BURSA'NIN WEMBLEY'İ...


Altyapı dendiğinde ilk akla gelen kulüp olmanın gururunu yıllardır yaşıyor, bu duyguyu başımızın üstünde taşıyoruz.



Vakıfköy futbolcu fabrikasından yetişip, ülkenin çeşitli kulüplerinde, milli takımlarda hatta Avrupa arenasında boy gösteren futbolcularımızın varlığı daima göğsümüzü kabarttı.

Öyle ki, bu muhteşem üretim tesisi, yetiştiriciliği ile örnek olurken, bir yandan da A takımı besleyerek Bursaspor'un adeta can damarı haline geldi.
"2. Şampiyonlar Vakıfköy'den çıkacak" sloganı da sıkı sıkıya sarıldığımız, yarına dair umutlarımızın silinmez imzası oldu.
Gözlerimiz Vakıfköy'ün bu denli üzerindeyken, bunca zamandır belki de atladığımız, aslında Vakıfköy'ün de bir nevi altyapısı konumunda olan çok önemli bir yer daha var.

Merinos Futbol Okulu...

Burası da, Vakıfköy'e giden yolun bir bakıma ilk adımı, çıkış noktası.
Yüzlerce minik kramponun, yeşil beyaz formalarla futbol dünyasına ilk adımı attığı yer.
Eskiden amatör maçlarda, sonrasında da oğlunu okula taşıyan bir anne olarak oraların tozunu çok yuttum.
Soğuğunda da hayli donmuşluğum var tabii...
Orada geleceğin futbolcu adaylarının aileleriyle tribünden antrenmanları izlerken, çocukların heyecanına şahit olmak, o safiyane sevinçlerini izlemek gerçekten paha biçilemez.
Günden güne tıkır tıkır işleyen bir yapı haline gelen, yenileme çalışmalarıyla daha nezih bir ortama bürünen Merinos Futbol Okulu'nun da aslında Bursa ve Bursaspor adına ne büyük bir değer olduğunu hatırlatmak istedim size.


A takımı nefes almadan takip ederken, aslında bu yapının arka planında, diğer mecralarda da verilen emeği dile getirmek gerek zaman zaman.
Futbol Okulu Koordinatörü Yılmaz Burul hocam başta olmak üzere, sabahın erken saatlerinden neredeyse akşama kadar, kar, buz, yağmur, fırtına demeden futbol eğitiminin yanı sıra Bursasporluluk bilincini minik yüreklere aşılayan antrenörlerimiz Hakan Şen, Serkan Bilir, Taha Esenalp, Atakan Yücelen, Gürkan Sağkan, Melik Özmen, Süleyman Şen, Mehmet Şentürk ile her idmanda gözünü çocukların üzerinden bir an bile ayırmayan emektar sağlıkçı Ali Fuat Güneş'e ne kadar teşekkür etsek az. Şu anda Vakıfköy Gençlik Geliştirme Sorumlusu olan ama uzun yıllar buraya hizmet etmiş Hakan Cenkçiler'in yanı sıra yolu teknik adam olarak Merinos'tan geçmiş tüm hocaları da analım ve emeklerine teşekkür edelim.
Merinos Futbol Okulu deyince, belki de neredeyse oranın her şeyi olmuş Öznur Kalkan'a ayrı bir paragraf açmadan olmaz.
Kayıt işlemlerinden tutun, malzeme takibine, stadın akıtan çeşmesinden, açık unutulmuş ışığına kadar eli her şeyin üzerinde olan Öznur da oranın, tıkır tıkır işleyen sistemle sıcacık bir yuva haline gelmesinde büyük pay sahibi. Velilerin gönül rahatlığında payı hayli büyük, ona da yürekten teşekkür.
Kalpten verilen emek, her yeri güzelleştiriyor.

Bu arada daha önceki yonetimlerde kullanım hakkı verilen isminin mevcut yönetim tarafından geri alınmış olması da son derece önemli bir gelişmeydi, teşekkürler.
Aynı zamanda kulübün gelir kaynaklarından biri olan futbol okulu, şu an çeşitli yaş gruplarında tam 450 öğrenciye ev sahipliği yapıyor.
Düşünsenize, 450 evlat burada eğitim görüyor.
Hafta içi ve hafta sonu antrenmanları ile sürekli kalbi atan, her gün üzerinde dumanı tüten mini bir fabrika aslında orası da.
Dolayısıyla, bu şehirde yaşayan her futbolseverin mutlaka bir şekilde yolunun düştüğü, nice maçlara şahitlik ettiği, Bursa amatörünün Wembley'i, yıllardır çok özel bir amaca hizmet ediyor. Bu yapının değerini bilmek ve sahip çıkmak da hepimizin boynunun borcu diye düşünüyorum.Eksikleri mutlaka vardır.
O nedenle Bursaspor'a destek olurken, yeşil beyaz sevdanın küçük kalplerde yeşerdiği böyle önemli mecraları da unutmamalıyız.

Bu verimli tarlaya Bursa olarak iyi bakalım ve sahip çıkalım ki hasat zamanı gelince gururunu ve keyfini birlikte yaşayalım.
Atatürk Stadı gibi Merinos'un da kalbimde yeri özel.
Çocukken Nejat Biyedic ile ilk tanışmam o statta olmuştu.
Tesisin bir zamanlar her şeyi olan rahmetli Erdoğan İzmirli'nin sahanın her yerinde dört döndüğü, Keçi Enver'in sahada yaptığı hareketlerle tribünleri kahkahaya boğduğu, izlemekten herkesin büyük keyif aldığı Olgunlar Futbol Turnuvası'nı hatırlarsınız...
Gözümün önünden hiç gitmiyor o anlar.
Bursaspor'un efsane futbolcularının bir araya geldiği o organizasyonda babamla birlikte tribündeydik. Nejat hoca Bursaspor'daki görevinden yeni ayrılmıştı.

Onun gidişine çok ağladığımı hatırlıyorum. Gitmeden Olgunlar Futbol Turnuvası'na katılmıştı.
O gün turnuva başlamadan önce babam beni Nejat Hocanın yanına götürdü. Heyecandan ölecektim, kim bilir nabzım kaça yükselmişti.
Şimdi bile bu satırları yazarken o anları yeniden yaşadım, gözlerim yaşardı.
Ayaküstü sohbet ettik, Nejat hoca her zamanki o anlaşılmaz tatlı Türkçesiyle bana bir şeyler söylemişti.
Ne dedi, neler konuştuk hatırlıyor musun diye sorun?
Öyle efsunlanmış gibi kilitlenmişim ki ona, sadece benimle tokalaştığıı, sesini ve gülümseyişini hafızama kazımışım. Geri kalanı flu... Uzun süre kendime gelememiştim zaten.

Hatta okulda, "Ben hafta sonu kimle tanıştım tahmin edinnn" cümlesiyle başlayıp, nefes almaksızın ballandıra ballandıra anlattığım bu hikaye kız arkadaşlarımın pek ilgisini çekmemiş, konuya sanki Tarkan'la tanışmışım gibi yaklaşmamı hayli garipsemişlerdi.
Sınıfın futbola ve Bursaspor'a bağımlı tek kız üyesi olunca, heyecanımın nasıl kursakta kaldığını siz düşünün artık.
Ama benim için yıllar geçse de paha biçilemez bir değere sahip bu anı, o ayrı... Tabii yıllar sonra Nejat Hocam ile aynı gazetede yazı yazıp, programlarda sohbet edeceğimizi nereden tahmin edebilirdim. İyi ki o günleri yaşamak nasip oldu...Hey gidi geçmiş.

Bu vesileyle Nejat Hocamı, Erdoğan İzmirli'yi, Keçi Enver'i ve yitirdiğimiz tüm değerlerimizi rahmetle anıyorum...
Ne olur içi buram buram tarih kokan, anılarıyla yüreğimizin en güzel köşesinde yaşayan böyle değerlerimize sıkı sıkıya sarılalım.
Vakıfköy, buradan çıkan yeteneklerle dolup taşsın, Bursaspor, umutla baktığımız geleceğe kendi yetiştirdiği evlatlarıyla yol alsın.

Yorum Ekle