Can dosta sahip çıkmak insanlık borcumuz…


Sıcacık ortamınızda bu yazıyı okurken, yeryüzünde milyonlarca canlı; insan, hayvan, bitki donma tehlikesiyle can çekişirken…



Eğer sıcak bir eviniz varsa, kar yağışı ne güzel görünür gözümüze…

Kar taneleri küçükken oynadığımız kartoplarını; kızaklarla bayır aşağıya kayışlarımızı anımsatır…

Varsa, kedimiz kucağımızda, köpeğimiz yanı başımızda; içimiz, yüreğimiz kıpır kıpır olur, özlemle tatlı tatlı gülümseriz…

 Dışarıya çıktığımızda da hayatın kaçınılmazı bir kırbaç gibi yüzümüzde patlar ve acı gerçeğin şokunu yaşarız…

Hava buz gibi soğuktur.

Şu anda yazarken bile soğuğun ürpertisini hissedebiliyorum ve birden İçim titredi, bir battaniye örtüverdim üzerime...

Sıcacıkk ortamlarımızda bu yazıyı okurken, yeryüzünde milyonlarca canlı; insan, hayvan, bitki donma tehlikesiyle can çekişiyor…

Bu söylemim bir anda sizlerde soğuk bir duş etkisi yaratmış olabilir…

Ama maalesef ki hayatımızın acı gerçeği bu…

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, bu yüzyılda insanlarımız bu karda kışta hala sokaklarda yatıyor…

Bereket ülkemizde belediyelerimiz, bu yurttaşlarımızı hemen otellere ve barınma evlerine getirip yaşam kalitelerini arttırıyorlar…

Ancakkkk…

Yaşamlarını sürdürebilmeleri için Dünyada biz insanoğlundan başka dayanakları olmayan can dostlarımıza gelinceee..

Onlar hala sokaklarda dolaşıyor…

Onlar üşüyor, üstüne üstlük aç ve susuzlar..

Belediyelerimiz onlar için çabalasa da maalesef yetersiz kalıyor…

 Sevgili okur;

Senin vereceğin biraz mama, sofra artığına bulanmış biraz ekmek, onun için bir gün daha fazla, soğuk ile mücadelesi için güç verecek...

Üşüyor söyleyemiyor, korkuyor senden...

Belki sen ondan daha çok korkuyorsun, tabi ki bu konuda hiç kimse yargılanamaz, bir tür fobi, ama bu onlara yardımcı olmamak için kesinlikle bir neden olamaz...

Çünkü can dostlarımız bizlere muhtaç...

Bir de açlık...

Bakışıyorsunuz, bir markete girip 4 liralık mamayı döküverin oracığa...

Hani hiç değilse, açlığını yense mutlu olacak...

Ya bakışı...

Ya duruşu...

Ya masumiyeti...

Ya haykırışı...

İstiyor işte biraz ilgi, azıcık yemek...

O da bir can...

Başını biraz okşuyorsun, avucunun içi ateş gibi ısınıyor, sana verebileceği tek sevgi o...

Mutluluk o...

Yok ki başka birşeyi...

Evini bir başka can ile paylaşınca; kedi, köpek, kuş, bitki ile aynı havayı soluyorsan aynı çatı altı altında çok daha iyi anlayabilirsin bu yazdıklarımı...

Lütfen, biraz duyarlılık…

İçinde taşıdığın insanı özgür bırak, bırak ki bir iki parça yiyeceği onlara çok görmeyesin...

Bir kazancın yok, bunun sonunda madalya takmayacaklar, iki kedi, iki köpek doyurdun diye kahraman  da yapmazlar...

Ya iç huzurun...

İşte onu anlatamam sana, çünkü onu anlatmaya kelimeler yetmez...

Yaşa ve gör...

İnsan olabilmenin yolu, yaratılmış her şeye sevgi ve merhamet duyabilmektir...

Her canlıya saygı duy, bir hayvan diyerek küçümseme...

Unutma bu dünyada sadece insanoğlu yok!

Enzo jannacci, ne kadar güzel söylemiş "Bir kedinin, bir köpeğin dostluğu tonlarca ilaçtan çok daha şifalıdır"

Can dostlarımıza sahip çıkmak insanlık borcumuz….

Sevgi ve merhametle kalın...

Yorum Ekle

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Fahriye 20 Şubat 2021 17:25 Amin kızım kalemine ellerine sağlık bende cok seviyorum hayvanlar coooook

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Mutlu Öz 20 Şubat 2021 18:09 Ne güzel anlatmışsınız

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Erkan 20 Şubat 2021 17:27 Sokaktaki canlar, karda yemeğe ihtiyaç duyduğu kadar suya da ihtiyaç duyuyorlar. Köşe başına bir kap su, bir kap mama koymayı ihmal etmemeli. Çok duyarlı bir davranış ve çok güzel bir yazı olmuş Kalemine sağlık.

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Mustafa Sevdar 21 Şubat 2021 21:55 Duyarlılığınız için teşekkürler

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Taner KORKMAZ 20 Şubat 2021 19:20 “Avucunun içi ateş gibi. Bize vereceği tek sevgi bu”