Bursaspor'da Hedonik Adaptasyon!


Fonetiği gereği söylemekten haz aldığım bir tanımlama bu hedonik adaptasyon...



Nedir diye sorarsanız, şöyle açıklanıyor:
İnsanın hayatında olması için çok büyük arzu duyduğu ve amaca ulaştığı zaman hissettiği mutluluğun giderek azalması ve eski duygu durumuna geri dönmesi hali...
Ben bunu bizim şampiyonluk sonrası bugüne kadar geçen sürede evrildigimiz noktaya çok benzetiyorum.
Katılıp katılmamak serbest...
2010'dan sonra tecrübe ettiğimiz her sezona şöyle bir baktığımızda, amacına ulaşılmış bir durumun ardından, zirvede yaşadığımız o mutluluğun giderek nasıl da azaldığını göreceksiniz.
Ve eski duygu durumumuza nasıl da hızla döndüğümüzün.
Oysa hatırlayın, biz o sene sevinmeyi bile becerememiştik. Onun bile tadı başkaydı.
Ertesi sene, yani ligi üçüncü bitirdiğimiz sezon bile o başarı fazlasıyla tatmin etmişti bizi. Halbuki ikinci şampiyonluğa bir öncekinden belki de daha yakındık.
Günümüze gelecek olursak, bu kez tam tersi bir kanıksama haline büründük.
Bursaspor'un başarısızlığına alışmaya başladık. Her ne kadar, buradan bir an evvel kurtulmak zorunda olduğumuzu yüksek sesle haykırıyor olsak da, çıkamıyor oluşumuz bile git gide iç dünyamızda normalleşiyor, en çok da bu korkutuyor beni. Ben bunu kabullenemiyorum.

CAM TAVAN SENDROMU VE ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK!

Pire deneyini çoğunuz bilir. Yine de detaylı şekilde, bir kaynaktan alıntıladığım bilgi ile size de hatırlatmak isterim...
David J. Schwartz önderliğinde çalışmalar yürüten bir grup bilim adamı, pireler üzerinde yaptıkları deneylerde her pirenin farklı yüksekliklere zıplayabildiğini fark eder. Bu farklılık, cam tavan sendromunun da çıkış noktasını doğurur. Pirelerden bazılarını bir cam fanusun içine koyan araştırmacılar, fanusun tabanından 30 cm yüksekliğe camdan bir tavan yerleştirilir. Daha sonra fanusun tabanını ısıtmaya başlarlar.
Sıcaklık arttıkça pireler de fanustan kurtulmak için zıplamaya başlar. Ancak hepsi, 30 cm’lik yüksekliğe ulaştığında cam tavana çarparak tekrar yere düşer. Defalarca zıplamalarına yani başarmaya çalışmalarına rağmen, ne olduğunu anlayamadıkları bir şey onlara engel olmaktadır. Araştırmacılar bir süre sonra pirelerin en fazla 30 cm yüksekliğe, yani cam tavana çarpmayacak ölçüde zıplamaya başladığını fark eder.
Pireler kaçmalarına engel olan bu cam kapaktan kendilerini korumayı öğrenmiştir. Belirli bir sürenin sonuna gelindiğinde, araştırmacılar cam kapağı kaldırır ve tekrar fanusun tabanını ısıtmaya başlar. Pirelerin önünde artık kaçmaları için hiçbir engel yoktur. Fakat artık hiçbir pire 30 cm’den daha yükseğe zıplamaz.

Artık zihinlerinde, daha yükseğe zıplasalar da başaramayacaklarının bilgisi vardır. Cama her çarptıklarında hissettikleri acı, onlara hiçbir koşulda 30 cm’den yükseğe zıplamamaları gerektiğini öğretmiştir. Bu yüzden ne engelin kalktığının ne de bir adım ötelerinde özgürlüğün olduğunun farkına varamazlar. Bu deney, pirelerin bir eylemi başaramayacaklarını öğrendiklerinin kanıtı olarak tarihe geçer.
İşte bu çok çarpıcı deneyden hareketle, camia olarak öğrenilmiş çaresizlik sendromundan hızla kurtulup, sıçramak ve özgürlüğümüzü kazanmak zorundayız.Yoksa zemindeki ateş ayaklarımızı daha çok yakacak...

Tecrübe ile sabit... Sert eleştiri, kavga, kaos, yakma, yıkma bugüne kadar Bursaspor'a hiçbir şey kazandırmadı.
"Hatalara susalım" da demiyorum ama dozu daha dengede tutabilme imkânımız var.
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Bursaspor sevgisi dirilmek için yeter.
Biz Bursaspor'u el ele verip bu durumdan çekip çıkaracak mıyız, yoksa ayağımız yandıkça öğrendiğimiz kadar zıplayıp yerimizde mi sayacağız?
Önce buna karar verelim.
Yoksa güçlerimizi birleştirmek ve yeniden hedefe odaklanmak aslında bizim uzmanlık alanımız. Bunu hatırlayalım yeter...

İDRAK!

Son olarak Bursaspor yönetimine sesleniyorum;

Hataları kabul etmek bir erdemdir, ders almak ve tekrarlamamak, nasıl düzeltileceği yönünde kafa yormak, işi bilenlerden(!) fikir almak, bunu iyi sentezleyip hayata geçirmekse mükemmel bir bilgelik.
Bay geçilen hafta ve milli maç arası ile birlikte hayli geniş vakitte sizi motive edecek, hızla ve hırsla doğruya yönlendirecek tek bir hareket yeter aslında...
Her ne kadar şu an için kriter olmasa da, mevcut puan durumunun çıktısını 1x2 metre ölçülerinde çoğaltarak bastırıp, yönetim kurulu toplantı odasının her yerine asın.


Baktıkça, yönettiğiniz armanın nerede durduğunu her an görün.
Gördükçe hangi hayaller ile bu yola çıktığınızı hatırlayın.
Hatırladıkça kendinizi sorgulayın.
O tablo, her Bursasporlu gibi içinizi acıtmalı.
İşte o acı, size oradan nasıl uzaklaşmanız gerektiğinin yolunu gösterecektir.
Durun durun!
Artırıyorum, sadece toplantı odası yetmez.
Futbolcu katı, odaları, koridorlar, sağlık odası, kondisyon merkezi, restoran, kış bahçesi başta olmak üzere, tesisin her yerine yapıştırın ki, futbolcular da bu acı gerçekle her an yüzleşsinler.
İdrak, başka türlü gerçekleşmeyecek çünkü!..

Yorum Ekle