli olmaya çalışmak ve çocuklarınızı koşulsuz sevdiğinizi onlara öğretmek yüksek standartlar ile baş etmekte size yardımcı olacaktır. Koşulsuz sevgiyi öğrenmek ve öğretmek için hiçbir yaş geç değildir…

Yorum Ekle