Bursa Kalesi ve Saltanat Kapısı


Bursa kalesi, doğanın yaptığı yüksekçe duvarlarla, adeta duvarları Tanrı tarafından örülmüş... Bursa kalesini korumak için insanların çok şey yapmasına gerek kalmamış. Bursa kalesinin yapılışı İ.Ö. III. yüzyıla, yani Bursa'nın kuruluşuna kadar geri gider.



Kaynaklara göre kale, I. Prousias döneminde, ünlü Romalı general Hannibal önerisiyle yapılmış. Olasılıkla Bursa’nın önceki yerleşimi, Tahtalı, Yaylacık ve Misi köyleri çevresinde idi. Çünkü bu bölgedeki kalıntılar Roma dönemine kadar inmektedir. Hele Tahtalı kalesi, son derece büyük ve geniştir. Ancak ne yazık ki, kaynakların hiç biri bu kaleden söz etmez. Sanırım daha sonra bugünkü Bursa’ya yerleşildi. Bursa kalesi öylesine korunaklı bir kale idi ki, fethedilmesi adeta olanaksızdı. Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği gibi: “Uzun süre Rumların elinde kalmış olan kale, Konya Selçukluları yedi kez, 7-8'er ay kuşattıkları halde alamamışlardı.”

Aslında Osmanlılar da Bursa kalesini fethetmemişti. Onlar da bu kalenin alınamayacağını anlayarak, uzun yıllar kuşatma altına alıp, teslim olmaya zorlamıştı içindekileri. Bursa’nın doğusunda bulunan Balabancık kalesi ile, Kükürtlü ile Karamustafa kaplıcası arasında da Aktimur kalesi de bu amaçla yapılmıştı. Aslında bu kaleler, Osmanlı Devleti’nin ilk kaleleri idi. Ancak günümüzde Balabancık kalesi üzerinde lojmanlar olup, yıkılmaya terkedilmiştir. Aktimur kalesinden ise çok az bir kalıntı kalmıştır.

Bursa kalesinin güvenliğini artıran bir diğer unsur da, yer altındaki geçit ve sığınaklarıdır. Olasılıkla Bizans döneminde yapılmış olan kale altındaki mağaraların uzunluğu 79 metre olup genişliği 5,5 metredir. Yüksekliği 4 metre olan iki mağara, 1935 yılında, Valilik tarafından  kentin sığınağı olarak kullanılması kararı almıştı.

Birçok kez kuşatılıp yıkılan surlar, birçok kez yeniden yapılmış veya bakım görmüştür. Bugün Bursa surlarının uzunluğu 2 km kadardır. Çakırhamam ile Tophane arasında biri yuvarlak, diğeri dört köşe iki burç vardır. Tophane'ye giderken solda, hastaneye giden yolun başında Hisar Kapı bulunur. Bu kapıyı Çelebi Mehmet onartmıştır.

Yıldız Kahve'nin önünde Kaplıca Kapısı vardı. Buradan Zindan Kapı'ya kadar surlar devam eder. Zindankapı’nın her iki tarafında cezaevi kalıntıları vardır. Bu kapıdaki burç Osmanlı yapısıdır. Bu kapıdan Üftade'ye kadar surların en sağlam kalmış bölümleri bulunur. Pınarbaşı'ndan Cilimboz Deresi'ne kadar yer alan düzlükte, savunma güç olduğu için, çift sur vardır. Pınarbaşı önünde, kalenin dördüncü kapısı olan Pınarbaşı Kapısı bulunur. Üftade'nin bulunduğu alanda ise beşinci kapı olan Yerkapı vardır.

Timur döneminde saldırıya uğrayan Bursa surları güçlendirilmişti. Bu olaydan on beş yıl sonra Karamanoğlu'nun saldırısı sırasında da, Hacı İvaz Paşa tarafından surlar tekrar güçlendirilmiştir. Surlar, 1651 yılında da tekrar esaslı bir onarım görmüştür.

Surların üzerinde, özellikle Roma dönemindeki çok farklı yapılardan kalıntıların kullanıldığı görülür. Daha çok Tophane bölgesindeki burçlarda kullanılan bu eski Roma eserlerin bazıları, defineciler tarafından bir kaç yıl önce sökülüp çalındı. 1890’lı yıllarda Mehmet Ziya, benzer bir anıyı şöyle anlatıyor: “Bursa'da bulunduğum zaman, Hisarkapı'nın üzerindeki kemer kaldırılarak yol açılmıştı. Bu sırada duvar arasından bir heykel başı çıkarıldığı söylense de ne olduğu anlaşılamadı.” Abdulkadir Kadri de Yerkapı'nın, eski Bursa Valisi Celaleddin Paşa tarafından yıkıldığını anımsıyor. En son yıkılan bu iki kale kapısının sadece birer fotoğrafı, anı olarak kalmıştır.

Gezginlerin Gözüyle Bursa Kalesi:

17 yüzyılda Bursa’ya gelen Evliya Çelebi’nin Bursa kalesi tasviri oldukça aydınlatıcı, sanki bir fotoğraf karesinde görülenleri yazmış:

“Kalenin temelleri yalçın kayalar üzerinde kurulmuş, uzunca bir dikdörtgendir. Kuzey ve Yıldız tarafı yüksek olduğu gibi, altı da uçurumdur. Üç tarafında hiç bir hendek yoktur. Pınarbaşı, Değirmenler Mahallesi tarafları derin hendektir. Zaman geçtikçe hendeği tamir edilmiştir. Karayazıcı, Arap Said ve Kalenderoğlu adlı Celali eşkıyaları Bursa’yı kuşattığı zaman hendekleri toprakla doldurmuşlar. Kalenin çevresi on bin adımdır. Altı bin bedeni, altmış yedi kulesi ve beş kapısı vardır. Güney yönüne açılan kapıları Pınarbaşı ve Zindankapı'dır. Batıya açılanları Kaplıca ve Balıkpazarı kapılarıdır. Kalenin dört tarafındaki temellerde ortaya çıkan taşların her biri hamam kubbesi kadar. Bu da gösteriyor ki, kale insan yapısı değildir.”

1745 yılında Bursa’ya gelen Richard Pockocke, Theodoros Komnenos Laskaris'in kulelerden birini yaptırdığına ilişkin bir yazıt görmüş. Evliya Çelebi de: “Kale sonraları İzmir kraliçesi Kaydage'nin eline geçmiş. Bazı burç ve duvarları tamir edilmiş olduğundan üzerinde Yunanca yazılmış yazıtları vardır.” diyerek  bu bilgiyi onaylıyor. Bu yazıyı, daha başka gezginler de görmesine karşın bugün nerede olduğu bilinmiyor. Pockocke, kalenin kuzeyinde, birkaç yıl önce yanan bir sarayın harabeleri gördüğünü yazıyor ki, olasılıkla bu Bitinya Sarayı idi.

1833 yılında Texier’e göre, Bursa, Hisar’ın boyu yaklaşık 4 km, eni ise 1 km'dir. Olimpos'un ufak tepelerinden birinin yamacında  kurulmuştur. Kenar mahalleler, sağa sola yayılmıştır. Yüksek bir tepeye sağlam bir biçimde yerleşmiş olan kale, tüm kente egemen bir durumdadır.

 

Yorum Ekle