Bursa Kiliseleri


Bursa’daki tarih eserler deyince sadece İslam eserleri olan cami, medrese, türbe vs. gibi yapılar akla geliyor. Bu nedenle kilise, kale gibi Osmanlı dönemi öncesi yapılar dikkate alınmamış ve korunmamıştır.



Oysa Bursa tarihini Osmanlı’dan başlatmak, Bursa’ya yapılmış en büyük haksızlıktır. Bursa’da 80 yıl öncesine kadar yüzü aşkın kiliseden bugün çok azı  günümüze gelebilmiştir. Birçoğu bin yılı aşkın tarihleriyle Bursa’nın kültürel varlıkları olan kiliselere sahip çıkarak korumak,  insanlık tarihi olduğu kadar, kent tarihimiz için de çok önemlidir.

Önceleri Bursa’da 55 kadar Hıristiyan köyü vardı. Her Hıristiyan köyünde ise en az bir kilise faaliyette idi. Ancak köylerdeki bu kiliselerin çoğu 18-19. yüzyıldan kalmadır. Bir çoğu Kurtuluş Savaşı sırasındaki hengamede yıkılıp yok olmuşsa da, azımsanmayacak kadar kilise günümüze gelebilmiştir. Bu kiliseler çoğunlukla Karacabey, Mudanya ve Bursa'da yoğunlaşmıştır.

1898 tarihli Yıllığa göre Bursa merkez ilçede 29, Mudanya'da 11, Gemlik'te 12, Orhangazi'de 7, Karacabey'de 4, M.Kemalpaşa'da 2, Yenişehir'de 1, İnegöl'de 3 kilise olduğu yazılmaktadır. Bu sayılara İznik gibi birçok merkez sayıları dahil değildir.

Bizans Kiliseleri

Bursa’da bulanan kiliseler iki döneme aittir. Biri, Türklerin bölgeye gelmezden önce yapılmış bulunan Bizans kiliseleridir. Bu kiliseler çok eski ve değerlidir. Diğeri ise, 1922 yılına kadar Bursa’da yaşayan Hıristiyanların yaptığı ve çoğu da 18-19. yüzyılda yapılmış kiliselerdir. Bir de şehir dışında bir külliye biçiminde yapılmış manastırlar vardır.

Bursa fethedildiği zaman Bursa sadece Hisar içinden ibaretti. Bu tarihte Hisar'da 7 kilise bulunduğu sanılmaktadır. Bunlardan sadece Orhan Türbesi içinde mozaikleri gözüken Saint Elien ile yine sadece mozaikleri kalmış Yerkapı Kilisesinin kalıntıları günümüze gelebilmiştir.

Bursa’nın kuşkusuz en eski kiliseleri İznik’teki Ayosofya Kilisesidir. Ayrıca İznik’te üç Bizans kilise kalıntısı vardır. Ulubat Gölü’ndeki Halilbey Adası’nda, 8. yüzyılda yapılmış Hagios Konstanten Manastırı, ile 1162 yılında yapılmış olan Gemlik Kurşunlu köyündeki Hagios Aberkios Manastır da günümüze gelebilmiştir.

Zeytinbağı’nda 720 yıllarında, Kenolakkos Manastırı olarak yapılmış olan ve bugün Fatih Camii olarak kullanılan kilise dışında, Kemerli Kilise ve Panagia Pantobasılıssa Kiliseleri vardır. Bugün Bursa’da bulunan en ünlü manastır, Zeytinbağı yakınlarındaki Medice Manastırı’dır. Zeytinbağı’nın 5 km batısında 709 yılında kurulmuş olan Pelekete Manastırı, 710 yılında yapılmış Zeytinbağı’ndaki Triglia Manastırı, 780-797 yılları arasında yapılmış olan Kumkaya Kilisesi günümüze gelmiş kiliselerdir.

Bursa’da “kilise meselesi”

Bursa’da Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında zaman zaman çeşitli nedenlerden olaylar çıkmaktaydı. Çoğu kez ekonomik nedenlerden çıkan bu olaylar, her zaman dinsel veya sosyal bir kılıfla gündeme gelmiştir.

Mahkeme kayıtlarına göre 17. yüzyılda, Hisarın Kaplıca Kapısı yakınlarında bulunan eski kilise yerine Hıristiyanların kilise yapmaya kalkışmaları, o tarihte büyük olaylara neden olmuştu. Bursa’da “Kilise meselesi” olarak adlandırılan bu olayda,  Naima tarihine göre “Hıristiyanlar yasaya aykırı açtığı bu kilise için kadıya para vermişler. Hocazade Mesut Efendi de kadı olunca buna karşı çıkmış, kilisenin kapısını kilitlemiş. Bunun üzerine Sadrazam/Başbakan kiliseyi kapatan kadıyı görevden almıştır. Bunun üzerine de Bursa halkı kadımız yok yere görevden alındı diye ayağa kalkıp, bu kiliseyle birlikte Bursa’da bulunan üç kiliseyi “berbat” etmişler. Bunun üzerine sadrazam olayı bastırmış, kiliseleri de yeniden yaptırmıştır.

Benzer bir olay da 18. yüzyılda yaşanmıştır. 1794 yılı Ramazan ayının 28. günü, tamir edilen bir Ermeni kilisesine çok yüksek bir şekilde ve altı kubbe üzerine yapılması, Müslümanların dualarının kabul edilmeyeceği ve yağmurun yağmamasına neden olacağı yönünde hocaların yaptığı tahrik sonucu yıkılmıştır. Olayın ilginci ise kilise, Hoca Kadın’ın önderliğinde bini aşkın Bursalı kadın tarafından yıkılmış olmasıdır. Bu olay üzerine de Hükümet, Bursa’da kiliseyi yıkanların tümünü yargılayıp ceza vermiştir. Yıkılan kilise de yeniden yapılmıştır.

Son 30-40 yıldır Bursa’da 40-50 kilise, yukarıdaki biçimde olmasa da yıkılmıştır. Ya da yıkılmasına izin verilmiştir. Yunanistan’a giden bazı dostlarımız, oradaki bazı camilerin kapılarına kocaman kilitler vurulmuş olmasını eleştirmişlerdi. Keşke Bursa kiliselerinin kapılarına da kilit vurulabilseydi de, Bursa’ya dedelerinin yaşadığı topraklara gelen Yunanlı turistler, kiliselerin ahır olarak kullanıldığını görmeseydi.

Kutsal yapılara saygı

Zaman zaman bazı kışkırtmalar sonucu oluşan münferit olaylar dışında, Osmanlı döneminde Bursalılar, asla bugünkü kadar tutucu değildi. Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler birlikte sorunsuz biçimde yüzyıllarca yaşamışlardı. Karacabey’deki Tümbekli Camii, her üç dinin birleştiği mekandır. Önce Yahudilere Havra, sonra Hıristiyanlara kilise, bugün de Müslümanlara cami olarak hizmet vermekte olan bir yapı olmasının özelliği ile eşine az rastlanır bir örnektir. Camiye girdiğinizde önce haç işareti bulunan sütunlar karşılar sizi. Sonra kubbeli bir camiye girilir. Soldaki kapıdan ise havraya girilir. Caminin dolayısıyla havranın bahçesinde ise Yahudi mezar taşları var. Bir kilise veya havranın yine bir ibadet mekanı, yani cami olarak kullanılması ne hoş... Hangi amaçla olursa olsun içinde dua edilen tanrı aynı, ellerini açtığımız gökyüzü aynı değil mi?

1869 yılında Bursa’ya gelen Von Warsberc, Bursa’da gördüğü benzer hoşgörülü ortamı şöyle dile getirmişti: “Avrupa'ya dönünce, hep onu sordum oradaki insanlara; Türklerin hoş görmezliğinden yakınanlara sordum; camilerini ele geçirip, oralarda namaz yerine ayin yaptırsaydınız, Hıristiyan duaları okutsaydınız, acaba tepesinde alem ile tuğrayı da dokunmadan saklar mıydınız? Burada mermer blokları arasında rastladığım haç işaretlerinin yüzlerce yıl öylece saklanması, bence onlara saygıdan ileri gelmiyor. Hayır, Türkler kendi dinsel inançlarının, yabancı bir dinin kalıntılarını yok etmeye elvermediği kanısındadırlar.”

Fransız Kilisesi

Zafer Plaza karşısındaki yamaçta da Rum metropoliti bulunuyordu. Yakın zamana kadar bulunan kalıntıları son düzenlemelerde yok edildi. Demirkapı Kilisesi de Bursa’nın en sağlam kiliselerinden biridir. Bu kilise de mutlaka kurtarılmalıdır. Muradiye Askerlik Şubesi bahçesinde bulunan kilise de yıkılmak üzeredir.

Bursa’da en son kapanan kilise, Hocaalizade Mahallesinde bulunan Fransız Kilisesidir. İkinci Dünya Savaşına kadar faaliyetini sürdüren kilisenin yapımı, 1914 yılında tamamlanmıştır. Santa Maria adını taşıyan kilise, "Soeurs de Charites"  adındaki Fransız rahibelerinin yönetiminde idi. Bazı kaynaklara göre Protestan, bazı kaynaklara göre ise Katolik’tir. Fransızlar tarafından misyonerlik amacıyla açıldığı bilinmektedir. Burada görev yapan en son görevlilerden biri olan Menthon’un Bursa’daki manastırlarla ilgili bir kitabı bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğünün  malı olan bu kilisenin karşısında, yine kilisenin malı olan hastane, okul ve rahibelere ait konutlar vardı. Ne yazık ki burada bulunan o güzelim yapılar yıkılmıştır. Tıpkı, 25 yıl önce, İpekçilik caddesi üzerinde bulunan Bursa’nın en güzel kilisesi Ermeni kilisesi ve okulunun yıkıldığı gibi... Namazgah yolundaki Ermeni Kilisesi de, aynı akıbete uğramamak için apartmanlar arasına saklanmış...

Bursa tarihi, Osmanlı döneminden başlamadığı gibi, Bursa kent kültürü de, sadece bu kentte yaşayan Müslümanların kültürü değildir. Çünkü bu kentte yüzlerce, hatta binlerce yıl çok farklı din ve milletler yaşamış olup tüm bu insanların ürettiği her şey Bursa kent kültürünü oluşturmaktadır.

Yorum Ekle