Bursa Bandosu


Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da kaldırılması üzerine, Batı tipi yeni orduya, mehterhane yerine yeni bir müzik getirilme gereği duyulmuştu. Böylece, Muzika-i Hümayun adı verilen boru takımı kuruldu.



Nazım Alpman, Akşam gazetesinde yazmıştı, Mudanya’da ilk sivil bandonun kurulduğunu. Canlı kaynaklara dayanak Mudanya Bandosunu tanıttığı yazı çok hoştu doğrusu. Oysa Bursa’da çok eski okul bandoları vardı. Bunların başında da Sanat Okulu Bandosu gelmekteydi. Sanat Okulu’nun Osmanlı dönemindeki en önemli prestiji de güzel bir bandosu olmasından kaynaklanmaktaydı.

İlk bando 1826 yılında kuruldu

Osmanlı Sarayı'nın çoksesli Batı müziği ile tanışması dışarıdan gelen konuk orkestra ve opera dinletileriyle başlar. Bunlar, müzikli oyunlar, orkestra konserleri, opera temsilleri, bale ve koro topluluklarıdır. Örneğin 1543'te imzalanan Osmanlı-Fransız antlaşmasından sonra I. François Kanuni'ye bir orkestra göndermiş, bu orkestra sarayda üç konser vermişti.

III. Selim ilk kez 1797'de, Topkapı Sarayı'na Batı'dan gelen bir opera topluluğunu konuk etmiş, temsiller saray çevresinde ilgi uyandırmıştı.

Batı müziği eğitimi için ilk adımları ise II. Mahmut atmıştı. Yeniçeri ocağının 1826'da kaldırılması üzerine, Batı tipi yeni orduya, mehterhane yerine yeni bir müzik getirilme gereği duyulmuştu. Böylece, Muzika-i Hümayun adı verilen boru takımı kuruldu. Başına da ünlü İtalyan opera bestecisi Gaetano Donizetti'nin kardeşi Giuseppe Donizetti (1788-1856) getirildi. Muzika-i Hümayun bir saray bandosu olarak görev yaparken, Donizetti Paşa bunlara, 1846'da yaylı sazlar bölümü de ekleyerek bir de orkestra oluşturmuştu.

Donizetti Paşa, müzisyenlerini Hamparsum notası ile eğitmiş; yeni besteler yaparak bandonun dağarcığını geliştirmişti. İtalya'dan yeni çalgılar ısmarlayıp her çalgı için yabancı öğretmenler getirtti. Bando, yalnız padişahın törenlerine katılmakla kalmaz, kent sokaklarında verdiği konserlerle, halk tarafından da benimsenir. Böylece Donizetti'nin bandosu, halka da çoksesli müzikle tanışma fırsatı vermişti.

Bando artık sahnelerde

Tanzimat'la birlikte, 1839'da İstanbul'da açılan Fransız Tiyatrosu'nda müzikli oyun ve operetler oynanmaya başlandı. Batı'dan gelen sanatçıların bu temsilleri çok sesli müzik dünyasını zenginleştirdi. 1868'de Güllü Agop'un Gedikpaşa Tiyatrosu'nda ilk Türk operetleri, daha sonra ilk Türk operaları sahnelenmeye başlandı.

1.Abdülhamid döneminde Bandonun komutanlığına Necip Paşa geldi. 1890'da Zati Arca'in kurduğu 65 kişilik koro, ilk çok sesli koro olarak tarihe geçti.

Muzika-i Humayun'dan yetişenler 1880'li yıllarda değişik askeri kurumlarda, kara ve deniz bandolarını kurarak çok sesli marşları yaygınlaştırdı. Bütün bu kurumlardan yetişen öğretmenler sanayi mekteplerinde ve çeşitli sultanilerde (lise) öğretmenlik yapmaya başladı.

1908'de Meşrutiyetin ilanı ile Saffet Bey, ilk Türk şef olarak Muzika-i Hümayun’un başına geçti. Muzika-i Hümayun, o sıralarda orkestra, bando ve fasıl heyetinden oluşmaktaydı. Daha sonra Zati Bey, ardından da Zeki Üngör Muzika-i Hümayun’un başına geçti. Zeki Üngör, 1917'de bu orkestra ile Avrupa turnesi bile yaptı.

Cenaze arkasında bando

Bir islamcı yazar, cenazeyi uğurlarken arkasında giden cemaatın yüksek sesle zikir veya fetih suresinin okumasını bile mekruh görülmüştü. Birçok kaynağı sıralayarak cenazeyi bando ve müzik eşliğinde götürmek kesinlikle câiz değildir fetvasını vermişti. Yazara göre bu olsa olsa Hıristiyan âdetlerinin körü körüne taklidinden başka bir şey değildi. 

Oysa Türk sufi geleneğine göre cenazelerde müzik kullanıldığı bilinmektedir. Hatta Mevlana Celalettin Rumi’nin cenazesi müzik ve rakslar eşliğinde mezarlığa götürülmüştü. Müzik eşliğinde cenaze gömülmesi Anadolu’da yaygın bir gelenekti. Nitekim Roma ve Bizans döneminde, yaygın bir biçiminde uygulanan cenaze alaylarında meşalelerle yürüme, müzisyenlerin ve ağıt yakan kişilerin bulunduğu kortej, XIII. yüzyılda ölen Mevlana’nın cenaze törenini hatırlatıyor.

Bursa’da ilk bando

Bandonun daha çok orduda ya da okullarda faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Bursa’daki yabancı okullardan hemen tümünde bando olduğu anlaşılmaktadır. Bursa’da ilk Türk bandosunun, Vefik Paşa döneminde 1860’lı yıllarda kurulmuştu. Hatta bu bandoyu, Bursa tiyatrosuna tahsis etmişti (İbnülemin, Son Sadrazamlar II-684). Taşrada Türkler tarafından kurulan ilk bando sayılabilir.

Bursa’daki ilk önemli Türk bandosu Sanayi Mektebi Bandosuydu. (Tophane Endüstri Meslek Lisesi) 1905 yılında Bursa’ya gelen Hasan Taib, Hamidi Sanayi (Tophane Meslek) Mektebini şöyle anlatır: “Özellikle musikide az bir zaman önceki gelişmeleri hayrete değerdir. Bu gelişmede Osmanlıların gelişmeye olan yatkınlığını göstermesi açısından ilginç bir örnek oluşturur. Burada kurulan bando takımının haftada iki gün, Pazartesi ve Perşembe günü Hükümet Konağı civarına gelerek çaldıkları marşlar takdire değer.”

Aslında İl Genel Meclisi tutanaklarına göre Bursa sanat mektebine musiki aleti getirmek üzere I. Dünya Savaşı öncesinde Avusturya Bursa Konsolosu Tarano’ya 350 lira verilmesine karşın bu aletler gelmemiş, olay mahkemeye intikal etmişti. Bunun üzerine Fransız Okulu kapandıktan sonra 32 parçadan oluşan bandosunun dolapları ve gereçleri Sanayi Okulu tarafından 400 liraya satın alınmıştı. (Ertuğrul Sayı 752, 19 Mayıs 1924)

Gazete ve belgelerden, tüm resmi törenler sırasında Sanayi Mektebi Bandosu’nun marşlar çaldığı  görülmekte (Hüdavendigar, Sayı 2468, 15 Temmuz 1911).

Bursa’nın sivil bandosu var mı?

Aziz Nesin, sürgün olduğu 1940’lı yılların başında Bursa’ya geldiği ilk gün, onu bando karşılamış. Jandarmalar arasında yürürken, bandonun yersiz bir günde, Atatürk Anıtında marş çalmasını esprili bir dille böyle anlatmıştı anılarında.

Aziz Nesin, 1940’lı yıllar Bursa’sının eski bir geleneğinden söz ediyor anılarında: “Bursa’da bir adet vardır. Öyle bir adet ki, ne Türkiye’nin başka bir ilinde, ne de dünyanın başka yerinde böyle bir şey olur.” Ünlü yazarın sözünü ettiği bu geleneğe göre sabah ve akşam olmak üzere Cumhuriyet Alanında İstiklal Marşı çalınmaktaymış. Belki de, Vefik Paşa döneminden gelen bir alışkanlık bilinmez...

Bugün Mudanya ve Gemlik gibi kasabalarda, esnaflardan oluşan sivil bandolar var. Bursa’nın da bir sivil bandosu var. Sabah akşam İstiklal Marşı olmasa da, Kent Müzesi önünde sık sık konser verecek bir bandonuz niye yok...

 

Yorum Ekle